30 Ağustos 2011 Salı

Şeker Hastalığı

Hükümet, şeker hastalığının tedavisine yılda yaklaşık 35,8 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8 civarında. Yaklaşık 24 milyon Amerikalı şeker hastası varken, Türkiye’de ise bu rakam tahminen 3 milyon 200 bin. Ancak, bu sayı obezitenin yayılmasıyla her geçen yıl daha da artıyor. Maliyetlerin daha yüksek olmamasının nedeni ise şeker hastalığı ölümlerinin birçoğunun kalp hastalığından kaynaklanıyor olması. Bunun maliyeti de ayrı olarak değerlendiriliyor.




TEDAVİSİ EN PAHALI HASTALIKLAR

Hipertansiyon (Yüksek Tansiyon)

Hükümet bu hastalığın tedavisine yaklaşık 50,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Yüksek kan basıncı üzerindeki maliyetler sürekli yukarı doğru tırmanıyor. Çünkü, doktorlar hastaları çoklu ilaçlarla daha saldırganca tedavi ediyor. Bu zaman periyodu boyunca, Norvacs gibi popüler birçok pahalı markalı kan basıncı ilacı bulunuyor. Eğer doktorlar, daha ucuz muadil ilaçlara geçerse, bu maliyetler gelecekte düşebilir.




TEDAVİSİ EN PAHALI HASTALIKLAR

Kanser

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 99,4 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 7. 1996 yılından 2005 yılına kadar tüm tıp maliyetlerinin artmasıyla tüm kanser tedavilerinin maliyeti de artış gösterdi. Ancak, kolon, göğüs ve prostat kanserlerinin tedavi maliyetleri iki haneli oranlarda arttı.




TEDAVİSİ EN PAHALI HASTALIKLAR

Kalp Hastalıkları

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 123,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 5. Kalp krizleri halen ülkelerin bir numaralı ölüm nedeni. Ancak, bu hastalığın masrafları düşen bir ortalamada ilerliyor. Çünkü, daha az insan sigara içiyor. Sigara kalp krizi için büyük bir risk faktörü. Kolesterol düşürücü ilaçlar da kalp krizlerini önleyebilir




TEDAVİSİ EN PAHALI HASTALIKLAR

TEDAVİSİ EN PAHALI HASTALIKLAR

Amerika’nın ünlü ekonomi dergisi Forbes, tedavisi en pahalı 10 hastalığın listesini yayımladı. Derginin haberine göre Michigan’daki Altarum Enstitüsü’nde görevli sağlık ekonomisti Charles Roehrig’in hazırladığı listede tedavisi en pahalı hastalığın ruhsal bozukluklar olduğu belirtiliyor. Bu hastalıkların tedavisi yanında ilaçları da oldukça pahalı.
İşte tedavisi en pahalı 10 Hastalık:


24 Ağustos 2011 Çarşamba

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, Eminönü, İstanbul

Büyük Saray Mozaikleri Müzesinden Bir Görünüm
İstanbul ili Eminönü ilçesinde, Sultanahmet Camisi'nin güneyinde, caminin külliyesi olan arasta içerisinde yer almaktadır. Bu müze günümüzde Ayasofya Müzesi yönetimindedir.

İstanbul’da Bizans İmparatorluğu döneminde Bukaleon, Hormistas, Mangan, Dafne ve Tekfur sarayları yaptırılmıştır. Bunların arasında Hipodromdan Marmara’ya doğru uzanan 100.000 m2’lik alanı Büyük Saray kaplamıştır. Büyük Saray çeşitli yapılar, tören salonları, kiliseler, bahçeler ve oyun yerlerinden oluşan küçük bir şehir görünümünde idi. Bu saraya İmparatorun Evi, Saray, Mukaddes Saray, Bukaleon, Hipodrom Sarayı, Eski Saray ve Büyük Saray gibi isimler verilmiştir.

Fethiye (Pammakaristos Manastırı) Müzesi, Fatih, İstanbul

Fethiye (Pammakaristos Manastırı) Müzesinden bir görünüm
İstanbul ili Fatih ilçesinde, Çarşamba’dan Haliç’e inen yamaçta bulunan Fethiye Cami ve Müzesi Teotokos Tis Pammakaristos Manastırı’nın kilisesidir. Bu kilisenin bulunduğu yerde günümüze gelemeyen bir kitabeden İoannes Komnenos ile karısı Anna Dukaina’nın yaptırdığı bir kilise olduğu öğrenilmektedir. Ancak bu iddia kitabe günümüze gelemediğinden ötürü kesinlik kazanamamıştır.

Günümüze gelen kilise XIII. yüzyılın sonlarında Bizans sarayının önde gelen kişilerinden Mihail Glabas Tarkaniotes tarafından yaptırılmıştır.

20 Ağustos 2011 Cumartesi

Beylerbeyi Sarayı Müzesi, Üsküdar, İstanbul

 Beylerbeyi Sarayı Müzesi, Üsküdar, İstanbul
İstanbul ili Üsküdar ilçesi Beylerbeyi’nde bulunan Beylerbeyi Sarayı’nın bulunduğu yer ve arkasındaki geniş alanlar tarihte İstavroz Bahçeleri ismi ile tanınıyordu. İstanbul’un fethinden XIX. yüzyılın başlarına kadar geçen süre içerisinde İstavroz Bahçeleri şehrin önde gelen mesire yerlerinden birisi idi. Fatih Sultan Mehmet bu geniş araziyi Mir-i Alem’e temlik etmiş sonra da bu arazi vereseden geri alınmış ve Emlak-ı Hümayun’a katılmıştır.


Osmanlı Padişahları İstavroz Bahçeleri’ne büyük ilgi göstermiştir. Sultan IV. Mehmet zamanında bu bahçeler en parlak günlerini yaşamıştır. Burada birbiri ardına kasırlar ve köşkler yapılmıştır. Sultan I. Ahmet, Şevk-ı Abad Kasrı yakınına mescit ve yanına da devlet önde gelenleri için bazı köşkler yaptırmıştır. Sonradan Sultan IV. Murat ismi ile tahta geçen şehzadelerinden Şehzade Murat da burada dünyaya gelmiştir. XVIII. yüzyılın sonlarına doğru Sultan I. Abdülhamit İstavroz Bahçeleri’ni bölmüş ve satmıştır. Bunun sonucu olarak da İstavroz Bahçeleri Osmanlı padişahlarının yaz aylarını geçirdikleri yazlık olmaktan çıkmıştır.
Sultan II. Mahmut (1808-1839) Boğaziçi’nde Avrupai biçimde büyük bir saray yaptırmaya karar verince aklına öncelikle bir zamanların İstavroz Bahçeleri gelmiştir. Bunun üzerine çeşitli kişilerin mülkiyetine geçmiş olan İstavroz Bahçeleri yeniden kamulaştırılmış ve burada çeşitli dairelerden meydana gelen iki katlı ahşap, sarı boyalı bir sahil saray yapılmıştır. Balyan ailesinden Mimar Kirkor Amira Balyan’ın 1826–1832 yılları arasında yaptırdığı bu sarayın çevresinde Mabeyn-i Hümayun, Zülvecheyn, Harem-i Hümayun, Serdap Köşkü, Bendegân Daireleri, hamamlar, mutfaklar ve Has Ahırlar bulunuyordu.

Sultan II. Mahmut 1832 yılı Muharrem ayının beşinci günü Çırağan Sarayı’ndan saltanat kayığı ile bu yeni saraya gelmiştir. Padişahın bu gelişini Reşat Ekrem Koçu şöyle anlatmıştır:

“…Bu esnada saray önünde demirli bulunan harp gemilerinden toplar atılmış ve rıhtım boyunca dizilmiş Hassa askerleri de selam resmine durmuş ve bir mızıka selam havasını çalmaya başlamıştır.

Dolmabahçe Sarayı Müzesi, Beşiktaş, İstanbul

 Dolmabahçe Sarayı Müzesi, Beşiktaş, İstanbul

İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde, Boğaziçi ile Dolmabahçe Caddesi arasında yer alan 250.000 m2’lik alanda kurulmuş olan Dolmabahçe Sarayı, günümüzden dört yüzyıl öncesinde büyük bir koy konumunda idi. Osmanlı döneminde donanmanın sefere çıktığı, dönüşte karşılandığı bu koy XVII. yüzyıldan sonra doldurulmuş ve çoğu kez de padişahların eğlenceler düzenlediği bir Hasbahçe’ye dönüşmüştür.


Evliya Çelebi buradan şöyle söz etmiştir: “Eskiden servili küçük bir bağ iken, Sultan Osman-ı Şehit fermanı ile donanma iki bin kadar kayık ve mavnanın taş toprak getirerek koyu doldurmuştur.” Aynı yüzyılda yaşamış olan Eremya Çelebi Kömürciyan, Sultan I. Ahmet’in (1603–1617) veziri Nasuh Paşa’nın zamanında 1611–1614 yıllarında sahilin doldurulduğunu yazmıştır. Böylece doldurulan bu alanda Sultan II. Selim (1566–1574) ilk defa burada bir kasır yaptırmıştır. Silahtar Tarihi ile Raşit Tarihi de burada yapılmış olan yalı ve köşklerin 1680 yılında yıktırıldığını, çevresindeki bostanların ve yolların buraya katıldığını yazmaktadır. Naima Tarihinde de Sultan IV. Murad’ın (1623–1640) Sultan Ahmet Han köşkünde oturan padişahın Nefi’nin hicivlerini okuduğu sırada yanına bir yıldırım düştüğünü ve bunu uğursuzluk saydığı için şairi bir daha hiciv yazmamaya yemin ettirdiği yazılıdır.
Sultan IV. Mehmet (1648–1687) ve Lale Devri’nde Sultan III. Ahmet’in (1703–1730) buradaki eskimiş yapıları kaldırdığı ve yerlerine yeni sahil köşkleri yaptırdığı kaynaklardan öğrenilmektedir. Sultan I. Mahmut ise (1730–1754) Dolmabahçe Bayırı’nda Bayıldım Köşkü isimli bir köşk yaptırarak sık sık buraya gelmiştir.

XIX. yüzyılda Melling ile İsveç elçisi d’Ohsson’un albümlerinde burada yapılmış olan köşk ve kasırların resimleri görülmektedir. Bu alanda yapılmış olan köşk ve kasırların en tanınmışlarından birisi de Beşiktaş Sahil Sarayı idi. Bu saray Sultan Abdülmecit döneminde (1839–1861), 1843 yılında bölüm bölüm yıkılmıştır. Bu alanda yapılan Dolmabahçe Sarayı 15.000 m2’lik bir alanı kaplamakta olup, sarayın temelleri meşe kazıklar ve ağaç hasırlar üzerine atılmıştır. Saray XIX. yüzyılın ikinci yarısında Batı etkisinde gelişen bir mimari üslupta devrin önemli mimar ailesi olan Baylanlardan, Agop Karabet Balyan ile Serkiz Balyan’ın eseridir. Dolmabahçe Sarayı yarı kâgir bir yapıdır. Sarayın ana duvarları taştan, iç duvarları tuğladan, döşemeler de ahşaptan yapılmıştır. Çatı ahşap ve kurşun kaplıdır. Sarayın deniz ve batı cephesindeki pencereler saray camhanesinde özel olarak yaptırılmış ve güneş ışıklarını süzen eflatun renkli camlardır. Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tonuna sahiptir. Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır. Bu sarayın yapımından sonra Topkapı Sarayı terk edilmiştir.

Türbeler Müze Müdürlüğü, Eminönü, İstanbul

 Türbeler Müze Müdürlüğü, Eminönü, İstanbul
İstanbul Eminönü ilçesinde, Sultanahmet yapı topluluğunun bir bölümünü oluşturan Sultan I.Ahmet’in türbesinin müştemilatında İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü bulunmaktadır. Müze Müdürlüğü’nün bulunduğu Sultan Ahmet Türbesi Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa’nın eseridir.

Cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan “Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin seddine ve Türbedarlıklarla bir takım unvanların men ve ilgasına dair” 677 sayılı yasadan sonra, Konya’da Mevlâna Dergâhı dışındaki türbeler kapatılmış ve içerisindeki eserler Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün teberrükât depolarına kaldırılmıştır. Bu kanunun ardından 16 Eylül 1925 günlü kararname ile bu tür yapılarda bulunan tarih, sanat tarihi ve etnoğrafya yönünden değerli eşyaların müzelerde toplanacağı belirtilmiştir. Bundan sonra 6 Nisan 1926 günlü karar ile Mevlana Dergâhı’nın müze olarak açılması kararlaştırılmıştır.1950 yılında çıkarılan bir yasa ile Türk büyüklerine ait mimari ve sanat yönünden değerli olan türbeler ziyarete açılmıştır.

Deniz ve Su Ürünleri Müzesi, Beykoz, İstanbul

İstanbul ili Beykoz ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığı Denizcilik ve Su Ürünleri Meslek Lisesi bünyesinde bulunan bu müze 1988 yılında ziyarete açılmıştır.

Müzede sergilenen eserlerin büyük çoğunluğu Türkiye çevresindeki denizlerin yanı sıra Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Pasifik Okyanusu’ndan derlenmiştir. Müzede 59 adet mercan, 869 adet mollüsk, 585 adet dondurulmuş balık teşhir edilmektedir. Bunların yanı sıra denizcilik ile ilgili çeşitli araştırma araçları da burada bulunmaktadır.

Sakıp Sabancı Müzesi, Sarıyer, İstanbul

 Sakıp Sabancı Müzesi, Sarıyer, İstanbul
İstanbul ili Sarıyer ilçesi İstinye Caddesi Emirgân’da Atlı Köşk olarak tanınan yapıda Sabancı Üniversitesi’nin Müzesi bulunmaktadır.


Köşkün bulunduğu arazi Sultan IV. Murat tarafından Revan seferi sırasında Osmanlı ordusuna sığınan Yusuf Paşa’ya bağışlanmıştır. Yusuf Paşa’nın ölümünden sonra Osmanlı Mirine geçen bu arazide bazı köşk ve yalılar yaptırmıştır. Bu arazideki Sahilhane 1848–1884 yılları arasında Süleyman Refet Paşa ile eşi Farmatüzehra Hanım’a, Hoca Misak’a, Mustafa Reşit Paşa’nın eşi Adile Hanım’a, Mısırlı Mehmet Ali Paşa’ya, Mustafa Nail Paşa’ya, Masutzade Simon Bey’e, Hidiv İsmail Paşa’ya ve Hidiv Mehmet Tevfik Paşa’ya geçmiştir. Bu arazi Sultan II. Abdülhamit’in fermanı ile 1884 yılında Osmanlı Maliyesi tarafından satın alınmıştır. Buradaki Sahilhane Karadağ Kralı I.Nikola’ya ihsan edilmiş ve hem ikametgâh hem de Karadağ sefarethanesi olarak kullanılmıştır.

PTT İstanbul Müzesi, Eminönü, İstanbul

İstanbul ili Eminönü ilçesi, Hobyar Mahallesi’nde, yeni postanenin arkasında ve alt katında bulunmaktadır. Ulaştırma Bakanlığı İstanbul PTT Başmüdürlüğü yönetiminde bulunan müze, Posta, Telgraf ve Telefon ve Pul olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelmiştir.

Müzede ilk defa 23 Ekim 1840’ta başlayan, posta hizmetlerinde kullanılan araç ve gereçler sergilenmektedir. Ayrıca burada posta hizmetlerinin günümüze kadar geçirdiği devreler de görülmektedir. Müzede posta çantaları, merkez çantaları, posta kutuları, posta hatlarını gösteren haritalar ile bugün de kullanılan otomatik damgalama makineleri bu bölümde bir araya getirilmiştir.

Florya Atatürk Köşkü Müzesi, Bakırköy, İstanbul

İstanbul ili Bakırköy ilçesi, Florya Plajı’nda bulunan Atatürk Deniz Köşkü’nü Atatürk’ün isteği doğrultusunda, Mimar Seyfi Arkan 1935 yılında yapmıştır. Cumhuriyet döneminde ilk modern mimariye yakın örneklerden birisidir. Atatürk 1936 yılının Yaz aylarında bir süre burada yaşamış ve köşkü siyasi ve bilimsel nitelikli toplantılar için kullanmıştır.

Köşk kazıklar üzerine dikdörtgen planlı, ahşap ve üzeri çatılı olarak yapılmıştır. Kara ile bağlantısını bir köprü sağlamaktadır.

Atatürk’ün en son 28 Mayıs 1938’de geldiği bu köşk Belediyeye devredilmiş, daha sonra 1988 yılında TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığı’na bağlanmıştır. Bu arada restorasyonu yapılmış ve Milli Saraylar Daire Başkanlığı yönetiminde Atatürk Müzesi’ne dönüştürülmüştür.

Özel TÜRVAK Sinema ve Televizyon Müzesi, Beykoz, İstanbul

İstanbul ili Beykoz ilçesi, Kavacık’ta bulunan bu müze Türk Sinema-Televizyon yayıncılığını geliştirmek ve bu konuda çalışan yayıncıları eğitmek ve emekçilerine destek olmak amacı ile Türker İnanoğlu Vakfı (TÜRVAK) tarafından kurulmuştur.

Müzede ilk sesli çekim yapan kamera, Türkiye’ye ilk gelen sinema gösterim makinesi, TRT’de kullanılan sinema ve televizyon ile ilgili araç ve gereç örnekleri sergilenmektedir. Ayrıca orijinal film senaryoları, film anlaşmaları ve sözleşmeleri de yine burada sergilenmiştir.