Zabıta gece yarısı bir yere geldi; duvar dibinde bir sarhoş uyumuştu.
"Hey, sarhoş! Ne içtin? Söyle" dedi. -Sarhoş- "Testide olandan içtim" dedi.
-Zabıta- "Peki, açık söyle, testide ne var?" dedi. -Sarhoş- "İçtiğimden" dedi. -Zabıta-"Bu söz kapalı" dedi.
Bu soru ve cevap dönüp duruyordu. Zabıta, eşek gibi çamura saplandı.
Zabıta ona, "Haydi, âh et" dedi. Sarhoş söz sırasında hû hû dedi.
-Zabıta- dedi: "Âh yap, dedim; hû yapıyorsun?" dedi. -Sarhoş- "Ben neşeli, ama sen üzüntüden bükülmüşsün.
Âh dert, üzüntü ve zulümdendir. Sarhoşların hay hûyu neşedendir."
Zabıta, "Bunu bilmem; kalk, kalk. Marifet okuma ve bu inadı bırak" dedi.
-Sarhoş- "Git, sen nereden? Ben nereden?" dedi. -Zabıta- "Sarhoşsun; kalk, zindana gel" dedi.
-Sarhoş- dedi: "Ey zabıta! Bırak ve git. Çıplaktan, nasıl rehin alınabilir?
Benim bizzat gidecek gücüm olsaydı, kendi evime giderdim ve bu durum nasıl olurdu?
Benim aklım ve imkânım olsaydı, şeyhler gibi dükkânın başında olurdum."
* Mesnevî; 2. Cild, 239.Sh., 2375-2387. Beyitler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder