8 Eylül 2011 Perşembe

Dolmabahçe Sarayı'nda Müzik Aletleri

Dolmabahçe Sarayı, müzik aletleri ve notaları bakımından tam bir Batılı saraydır. Saray’da bulunan 9 piyano, 2 harmonyum, 2 org, çello, kontrbas ve kemanlar dışında, nota arşivi de Batı müziği çalmaya ve öğrenmeye yönelik bir repertuardır. Yıldız Şale ve Beylerbeyi Sarayı da sahip oldukları birer piyano ile bu izi sürerler. Aynalıkavak Kasrı Sultan III. Selim (1789-1807) gibi bir Türk musikisi bestekârı ve neyzeni ile anılır olmuşsa da Kasrın orijinalinden günümüze kalmış saz yoktur. Ancak Sultan Abdülaziz’in (1861-1876) torunu merhume Gevherî Osmanoğlu’nun armağanı sazlar, notalar ve taş plaklarla başlayan koleksiyon çeşitli sazendelerin ve Büyükşehir Belediyesi Saz Koleksiyonu’nun da katılımı ile seçkin ve nadide bir bütün oluşturmuştur.
 Dolmabahçe Saat Müzesi Ana Sayfa

Saat Koleksiyonu

Saat koleksiyonu, 284 adet mekanik saatin yanı sıra barometre, termometre, hygrometre, galvanimetre gibi mekanik ölçüm araçlarını da içinde barındırmaktadır. Saatlerin ağırlıkta ve önemce önde olduğu koleksiyonda, objelerin çoğunluğunu 19. yüzyıl Fransız yapımı saatler oluşturur. Fransız yapımı saatlerin ardından 18. yüzyıl İngiliz saatleri, Avusturya saatleri, Alman ve Amerikan saatleri gelir. Saatlerin geneli, Saray’ın tefrişi ile uyumlu, zaman göstermenin yanı sıra aksesuar olma özelliğini de taşıyan bir çift vazosu, şamdanı ya da barometresi ile bahü, konsol veya orta masaları süsleyen çalarlı ya da farklı fonksiyonlarda objelerdir. Saray genelinde tefrişlerinde esas alınan, hemen her yaşam alanına en az bir saat koymak olmuştur. Şöyle ki, büyük salonlarda ya bir ayaklı saat ya da orta masada bir oturtma saat, dairelerde birer saat, perde araları ve büyük duvarlarda paralel birer saat ve barometre yerleştirilmiştir. Saatlerin cesameti, özellikleri, yapıldığı malzeme kullanan kişi ve tefriş edildiği odaya göre çeşitlilik gösterdiğinden çok gösterişli saatlerden ahşap, sade kütüphane ve kâtip odaları saatlerine kadar uzanan bir genişliktedir. Büyük salon ve odalarda kuvvetli sesleri ile zamanı sesli olarak da duyuran saatlerin yanı sıra, dinlenme ve yatak odalarında daha sessiz çalışan, çan yerine gong ya da müzik çalan saatler görülür.
 Dolmabahçe Saat Müzesi Ana Sayfa

Dolmabahçe Saat Müzesi'nden Saat Örnekleri


Dolmabahçe Saat Müzesi, Beşiktaş, İstanbul


Dolmabahçe Sarayı Harem Bahçesi’nde bulunan eski İç Hazine binasında, 2004 yılında, Milli Saraylar Saat Koleksiyonu’na ait saatlerin sergilendiği bir müze açılmıştır. Gezi güzergâhlarında sergilenemediği için kapalı oda ve depolarda tutulan bu saatler, saat atölyemizde sekiz yıllık bir tamir sürecinden geçmiştir. Türkiye’nin ilk ve tek saat müzesi olan Dolmabahçe Saat Müzesi, bünyesinde barındırdığı 18. ve 19. yüzyıl İngiliz otomatlarının, Fransız ustalarının yaptığı görkemli mekaniklerin yanında, 19. yüzyılda doruğa ulaşan Osmanlı Mevlevi saat ustalarının da muhteşem eserlerinin görülebileceği bir müze olmuştur.

Saray Koleksiyonları Müzesi, Beşiktaş, İstanbul

Dolmabahçe Sarayı depolarında kapalı olarak bulunan ve sarayın tefriş edilmiş mekânlarında ziyaretçinin görebilme olanağı olmayan objelerin, modern bir depoda toplanması ve korunması amacıyla, Dolmabahçe Sarayı’nın Beşiktaş yönünde bulunan Matbah-ı Âmire (Dolmabahçe Saray Mutfakları) binalarında 2006 yılında bir depo-müze oluşturulmasına karar verildi.

Saray Koleksiyonları Müzesi'nin Sergi Koleksiyonu

Saray Koleksiyonları Müzesi’nin ana teması, Dolmabahçe Sarayı başta olmak üzere, 19. yüzyıl Osmanlı saraylarında gündelik yaşamda kullanılmış olan ve Milli Saraylar envanteri içinde yer alan objeleri gün ışığına çıkarmak ve ziyarete açık hale getirmektir. Saray Koleksiyonları Müzesi’nde sergilenen objelerle, 19. yüzyıl gündelik Saray hayatının izlerini ziyaretçilere anlatabilecek ipuçlarının sağlanması hedeflenmektedir. Müze’de yer alan tüm eserler, Osmanlı sarayının dünyadaki gelişmeleri yakından takip ettiği bir dönemin ürünleri, özgün örnekleridir. Koleksiyon, yalnız Dolmabahçe Sarayı’nda kullanılmış eşyalardan değil, aynı zamanda Aynalıkavak, Küçüksu, Ihlamur, Maslak Kasırları ile Beylerbeyi ve Yıldız Sarayları’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun son 70 yıllık sürecine tanıklık etmiş eserlerden oluşmaktadır.

7 Eylül 2011 Çarşamba

Aynalıkavak Musiki Müzesi, İstanbul


Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909) torunlarından olan Merhume Gevheri Osmanoğlu ve varisleri, 1984 senesinde saz, nota ve taş plaktan oluşan koleksiyonlarını sergilenmek üzere Aynalıkavak Kasrı’na bağışlamışlardır. Bunun üzerine, Aynalıkavak Kasrı’nın Sultan III. Selim’in (1789-1807) yaşayıp besteler yaptığı bir mekan olması sebebiyle, bir Türk Musikîsi merkezi yapılması projesi doğmuştur. Gevheri Sultan’ın sazlarından sonra diğer bazı koleksiyoner ve sâzendeler de muhtelif enstrüman bağışlarında bulunmuşlardır. Bütün bunlardan başka İstanbul Büyükşehir Belediyesi Koleksiyonu’na ait sazlar da Aynalıkavak Kasrı Koleksiyonu’na katılınca ileride daha genişleyip derinleşmesi planlanan Aynalıkavak Sazları’nın genel omurgası oluşmuştur. Müze koleksiyonunda 65 adet saz, 200 üzerinde taş plak, çok sayıda nota ve matbuat bulunmaktadır.

Yedikule Hisarı, Fatih, İstanbul

 Yedikule Hisarı, Fatih, İstanbul
İstanbul Fatih ilçesinde bulunan Yedikule Hisarı Bizans İmparatoru II.Theodosios (408-450) döneminde yapılan Bizans kara surlarının en önemli giriş kapısı olan Porta Aurea (Altın Kapı) arkasında İstanbul’un fethinden dört yıl sonra 1457-1458 yıllarında Fatih Sultan Mehmet tarafından İç Kale olarak yaptırılmıştır.

Altın Kapı’nın iki pilonu ve aynı sıradaki iki burcundan yararlanılarak üç kulesi olan bir sur eklenmiş ve beşgen şeklinde yedi kuleli bir kale meydana getirilmiştir. Kalenin yapımı sırasında Bizans surlarının üç geçidi kapatılmış ve önündeki köprü de yıkılmıştır. Buradaki Altın Kapı önünde bulunan kabartma plakalardan 12 tanesinin 1620 yılına kadar yerinde durduğu İngiliz Elçisi Sir Th.Roe’den öğrenilmektedir. Bir süre sonra da kaybolan bu plakaların ne olduğu bilinmemektedir.

Anadolu Hisarı, Beykoz, İstanbul


 Anadolu Hisarı, Beykoz, İstanbul
İstanbul Boğazı ile Göksu (Aretas) Deresi’nin Boğaz’a karıştığı yedi dönümlük, denize doğru uzanan alanda bulunan bu kale çevreye ismini vermiştir. Anadoluhisarı, ileri bir karakol olarak Yıldırım Beyazıt tarafından 1395 yılında yaptırılmıştır. Kalenin bulunduğu alanda yapılan araştırmalarda daha eskiye yönelik kalıntılara rastlanmamıştır.

Yıldırım Beyazıt’ın bu kaleyi yaptırmasındaki amaç Boğaz geçişlerini kontrol altına almak ve Göksu Vadisi’ne girişi de önlemek idi. Nişancı Mehmet Paşa tarihinde Güzelcehisar olarak ismi geçen bu kaleye Gözlücehisar ismi de yakıştırılmıştır. Nişancı Mehmet Paşa tarihinde kalenin yapım tarihi 1394–1395 olarak belirtilmiştir. Fatih Sultan Mehmet dönemi tarihçilerinden Tursun Bey buradan Yenihisar veya Yenicehisar olarak söz etmiştir. Hoca Sadettin Efendi de buraya Akçahisar olarak değinmiştir. Aşıkpaşazâde tarihinde bu kalenin yapılışı ile ilgili bilgiler bulunmaktadır:

Rumeli Hisarı, Sarıyer, İstanbul

Rumeli Hisarı
Rumeli Hisarı Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethinden önce, 30.000 m2’lik bir alana yapılmıştır. Hisarın yapımına 1451–1452 yıllarında başlanmıştır. Rumeli Hisarı Boğaz’ın en dar ve akıntılı yerinde Yıldırım Beyazıt’ın yaptırmış olduğu Anadolu Hisarı’nın tam karşısında yapılmıştır. Kalenin yapılmasındaki amaç, İstanbul kuşatması sırasında Karadeniz’den gelecek yardımları önlemek idi. Nitekim 1452 yılında buradan geçen ve yapılan ikazlara aldırmayan Kaptan Antonio Rizo kumandasındaki bir Venedik kalyonu batırılmıştır. Fatih Sultan Mehmet bu kaleyi yaptırarak kuşatma sırasında arkasını da emniyete almayı düşünmüştür.

Fatih Sultan Mehmet’in vakfiyesinde bu hisarın ismi Kule-i Cedide, Neşri tarihinde Yenice Hisar, Aşıkpaşa ve Nişancı tarihlerinde de Boğazkesen Hisarı olarak geçmiştir. Tarihçi Dukas’tan öğrenildiğine göre; Fatih Sultan Mehmet 1451 kışının başında egemenliği altındaki yöneticilere gönderdiği emir ile bölgelerindeki bütün usta ve işçilerin burada toplanmasını istemiştir. Hisarın yapımına 1452 yılı Mart ayının sonunda başlanmış ve 139 gün gibi çok kısa bir sürede bitirilmiştir. Kalenin yapılmasına başlanması üzerine Bizanslılar kaleyi ele geçirmeyi düşünmüşlerse de Fatih Sultan Mehmet onlara gönderdiği haberle kaleyi Karadeniz ile Akdeniz arasındaki korsanlara karşı yaptırdığını belirtmiştir. Bizans askeri yönden de zayıf olduğundan kalenin yapılmasına göz yummuştur.

İSTANBUL HİSARLAR MÜZESİ

İstanbul Hisarlar Müzesi Müdürlüğü merkezi Rumeli Hisarı olmak üzere Anadolu Hisarı ve Yedikule Hisarı’ndan meydana gelmişti. Rumeli Hisarı Topkapı Sarayı Müzesi’ne bağlı yönetilirken 1952–1958 yıllarında Topkapı Sarayı Müzesi’nin kontrolü altında onarılmış ve 1968 yılında ayrı bir müdürlük haline getirilmiştir. Onarım çalışmaları Topkapı Sarayı Müzesi Müdür Yardımcısı Elif Naci başkanlığında, belirli aralıklarla Y.Mimar Cahide Tamer, Y.Mimar Mualla Anhegger (Eyüboğlu) ve Y.Mimar Selma Emler tarafından yapılmıştır. Yedikule Hisarı ile Anadolu Hisarı da bu dönemde onarılarak Hisarlar Müzesi Müdürlüğü’ne bağlanmıştır. Günümüzde Hisarlar Müzesi Müdürlüğü; Rumelihisarı, Anadoluhisarı ve Çengelköy’deki Vahdettin Köşkü’nden meydana gelmiştir.

Yıldız Sarayı Müzesi, Beşiktaş, istanbul

 Yıldız Sarayı Müzesi, Beşiktaş, istanbul
İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde bulunan Yıldız Sarayı, deniz kıyısından başlayarak, kuzeye doğru yükselen tüm yamaçları ağaçlarla kaplı 500.000 m2 yüzölçümü olan koruluk ve bahçeler içerisindeki köşklerden, saraylardan ve çeşitli yapılardan meydana gelmiştir. Sarayın bulunduğu “Hazine-i Hassa”ya kayıtlı bu arazi Kanuni Sultan Süleyman döneminden beri padişahlar tarafından av sahası olarak kullanılmaktaydı.

Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi), Beyoğlu, İstanbul

(Galata Mevlevihanesi'nin Semahanesi) Divan Edebiyatı Müzesi
İstanbul Beyoğlu ilçesi’nde bulunan Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi) Beyoğlu’ndan Yüksekkaldırım’a inen Galip Dede Caddesi’nin hemen başındadır. Bir diğer adı da Kulekapısı Mevlevihanesi’dir.

Etnografya Bölümü


Deri sanatı örneklerinden bir eğer
Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nin İbrahim Paşa Sarayı’na taşınmasından sonra yer darlığından Süleymaniye’de sergilenemeyen ve satın alma yolu ile müzeye kazandırılan etnografik eserler ayrı bir bölümde sergilenmiştir.

Bu bölümde Anadolu’nun çeşitli bölgelerinden toplanmış halı-kilim tezgâhları, dokumalar, yün boyama teknikleri, halı dokuma ve işleme sanatı örnekleri, yöresel zenginlikleri içinde kostümler, ev eşyaları, el sanatları, el sanatı aygıtları, göçer çadırları kendilerine özgü mekânlar içinde sergilenmektedir.

Türk İslam Eserleri Müzesi 1984 yılında Avrupa Konseyi Yılın Müzesi Yarışması Jüri Özel Ödülü'nü, 1985 yılında da Avrupa Konseyi-UNESCO tarafından çocuklara kültür mirasını sevdirme konusundaki çalışmalarından ötürü verilen ödülü almıştır.

Süleymaniye'deki müzenin kuruluşunda Can Kerametli'nin; İbrahim Paşa Sarayı'ndaki müzenin yeniden düzenlenmesinde ve bugünkü durumuna gelmesinde Dr.Nazan Ölçer'in büyük payı olmuştur.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri

Taş Eserler Bölümü

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nin taş eserler bölümünde İslâm ve Osmanlı döneminin özelliklerini yansıtan taş eserler, Mezopotamya, Suriye, Mısır ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinden toplanmıştır. İslâmiyet’in ilk yıllarına kadar inen bu eserler yazı ve tarihi bilgiler yönünden son derece önemlidir.

Kufi, sülüs, celi sülüs yazılı olan bu eserlerin hepsinde mükemmel bir taş işçiliği görülmektedir. Bu taş eserlerin büyük bir kısmı, özellikle kitabeler günümüze çeşitli nedenlerle ulaşamayan cami, mescit, medrese, dergâh, sebil ve çeşme gibi yapılara aittirler. Mezar taşları ise her biri kendine özgü ayrı birer tarihi belge niteliğinde olup, Türk mitolojisinde isimleri geçen ejder, sfenks, grifon gibi figürlüdür. Bu eserler arasında Halep Valisi Özdemir’in 1493 tarihli lahit mezarı, Mustafa Rakım’ın levhası, kufi yazılı Halife El Mehdi’nin yaptırdığı camiye ait VIII.-IX. Yüzyıl küfi yazılı kitabe, XII. Yüzyıl Selçuklu grifonlu kitabesi de bulunmaktadır.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri