Yunus Emre Enstitüleri, bir konferans için beni davet etmişti.
Oradaki kardeşlerimizin yoğun ilgi gösterdikleri salonda konuşurken dedemin damdan bakma hikâyesini anlattım.
Önde bir kardeşimiz bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladı.
Bunun üzerine konuşmaya ara verdik.
Durumu düzeldiğinde salondaki yerimizi aldık.
Kardeşimiz sahneye çıktı ve; "Hocam neden ağladığımı anlatayım," dedi ve mikrofonu alıp konuşmaya başladı:-Babam yakın zamanda öldü.
Balkan Savaşı'ndan sonra buralarda yapayalnız kalmıştık biliyorsunuz.
Babam da fakirlik içinde büyümüş, evlenmiş.
Bin bir zorlukla bizi büyüttü.
O da kırk yıl damdan baktı.
Biz de merak ederdik; "nereye bakar, ne düşünür" diye.
Bir gün dayanamayıp sorduğumuzda aynen şöyle demişti:
"Anadolu'ya doğru bakıyorum.
Oradaki kardeşlerimiz bizi burada asla yalnız bırakmayacaklar ve bir gün mutlaka geri dönecekler.
Bir gün gelecekler yeniden.
İşte acaba o gün bugün müdür diye her gün bakıp bakıp duruyorum."
Kırk yıl baktı damın üzerinden Anadolu ufuklarına.
Siz dedenizi anlatırken onu hatırladığım için ağladım.
Konuşmanızı yarıda kestiğim için özür dilerim.
Elbette ki özürlük bir şey olmadığı gibi dedemin hikâyesini tamamlamıştı anlattıkları.
Kendisine teşekkür edip babasına Fatiha okumuştuk.
- Omuzlarımda Dünya, Nurullah GENÇ, Timaş Yayınları, 2022, 5.Baskı, S.38.
38
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder