Elbiseni yıkayayım. Bitlerini öldüreyim. Sana süt getireyim. Ey muhteşem!
Elceğizini öpeyim, ayacığını ovayım. Uyku vakti gelince yerini süpüreyim.
Cihad eden, bedenine baskı yapan ve onu cezalandıran kimseye ne mutlu
Böylece o dünyanın azabından kurtulmak için kendine bu kulluk zahmetini yükler...
Zabıta gece yarısı bir yere geldi; duvar dibinde bir sarhoş uyumuştu.
"Hey, sarhoş! Ne içtin? Söyle" dedi. -Sarhoş- "Testide olandan içtim" dedi.
-Zabıta- "Peki, açık söyle, testide ne var?" dedi. -Sarhoş- "İçtiğimden" dedi. -Zabıta-"Bu söz kapalı" dedi.
Bir köpek, mahallede kör bir dilenciye savaş aslanı gibi saldırdı.
Köpek dervişlere öfkeyle saldırır; -ama- ay, dervişlerin toprağını gözüne sürer.
Kōr, köpeğin sesi ve korkusundan aciz kaldı; kör köpeğe saygı göstermeye başladı:
"Ey av beyi ve ey av aslanı! El, senin elindir, benden elini çek."
Bir akıllı bir at üzerinde ilerlemekteydi; uyuyan birinin ağzına yılan girmekteydi.
Bu atlı bunu gördü; yılanı kaçırmak için koştu, fırsat bulamadı.
Aklının yardımı çok olduğu için uyuyana kuvvetlice bir kaç kalın sopa vurdu.
O sert sopanın acısı, onu atlıdan kaçar hâlde bir ağacın altına kadar götürdü.
Çürük elma çok dökülmüştü; -atlı- "Ey derde sarılan! Bunlardan ye" dedi.
Seyyid-i Ecel, bir gece Delkak'a dedi: "Aceleyle bir kahpeyi mi aldın sen?
Bunu bana söylemeliydin, iffetli birini sana eş yapardım."
Mustafa'nın -Allah'ın Selamı Üzerine Olsun- bir sahabeyi ziyaret etmesi ve hasta ziyaretinin faydasının açıklaması
Sahabeden bir zat hastalandı; o hastalığında iplik gibi oldu.
Mustafa ziyaret için ona geldi; zira onun huyu, tamamıyla lütuf ve keremdi.
Hasta ziyaretine gitmekte fayda vardır; onun faydası yine sana aittir.
İlk faydası şudur: Ola ki, o hasta şahıs bir kutup ve ulu bir padişahtır.
Zerreler nasıl sayılabilir; özellikle de aşkın, aklını aldığı kişi nasıl sayabilir?
Bahçenin yapraklarını sayıyorum; kekliğin, karganın seslerini sayıyorum.
Sayıya gelmez, ama ben imtihanda olanı doğru yola iletmek için sayıyorum.
Hasta tabibe düşman olursa ve çocuk öğretmene düşmanlık yaparsa,
Gerçekte kendi canlarının yol kesicileridirler; kendi akıl ve canlarının yolunu kesmişlerdir.
Çamaşırcı güneşe öfkelenirse, balık suya öfkelenirse,
Sen birine bak, kimin ziyanı olur? Sonuçta kim, bununla bahtsız olur?
Hak, seni çirkin yüzlü yaratırsa sakın, hem çirkin yüzlü ve hem de çirkin huylu olma.
Letafetin sudan olmadığını bil; bağışlayıcı yaratıcının bağışından başka bir şey değildir.
Havayı ve ateşi aşağılık yaparsa ve dikeni gülden ileri geçirirse,
Hüküm verendir ve Allah dilediğini yapar, o derdin kendisinden deva oluşturur.
Yeryüzünü ve suyu yüceltirse, gökyüzünün yolunu ayakla yürünmüş yapar.
Öyleyse, "Dilediğini aziz eder" kesin oldu; topraktan olana, "Kanatlarını aç" dedi.
Ateşten olana dedi: "Git, iblis ol; aldatmanla toprağın yedinci kat altına gir.
Toprak Âdemoğlu! Sen Süha yıldızının üzerine git. Ey ateşten iblis! Toprağa kadar git.
Zafer destekçisi Allah olmayan kişiye kedi, aslan görünürse vay haline!
Sonunda pişmanlığın olmaması için işlerde danışmak vaciptir.
Ümmet, "Kime danışalım?" dedi. Peygamberler "Önder akla" dedi.
Yüce Allah'ın Musa'ya -Allah'ın selamı üzerine olsun-"Niçin benim ziyaretime gelmedin?" diye vahyetmesi
Hak'tan Musa'ya şu ikaz geldi: "Ey, yakasından ayın doğuşunu gören sen!
Seni, ilahî nurla aydınlatan yaptım. Ben Hakk'ım. Hastalandım, gelmedin?"
-Musa- dedi: "Ey her şeyden üstün Allah'ım! Sen ziyandan paksın; bu ne gizli söz? Bunu açıkla, ey Rabbim!"
Allah'ın kendisine yüz adamlık akıl verdiği Belkıs'a, yüz defa rahmet olsun.
Bir hüdhüd, Süleyman'dan birkaç söz açıklamalı mektup ve nişan getirdi.
O, o muhtevalı sözleri okudu; -Belkıs- elçiye küçük görme gözüyle bakmadı.
Cismini hüdhüd, canını Anka gördü; duygusunu köpük, gönlünü deniz gördü.
Akıl, bu iki renkli tılsımlardan dolayı Muhammed'in Ebû Cehillerle savaşta olması gibi
hisle savaştadır.
Kıskançlıktan Mısırlı Yusuf'a ne oldu? Bu haset, pusuda iri bir kurttur.
Şüphesiz sabırlı Yakub'un, bu kurttan dolayı daima Yusuf için korku ve endişesi vardı.
Görünen kurt, Yusuf'un çevresinde bizzat dolaşmadı; bu kıskançlık, işte kurtları geçmişti.
Bu kurt yaraladı; kardeşleri özürle gelip zekice dediler: "Biz yarışmak için gittik."
Yüz binlerce kurdun bu hilesi yoktur. Sonuçta bu kurt rüsva olur. Sabret.
Çünkü kıskançlar ceza gününde şüphesiz kurt suretinde toplanacak.
Bir padişah bir şeyhe söz arasında, "Benden bağış olarak bir şey iste" dedi.
-Şeyh- dedi: "Ey padişah! Bana böyle söylemekten utanmıyor musun? Bundan daha yukarı gel.
Benim iki kölem var ve onlar değersizdir; o ikisi, sana hâkim ve emredicidir."
Her ifade bizzat bir halin işaretidir. Hâl, el gibidir ve ifadeyse bir alet.
Kuyumcunun aleti ayakkabıcının elinde, kuma ekilmiş tohum gibidir.
Ayakkabıcının aleti çiftçinin köpeğinin önündeki saman, eşeğin önündeki kemiktir.