20 Ocak 2026 Salı

Yâ Rabbî, bu Arab şairi elini galdırdı, sen virmezsen o indirmez!

Dellal Pazarı'nda Halı-Kilim ticareti yapan Hasan Altun Hoca anlatıyor:

Hacı Veyiszâde Hocamız derste, sınıfta, bişiy sorar, sonra; Sen! Sen! Sen!.. diye hızla cevap ister... 
Eğer anında cevap çıkmazsa, cevabı kendisi sögleyiverirdi. 
Sorunun cevapsız kalmasına tahammül edemezdi.

Hoca Efendi: 
"Rabbım Allahım, Mabudu zişânım, semâyı ağlatacak, yeri güldürecek ihvanım.
İçten bir âmin diyiverelim... 
El acele! El acele!. El acele!" diye dua ederdi.

Arkadan da, İbrahim Efendi diye birisi vardı, Aziziye'nin müezziniydi.
Epey nazlı bir insanmış bu İbrahim Efendi... 
Aziziye Camii'nde yıllarca hizmet etmiş..

İbrahim Efendi, Hoca Efendi öyle dua edince, o da arkadan, müezzin mahfelinden: 
-Ya Rabbi, bu Arab şairi elini galdırdı, sen virmezsen o indirmez!.. 
Rahmetini virivir gaari!.. 
Elimiz yorulacak... 
Sen virmezsen bu gitmez gapından!.. diye yüksek sesle yalvar yakar naz yapardı.

Bu hadisenin devamını Nuri Eser anlattı: 
-O duadan sonra bir yağmur sükun etti, bir yağmur!.. 
Aman Allahım!.. Hakikatan da gökler ağladı, yer güldü!.. Rahmet iniverdi...
Ben Beyşehirliyim, Beyşehir'den gelen bizim hemşeriler, arabaların bir kısmının yollarda kaldığını söylediler yağmurdan!.. 
Öyle bir yağmur indi yani..

* Hacı Veyiszâde, Mustafa ÖZDAMAR, 1997, s.453, 454.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder