TÜRKİYE'DEKİ KİLİSELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TÜRKİYE'DEKİ KİLİSELER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2011 Salı

Tahtoba Köyü Kilisesi

Tokat il merkezine 25 km. mesafede, Tahtoba Köyü'nde bulunan yapı, tek nefli bir kuruluşa sahiptir. Günümüzde cami olarak kullanılmasına rağmen özgün plân ve mimarisini koruyan kilisenin mekânı, duvar payelerine oturan bir kemerle ikiye bölünmüş, giriş yönündeki hacim tonozla, naos ise kubbe ile örtülmüştür. Yapının inşa tarihini veren bir kitabesi veya kaydı bulunmamaktadır. Apsis bölümü dıştan üç kenarlı olan yapı camiye çevrildikten soma zemini yükseltilmiş ve batı cephesinde bulunan girişi iptal edilerek kuzey cephesinde yeni bir kapı açılmıştır.

10 Mayıs 2011 Salı

Aşağı Kent Kilisesi

Bu bina şu anda Amorium’daki en önemli yapı konumundadır. Kilise üç inşa evresinde tamamlanmıştır. Kilisenin orijinal planı ortada nef ve iki yan kısmı ile basilika şeklindedir. Batı tarafında üç adet kapı ile girilen bir narteks bulunmaktadır; güney yan kısmına açılan kapının taşları gri ve kırmızı damarlı, söveleri oldukça sağlam ve ayaktadır. Ana nefin doğu kısmında çapı 8m.’ye yakın bir apsis yer alır. Apsis duvarının dış yüzü düzgün bir altıgenin üç kenarı şeklinde yapılmıştır. Apsis içinde papazların oturdukları yerden ayrılmış olarak, yarım elips şeklinde bir ‘synthronon’ bulunmaktadır. Synthronon’un önünde büyük ihtimalle sunak yer almaktaydı. İkinci evrede çatıda ve kilisenin ana kısmının duvarlarında değişiklikler görülür. Duvardaki mermer kaplamanı çoğu sökülerek yerlerine freskler yapılmıştır. Üçüncü evrede ise nefi sınırlayan iki sıra sütun tamamen kaldırılmış ve yerlerine dört büyük paye, tahminen kubbe şeklinde inşa edilen çatıyı desteklemek için konulmuştur. Kilise zengin bir şekilde mermer, fresk ve mozaikler ile kaplıydı. Burada bulunan bazı mimari parçalar şimdi Afyon Müzesi’nde sergilenmektedir. 1991 yılında moloz içinde bulunan önemli Grekçe yazıt kilisenin 5.yy’da Saint Conon’a adandığını belgelemektedir.

6 Nisan 2011 Çarşamba

Barlaam Manastırı,Yayladağ, Hatay

Yayladağı ilçesi Keldağ üzerindedir. Keldağ hem Selevukos döneminde, hem de Roma döneminde kutsal yerlerden biriydi. O dönemlerde burada bir Dorik tapınak vardı. (M.Ö. 3. yy) M.S. 4. yüzyılda St. Barlaam buraya gelerek Zeus heykelini yıkmış ve bir keşişler topluluğu oluşturmuştur. 6. yüzyıl balarında manastırın güneydoğu köşesinde bir kilise yapılmış, 526 depreminde bu kilise yıkılmıştır. 950-1050 arasında yeniden yapılan manastır, 1268 yılına kadar faaliyetin sürdürmüş, daha sonra da terkedilmiştir.
Barlaam manastırına gitmek için Yayladağı ilçesinin Yeditepe nahiyesinden sonra yaya olarak 2.5 saat dağa tırmanmak gerekmektedir. Küçük patika yol sarp kayalıklar arasından geçmektedir. Hudut Karakolu yakınındaki tepenin düzlüğü üzerinde bulunan harabe M.S. 9. asırda Gürcü papazları tarafından yapılmış, Barlaam'a ithaf edilmiş manastır ve kiliseye aittir
Söylencelere göre Barlaam manastırı civarında o kadar bağ, bahçe, dut ağaçları varmış ki dünyanın ilk şarapçılık ve ipekçilik monopolu burada kurulmuş. Burayı fetheden Roma kralı güzelliğe ve manzaraya o kadar hayran olmuştur ki "Üç gündür, güneşin doğuşunu, ayın batışını seyretmekten uyku uyuyamıyorum." demiş, Asi nehrinin denize dökülüşünü övmüştür.

11 Şubat 2011 Cuma

Meryem Ana Süryani Kadim Kilisesi



Beyoğlu, Tarlabaşı’nda Karakurum Sokağı’nda yükselen Meryem Ana Kilisesi İstanbul’da Süryanilerce yaptırılan tek kilisedir. Süryani Kadim Kilisesi kaynaklarına göre 19 yy.da kilise arsasının Süryani Cemaatince satın alındığı, Ermeni kaynaklarına göre ise burada 1650 ve 1780 yılları arasında bir kilisenin mevcut olduğu söylenmektedir. Kilisenin mülkiyet hakkı üzerinde bir dönem belirsizlikler yaşanmış ve nihayetinde 6 Eylül 1863 yılında kilisenin yeniden inşa edilerek, Süryani ve Ermenilerin ortak ibadet mekânı olarak kabul edilmiştir. 1870 yılında meydana gelen İstanbul yangınında büyük hasar gören kilise, 1878 yılında kapsamlı bir onarıma tabi tutulmuştur.

Surp Asdvadzadzin ismiyle de anılan kilisenin mevcut eski binası, 1961 yılında yıkılarak; Süryaniler tarafından tekrardan inşa edilmiş ve 1964 yılında özel bir törenle ibadete açılmıştır. Kilisede Mardin taş işçiliğinin güzel örnekleri rastlamak mümkündür. Özellikle çelenk bezemeli burmalı kolon başlıkları, Mardin taş işçiliğinin estetik örnekleri olarak gösterilebilir. Kiliseye ek olarak yapıda idare ve okul bölümleri de mevcuttur.

Anglikan Kilisesi

Sri Lankalı Anglikan cemaatince kullanılan Anglikan Kilisesi; Beyoğlu’nda, Galip Dede Caddesi’ne uzanan Serdarı Ekrem Sokağı’nda bulunur. 1856 yılında Lord Stratford Canning tarafından temeli atılan kilise; Abdülmecid tarafından Kırım Savaşına katılan İngiliz askerlerin hatırasına, kilise inşaatı için İngilizlere tahsis edilmiş eski Rum Mezarlığı yerine bina edilmiştir.

Taş malzemeden meydana gelen neogotik tarzın egemen olduğu yapının taşlarının tamamı Malta’dan getirtilmiş; 1970’lerde cemaatinin azalmasından ötürü ibadete kapatıldıktan sonra, 1990 yılında Anglikan Kilisesi rahibinin öncülüğünde Sri Lankalı mülteciler tarafından onartılarak, tekrardan ibadete açılmıştır.

Stephan ( Bulgar ) Kilisesi


Fatih’te, Haliç kıyısında, Ayvansaray Caddesi ile Mürsel Paşa Caddesi arasında inşa edilen kilise; milliyetçilik akımının etkisiyle, Fener Ortodoks Patrikhanesi’nden bağımsız olarak kendi kiliselerini kurmak isteyen Osmanlıdaki Bulgar azınlık tarafından inşa edilmiştir.

Bulgarlar 19 yy.da kilise yapımı için devletten izin aldıktan sonra, ilk etapta Mürsel Paşa Caddesi’nin diğer yakasına “Metoh” adı verilen bir papaz evi inşa ettirmişlerdir. Günümüze ulaşan bu evin inşaatı yapıdaki yazıta göre 1850 yılında tamamlanmıştır. Bu yapı tamamlandıktan sonra yolun karşısına küçük bir ahşap kilise bina edilmiş; daha sonraları demir iskelet sisteminin kullanıldığı günümüzdeki kilise, yıkılan ahşap kilisenin yerine inşa edilmiştir. Yapının projesi İstanbul Ermenilerinden Mimar Hovsep Aznavur’a çizdirilmesiyle birlikte, uygulama projesi için uluslararası çapta bir yarışma tertip edilmiş ve yarışmayı kazanan Avusturya firması R. Ph. Wagner tarafından, yapı ilk olarak fabrika bahçesine kurulmuş ve eksikleri tamamlanmıştır.Tuna ve Karadeniz yoluyla İstanbul’a getirilmesinden sonra, yapı bugünkü yerine monte edilmiş ve 1898 yılında törenle açılmıştır.

Demir malzemeden prefabrik olarak inşa edilen Stephan Kilisesi, haç görünümündedir. Yan nefleri üç metre ve orta nef ise altı metre genişliğe sahip olan yapının mimari üslubunda neogotik ve neobarok tarzın etkileri görülür. Kilisenin çan kulesinde bulunan farklı boyutlardaki altı çanın üzerinde Sveti Stefan Kilisesi için Rusya’da döktürüldüğü yazılıdır.

Saint Antonine Kilisesi



Kilise; Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi üzerindedir. İnşaatı 23 Ağustos 1906 yılında, İstanbul doğumlu mimar Giulio Mongeri tarafından bina edilmiştir. İtalyan rahiplerin yönetiminde Istabuldaki en büyük Katolik kilisesi ve en büyük topluluk olan bu kilise, 15 Şubat 1912 yılında ibadete açılmıştır.
İstanbul’daki önde gelen Katolik kiliselerinden biri olan Saint Antoine Kilisesi, 20x50 m ölçülerinde, Latin hacı biçiminde ve neogotik üslupta inşa edilmiştir. Kilise duvarları belirli yüksekliğe kadar mozaik kaplama ve yapının dış cephe duvarları tuğladandır. Kilisenin girişi, kiliseye gelir sağlamak için inşa edilmiş iki bina arasındaki kapıdan verilmiştir. Bu kapı kilisenin avlusuna açılır ve İstiklal Caddesine bakan bu cephenin genişliği 38 metre’yi bulur.

İstanbul’un çok sesliliğinin ve hoş görüsünün güzel bir örneği olan Saint Antoine Kilisesi, aynı zamanda İstanbul’daki en geniş cemaate sahip Katolik kiliselerinden biridir.

31 Ocak 2011 Pazartesi

Ayas Pandeleymonas Kilisesi

Cunda Adasında, eski kayıtlara göre adanın kuzeybatısında bulanan bu kilisenin denizciler tarafından Azizlerin anısına yapıldığı yazılıdır. Bunun dışında günümüze gelemeyen bu kilise ile ilgili bilgilere rastlanılamamıştır.

Hagios Dimitriyos Kilisesi

Halk Eğitim Merkezinin olduğu yerde yel değirmenleri yakınındaki bu kilisenin ismi bazı kaynaklarda geçiyorsa da yeri kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber kilisenin olduğu yerdeki bir yapı mübadeleden sonra camiye dönüştürülmüş, 1945 yılından sonra Erkek Sanat Enstitüsü atölyesi olmuş, bir süre sonra da yerine Halk Eğitim Merkezi yapılmıştır.

Panaya Kilisesi

Cunda Adasında, Bakkal Sokağının girişinde bulunan bu kiliseden günümüze yalnızca kaba yontma taştan yapılmış dört duvarı gelebilmiştir. Yapım tarihi kesinlik kazanamamakla beraber bazı kaynaklardan 1850 yılında, aynı yerde ikinci kez yapıldığı öğrenilmiştir.

Portaitissa Kilisesi

Ayvalık ilçe merkezinde Sakarya Mahallesinde, eğimi oldukça az, 1163 m2’lik alanın 135 m2’sine yapılmıştır. Aynı zamanda Ayvalığın en küçük kilisesi olarak tanımlanan bu yapının kitabesi olmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Bununla beraber yapı üslubundan XIX yüzyıla ait olduğu anlaşılmaktadır.
Kilise  13.05 X7.35 m ölçüsünde dikdörtgen planlıdır. Yüksekliği 8.00 m civarındadır. Ana girişi diğer bir çok dini yapılarda olduğu gibi apsis ekseninde bulunmamaktadır. Naos tek nefli ve tek apsislidir. Naosun güney duvarındaki apsis içten ve dıştan yarım yuvarlak şekilde dışa taşkındır. Dıştan üzeri konik bir çatı ile örtülmüştür. Apsisin ortasına bir pencere açılmış, bunun iki yanına da birer niş yerleştirilmiştir.Güneydoğu duvarı önündeki ikonastasis sekiz sütuncukla yedi parçaya ayrılmıştır. Kilisenin üzeri içten beşik tonoz, dıştan da üzeri kiremit kaplı çatı ile örtülmüştür.

Kato Panaya Kilisesi

Ayvalık Hayrettin Paşa Mahallesinde, Gazi İlköğretim Okulu avlusundaki bu kiliseden de pek az kalıntı günümüze gelebilmiştir. Mübadele sonrasında bir süre Hayrettin Paşa Camisi olarak kullanılmıştır.
Kaynaklara göre Ayvalık’ın kurucularından sayılan Papaz İkonomo’nun kimsesiz kız çocukları için yaptırmış olduğu yetiştirme yurdu da bu kilisenin bir bölümünde bulunuyordu.

Messi Panayia ( Meryem Ana) Kilisesi

Ayvalık İkinci Pazaryerin de (Küçük Pazar) yerinde olan ve günümüze gelemeyen bu kilise Cumhuriyetin ilanından sonra yanmıştır. Kilisenin ne zaman yapıldığı konusunda yeterli bir bilgiye ulaşılamamıştır.
Ayvalığın Yunanlılardan geri alınışından sonra yanmış olup kalıntı veya resimlerine rastlanamamıştır.

Profit İliyas Kilisesi

Ayvalığın en yüksek tepesi olaran İlk Kurşun Tepesi'nin zirvesinde bulunan kilise 1835 yılında yapılmış,1944 depreminde yıkılmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında, herhangi bir tehlike oluştuğunda, halka anında haber vermek için 1936'da Cunta adasındaki Panaiya kilisesinin çanı alınarak buraya getirilmiştir. Kilisenin çan kulesi 1952 yılında yıkılmış, çanı da korunması için Bergama müzesine götürülmüştür.
Günümüze hiçbir kalıntısı gelemeyen kilisenin olduğu yerde bugün bir Ali Çetinkaya Rehabilitasyon Merkezi bulunmaktadır.

Ayvalık Taksiyarhis Kilisesi

Ayvalık’ta aynı ismi taşıyan iki kilise vardır. Bunlardan biri şehir merkezinde, diğeri de Cunda Adası'ndadır.
İsmet Paşa Mahallesindeki Taksiyarhis Kilisesi 1200 m2 lik arsa içerisinde 500 m2 lik alanı kaplamaktadır. Duvarlarından birisinin üzerindeki 1844 tarihi kilisenin yapımıyla ilgili bilgi vermektedir. Kilisenin avlusuna iki sütunlu yedi basamaklı, kemerli bir kapıdan içeriye girilmektedir. Kapının üzerindeki 30.00m. yüksekliğinde olduğu söylenen çan kulesi günümüze ulaşamamıştır.
Bazilika düzenindeki kilise, doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen plan düzenindeki kilise içeriden korint başlıklı altışar sütun ile üç nefe ayrılmıştır. Neflerin bitimine birer apsis yerleştirilmiştir. Orta nef yüksek kasnaklı ve beşik tonozludur. Yan nefler çapraz tonoz örtülüdür. Yapı malzemesi olarak kesme taş, sarımsak taşı ve tuğla kullanılarak yığma tekniğinde yapılmıştır. Tonozlarda kubbe de ve kemerlerde tuğla kullanılmıştır.. Üst örtü kırma çatılıdır.

Beşik tonozlarda Hz İsa’nın sütunların üzerinde azizlerin resimleri vardır. Alınlıklarda İncilden alınma sahnelere yer verilmiştir. Bunların arasında Hz. Meryem’e Hz.İsa’nın doğumunu müjdelenmesi (Meryem’e Tebşir), Adam ile Havva’nın yasak elmayı yemesi gibi sahnelerine yer verilmiştir
Naosun solundaki sütunun yanına ambon yerleştirilmiştir. Oldukça ince bir işçilik gösteren ambonun üzerinde Hz.İsa, İncil yazarlarından Matta, Markos, Lukas ve Yuhannes resmedilmiştir.
Naosun doğusundaki son sütunun olduğu yere apsis ile naosu birbirinden ayıran ikonostasis yerleştirilmiştir. Ayrıca buradaki duvarlara da yine İncilden alınma sahnelere, Hz.İsa’nın çarmıha gerilmesi, vaftiz, son akşam yemeği, Hz.İsa’nın göğe yükselişi (Analepsis), ölümden sonra diriliş (Anastasis) gibi kompozisyonlara yer verilmiştir. Ayrıca bemaya açılan orta kapı üzerinde kabartma iki melek figürü yerleştirilmiştir.
Kilisenin çanı Almanya’da yaptırılarak buraya gönderilmiştir. Söylentiye göre de Köln Katedrali’nin çanından çok daha büyüktür. Bu çanın üzerinde yapan firmanın ismi ve yapım tarihi olan 1863 tarihi gösteren bir de yazı eklenmiştir. Yunanca olan bu yazıda “Ali Ağa, E.A. Baltazi” ismi okunmaktadır. Oldukça ağır olan bu çan II.Dünya Savaşı sırasında yerinden sökülerek, herhangi bir hücum sırasında halkı haberdar etmek için "Ayvalık İlk Kurşun Tepesine" konulmuştu.
Kilise Uzun yıllar Tekel deposu olarak kullanılmış, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Kararıyla boşaltılarak korumu altına alınmıştır.

Aya Nikola Kilisesi

Ali Bey (Cunda) Adası’ndadır. Bu kilisenin XIX. yüzyılın ikinci yarısında, denizciler tarafından azizler anısına yapıldığı sanılmaktadır.
Kaynaklardan iç mekanının Tevrat ve İncil'den alınma dini konuların işlendiği fresklerle süslenmiştir. Günümüze birkaç duvar parçası dışında başka bir kalıntısı gelememiştir.

31 Mayıs 2010 Pazartesi

Havariyyun kilisesi

Havariyyun kilisesi

Havariyyun kilisesi (Yunanca: Άγιοι Απόστολοι – Agioi Apostoloi) İstanbul’da 550 yılında inşa edilmiş Hıristiyan bazilikasıdır. İmparatorluk Polyandriyonu olarak da bilinir. Ayasofya’dan sonra gelen ikinci önemli kilisedir. İstanbul’un Osmanlılar tarafından alınmasından sonra kısa süre için Rum Ortodoks Patrikhanesi olarak kullanılmıştır. 1461 yılında yıkılarak yerine Fatih Cami yapılmıştır. İmparatorlara ve kutsal kişilere ait lahitler İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde korunmaktadır.
Antakya’da ve Kars’ta da Havariyyun Kilisesi vardır. Kars’taki cami olarak kullanılmaktadır

Aya Yorgi Manastırı

Aya Yorgi Manastırı

Aya Yorgi Manastırı, Büyükada’da yer alan manastır.
Patrikhane kayıtlarından elde edilen bilgilere göre Aya Yorgi Manastırı’nın inşa ediliş tarihi 1751′dir. Bu tarihte inşa edilmiş olan küçük kilise, şapel ve dua yeri eski kilise olarak bilinir ve iki katlı, kiremit örtülü küçük bir yapıdır. Tepede çan kulesinin arkasındaki kesme taştan yapılmış olan kilise ise yeni Aya Yorgi Kilisesi’dir ve 1905 yılında inşa edilmiş, 1909 yılında kullanıma açılmıştır.

Kanlı Kilise

Kanlı Kilise

Kanlı Kilise ya da Moğolların Azize Meryem Kilisesi (tam adı Yunanca: Θεοτòκος Παναγιώτισσα (okunuşu Theotokos Panaghiótissa) veya Παναγία Μουχλιώτισσα (okunuşu Panaghia Muchliótissa); İstanbul’da bulunan bir Ortodoks kilisesidir. İstanbul’da Osmanlı döneminde camiye çevrilmeyerek Rumların ibadetine bırakılmış Bizans döneminden kalma tek kilisedir.
Fatih semtinde yüksek duvarların arkasında kalan kilise, genellikle halka açık değildir. Tevkii Cafer Mektebi Sokakta bulunmaktadır.