Bir akıl, bir akılla birleşince kötü fiile ve kötü davranışa mâni olur.
Nefis başka bir nefisle arkadaş olunca, cüz'î/parça akıl âtıl ve işsiz olur.
Sen yalnızlıktan ümitsiz kalırsan, dostun himayesi altında bir güneş olursun.
Yalnız hâlde gözünü yummuş olan, sonuçta bunu da dosttan öğrenmiştir.
Yabancılardan yalnız kalmak gerekir, dosttan değil. Kürk kış içindir, bahar için değil.
Akıl akılla iki kat olur; ışık çoğalıp yol belli olur.
Nefis başka nefisle güldüğünde, karanlık artıp yol gizlenir.
Dost senin gözündür. Ey avcı! Onu çer çöpten temiz tut.
Sakın! Dil süpürgesiyle toz etme; göze çöpten armağan yapma.
Mademki mümin, müminin aynasıdır, yüzü bulanıklıktan emindir.
Dost, hüzünde canın aynasıdır. Ey can! Aynanın yüzüne nefes üfleme;
Böylece nefesinle yüzü örtülmesin. Her an nefesini yutman gerekir.
Topraktan daha aşağı mısın? Zira toprak dost buldu; bir bahardan yüz bin nur elde etti.
Dostla eş olan ağaç, güzel havayla baştan ayağa açıldı.
Sonbaharda uygun olmayan dost görünce, yüzünü ve başını yorganın altına çekti.
-Ağaç- dedi ki: "Kötü dost, bela çıkarmaktır. O gelince yolum, uyumaktır.
O zaman uyuyayım, Ashab-ı Kehf'ten olayım. O üzüntü mahpusu, Dikyanus'tan daha İyidir."
Uyanıklıkları, Dikyanus'a harcandı; uykuları namus sermayesi oldu.
Uyku bilgiyle olunca uyanıklıktır. Bilgisizle oturan uyanık kişiye yazık!
Kargalar behmende/ocak ayında çadır kurunca, bülbüller gizlenip susar.
Çünkü gül bahçesi olmayınca, bülbül suskundur. Güneşin kayboluşu, uyanıklığı öldürür.
Ey güneş! Yeryüzünün altını aydınlatmak için bu gül bahçesini terk ediyorsun.
İrfan/bilgi güneşi göç etmez. Onun doğuş yeri, sadece can ve akıldır.
* Mesnevî; 2. Cild, 169 - 170.Sh, 20 - 43. Beyitler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder