7 Eylül 2011 Çarşamba

Keramik ve Cam Eserler Bölümü

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde İslâm öncesi, İslâm dönemi, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlı dönemi çini ve keramikleri zengin bir koleksiyon halinde sergilenmiştir. XI. Yüzyıl Büyük Selçukluların önemli kültür merkezlerinden Nişabur, Rey, Keşan, Sultanabad gibi keramik yapım merkezlerinin yanı sıra Konya, İznik ve Kütahya’da yapılmış olan çini eserler bu bölüme zenginlik kazandırmıştır.

XIII. yüzyıl Samarra’da, XIII.-XIV. yüzyılda Rakka’da yapılmış perdahlı Keşan keramikleri, XIII. yüzyılda Anadolu’da mozaik ve minai, sıratlı ve sır üstü tekniğinde yapılmış çiniler, alçı örnekleri, ştuklar, freskler yine bu bölümün belli başlı eserleri arasındadır.

XIX.-XX. yüzyılda Çanakkale’de yapılmış Çanakkale seramikleri de değişik form ve teknikleri ile ayrı bir bölümü oluşturmuştur.

İslâm-Osmanlı kültüründe önemli bir yeri kapsayan cam işçiliğinin belli başlı örnekleri yine burada bulunmaktadır. Az sayıda olmalarına rağmen müzedeki cam eserler kronolojik olarak sıralanmış, onları Osmanlı cam işleri, Memluklu eserleri ile Venedik kandilleri tamamlamıştır.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri

Ahşap Eserler Bölümü


Sedef Kakmalı Rahle
Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nin ahşap eserler bölümünde İslâm ülkeleri, Selçuklu beylikler ve Osmanlı döneminde yapılmış ağaç işçiliğinin en güzel örnekleri bir araya toplanmıştır. İslâm, Selçuklu ve Osmanlı ağaç işlerinin tarihsel gelişimi, bezemeleri ve yapım tekniklerini gösteren bu koleksiyonun en erken örnekleri IX. Yüzyılda Abbasi döneminden başlayarak günümüze kadar gelmektedir.

XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu ağaç eserleri Karaman imaretinin pencere kanatları, XIV. yüzyıl Konya Sadreddin Konavi Türbesi’nin pencere kanadı, Sultan Keykavus’un XIII. yüzyıla tarihlendirilen rahlesi, Seyyid Mahmud Hayrani’ye ait XIII. yüzyıl Selçuklu sandukası bölümün başlıca eserleri arasındadır. Bunların yanı sıra Osmanlı sanatının ortaya koyduğu kündekâri, geçme, oyma, taklit kündekâri tekniğinde yapılmış çeşitli kapı, rahle, Kuran mahfazası ve çekmeceleri, kahve soğutucuları, XVIII. yüzyıl Edirne işi çekmece, Edirnekâri üslupta yapılmış çekmeceler ayrı bir yer tutmaktadır. Osmanlı sanatının ortaya koyduğu sedef, bağa, fildişi ve kemik kakmalı rahle ve Kuran mahfazaları da üzerinde durulacak eserler arasındadır.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri

Madeni Eserler Bölümü


Cizre Ulu Cami Kapı Tokmağı
Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde maden işçiliği yönünden oldukça zengin bir koleksiyon bulunmaktadır. Buradaki madeni eserlerin çeşitliliği, sanat nitelikleri müzeye çok daha zengin bir görünüm kazandırmıştır.

XIII. yüzyıllara tarihlendirilen Selçuklu maden işlerinden başlayarak günümüze kadar ulaşan süreç içerisinde yapılmış madeni eserler burada sergilenmektedir. Bu madeni eserlerin üzerindeki yazılardan İslâm sanatındaki emir ve sultanlar hakkında da bilgi edinilmektedir.

Büyük Selçukluların önemli maden yapım merkezlerinden Horasan ve Herat; Osmanlıların Sivas, Konya Erzurum, Diyarbakır, Tokat, Bursa ve Edirne’de yapılmış madeni eserleri değişik formları ile dikkati çekmektedir. Ayrıca Osmanlı sanatında uygulanan çeşitli maden tekniklerinde yapılmış tunç, gümüş, bakır ve tombak şamdanlar, tepsiler, ibrikler, leğenler, kazanlar, davullar, dirhemler, kapı tokmakları, usturlaplar, kandiller, gülaptanlar, buhurdanlar, değerli taşlarla süslü murassa madeni eserler ve kemerler bu bölüme zengin bir görünüm kazandırmıştır. Bunların yanı sıra Cizre Ulu Camisi’nden buraya getirilen ejder figürlü kapı tokmağı, burç ve gezegen sembolleri ile bezeli XIV. yüzyıl şamdanları, XII. Yüzyıl Selçuklu davulu, XIII.-XIV. yüzyıl Selçuklu kurşun kartalı, XIII. yüzyıl tunç havan, XV. yüzyıl Selçuklu Sultanı Kayıtbay’a ait badiye, XVI. yüzyıl Osmanlı gümüş ajur tekniğinde yapılmış gümüş fener, XVIII. yüzyıl tunç Osmanlı yangın musluğu, XVI.-XVIII. yüzyıl Osmanlı alemleri bu bölümün önemli eserleri arasındadır.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri

Yazma Eserler Bölümü

Padişah Fermanı
Osmanlı yazı sanatının en güzel örneklerini bir araya getiren bu bölümdeki eserler tarihi gelişim içerisinde kronolojik olarak değerlendirilmiştir. İslâmiyet’in ilk yıllarından günümüze kadar kullanılan yazı örnekleri burada bulunmaktadır.

Hicretin ilk yıllarına tarihlendirilen ceylan derisi üzerine kufi yazı ile yazılmış kuranlar, Hz. Osman’a ait olduğu söylenen kuranlar, İbn-i Bevvab’ın, Yakut El-Mustasami’nin, Abdullah Seyrefi’nin yazıları, Abbasilerin tarihi belgeleri, Endülüs Memlüklularının, İlhanlıların, Muzafferilerin, Timurluların, Safevilerin, Selçukluların, Anadolu Beylikleri’nin ve Osmanlıların yazı örnekleri ile ciltleri burada bulunmaktadır. Minyatürlü ve minyatürsüz yazmaların yanı sıra XIX. yüzyılda yangından kurtarılan Beni Ümeyye Camisi’nden İstanbul’a getirilen Şam evrakı da bu bölümün koleksiyonlarını tamamlamaktadır.

Bu bölümde ayrıca XV.-XVI. yüzyıla ait minyatürlü Firdevzi Şeyhnamesi başta olmak üzere 600 İran yazması bulunmaktadır.

Türk yazı sanatının nesih, sülüs, rık’a, talik, mubari örneklerinin tezhip sanatı ile gelişimi yine burada sergilenmiştir. Osmanlı yazı sanatının ünlü hatalarından Şeyh Hamdullah, Ahmet Karahisari, Hafız Osman, Yesarizâde Mehmet İzzet, Mustafa Rakım, Hakkı Bey, Şefik Bey, Alaaddin Bey, Mehmet Ekrem Bey, Faik Efendi ve Halim Efendi’nin yazıları da yine burada görülmektedir. Bunların yanı sıra çeşitli devirlere tarihlendirilen ciltler, padişah tuğraları, fermanlar, beratlar, temliknameler, vakfiyeler, minyatürlü eserler, maktalar, mühürler, makaslar, divitler ve kalem traşlardan oluşan yazı takımları, dini ve özel yapıları süsleyen çeşitli levhalar yine bu bölümün önde gelen eserleri arasındadır.

Bu bölümde hat sanatının çeşitli tekniklerine yer verildiği gibi başta ceylan ve oğlak derilerinden yapılmış çeşitli kâğıt örnekleri, tezhipte kullanılan boyalar da değişik şekillerde bulunmaktadır.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri

Halı ve Kilim Bölümü

Uşak Kuşlu Halı
Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde dünyanın en zengin halı, kilim ve düz yaygıları ayrı koleksiyonlar halinde bulunmaktadır.
Selçuklu sanatının XIII. yüzyılda meydana getirdiği, kendine özgü özellikleri olan, üstün renk anlayışını yansıtan sekiz halının yanı sıra Osmanlıların yıldızlı, madalyonlu, kuşlu, ejderli, taraklı, hayat ağaçlı Uşak halıları, XV. yüzyıl ejder motifli halılar bu bölümde bulunmaktadır. Ayrıca Bergama, Lâdik, Mucur, Kula, Gördes, Milas, Konya, Afgan, Kafkas ve İran halı ve kilimleri de onları tamamlamaktadır. Bunların yanı sıra XV.-XVII. yüzyıl arasında Anadolu’da dokunan, Holbein isimli bir ressamın eserlerinde görülen Holbein Halıları’ndan örnekler, Hereke fabrikalarında dokunan Osmanlı saray halıları da yine bu bölümde bulunmaktadır.

Evkaf-ı İslâmiye Müzesi’nin kuruluşu sırasında cami, dergâh ve türbe gibi yapılardan derlenen halılara 1970’li yıllardan sonra satın alma yolu ile yenileri eklenmiştir. Yakın tarihlerde ise çeşitli Anadolu kilimlerinin yanı sıra düz yaygılar da onlara eklenmiştir.

 Türk ve İslâm Eserleri Müzesi'nin Diğer Bölümleri

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı), Eminönü, İstanbul

Türk ve İslâm Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı)
İstanbul Eminönü ilçesi, Sultanahmet Meydanı’nda bulunan İbrahim Paşa Sarayı’ndaki Türk ve İslâm Eserleri Müzesi ilk defa Süleymaniye Camisi yapı topluluğunun Dar-ül Ziyafesi olarak tanımlanan imaretinde kurulmuştur. Süleymaniye Camisi ile birlikte 1550–1557 yıllarında yapılan imarette, Süleymaniye medreselerinde görevli hoca ve öğrencilerin yemek gereksinimleri karşılanıyordu.

Adam Mickiewickz Müzesi, Beyoğlu, İstanbul

İstanbul Beyoğlu ilçesi Kasımpaşa, Yenişehir’de bulunan Adam Mickiewickz Müzesi Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nin yönetimindedir.

Adam Mickiewickz Polonya’nın ünlü şairlerinden olup, Polonya’nın işgale uğradığı 1795–1918 yıllarında birçok Polonyalı ile birlikte Polonya’nın siyasi bağımsızlığı için çaba sarfetmiştir. Bu arada 22 Eylül 1855’te Polonya asıllı Sadık Paşa komutasında kurulacak ve Kırım Savaşı’nda Ruslara karşı savaşacak olan Polonya taburunu toplamak üzere İstanbul’a gelmiştir. Hasta olarak geldiği İstanbul’da 26 Kasım 1955’te İstanbul’da ölmüştür. Adam Mickiewickz’in İstanbul’da öldüğü ev 1870 Büyük Beyoğlu yangınında yanmıştır. Bugünkü bina bir başka Polonyalı siyasi mülteci olan Jean Gorczynski tarafından yaptırılmıştır. 1955’te Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nin yönetimine bırakılmıştır. Müze üç katlı evde yeni düzenlemelerden sonra 1984 yılında açılmıştır.

Müzede şairin yaşadığı dönemin kültürel ve siyasi özellikleri yansıtılmış, Polonya’nın tarihsel gelenek ve görenekleri, Polonya ile Avrupa halklarının kurtuluş mücadelesi, şairin çocukluk yılları ile ilgili ilk şiirleri burada sergilenmiştir. Ayrıca Polonyalı şairin Maryla Wereszczakowna’ya duyduğu aşk nedeni ile yazdığı eserler, Osmanlı İmparatorluğu’nda geçirdiği günler farklı bölümler halinde müzede bir araya getirilmiştir.

6 Eylül 2011 Salı

Daha Fazla Vitamin İçin...

Doğal şeyler yiyin.
Canlı besinlerden aldığınız vitaminler, haplardan aldığınızdan daha efektiftir.
Kalori-vitamin orantısını düzenleyin.
Rafine yiyeceklerden olabildiğince uzak durun.





Stresli Biriyseniz!

Özellikle yüksek stres altında çalışan kişiler için, stresle başa çıkabilmek kariyerlerinde büyük önem taşır.
Bu tarz mesleklere sahip kişilerde B vitamini almak işe yarayacaktır.
B grubu vitaminleri metabolizma fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur ve depresyon, stres gibi durumlarla başa çıkmanızda destekleyicidir.





Son Kullanma Tarihlerine Dikkat Edilmelidir!

Unutmayın!
Bütün vitamin takviyesi paketlerinde son kullanma tarihleri bulunur.
Vitamin alırken mutlaka son kullanma tarihlerine bakın.





Nasıl Alınmalıdır?

Vitaminlerin vücut tarafından daha iyi emilebilmesi için yağda çözülen A, D, E ve K vitaminlerini yağ içeren besinlerle birlikte alabilirsiniz.
Suda çözülen diğer vitaminleri ise, herhangi bir gıdayla birlikte tüketebilirsiniz.





Vitaminler Ne zaman Alınmalıdır?

Vitaminler genel olarak kahvaltıdan sonra ve tok karnına alınmalıdır.
Ancak B grubu vitaminleri alırken buna daha fazla dikkat etmeniz gerekiyor.
Çünkü B grubu vitaminleri aç karnına alındıklarında mide bulantısına sebep olabiliyor.
Çinko, vücut tarafından geceleri daha iyi emilebiliyor.
C vitamini akşam alınırsa uykusuzluğa sebep oluyor.




VİTAMİNLER NASIL KULLANILIR?

Vücudun vitamin ve mineralleri daha iyi şekilde kullanabilmesi için bazı püf noktalara dikkat edilmesi gerekiyor.

5 Eylül 2011 Pazartesi

Aya Eireni (St. Irene) Müzesi, Eminönü, İstanbul

Aya Eireni (St. Irene) müzesinden bir görünüm.

İstanbul Eminönü ilçesinde, Topkapı Sarayı dış avlusunda Sur-ı Sultani içerisinde bulunan Aya Eireni (Aya İrini) Kilisesi, Ayasofya Müzesi’nin yönetimindedir. Başta İstanbul Kültür ve Sanat Festivali olmak üzere çeşitli etkinliklere açık olup, müzeden alınan izinle gezilebilmektedir.

Ayasofya’dan sonra Bizans’ın ikinci büyük kilisesi olan Aya İrini değişik zamanlarda yapılan onarımlarla günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Bizans kaynaklarından öğrenildiğine göre, kilisenin bulunduğu yerde Roma dönemine ait Arthemis, Aphrodite mabetleri bulunuyordu. Kilisenin yapımı oldukça eski tarihlere inmektedir. I.Constantinius döneminde, IV. Yüzyılın başında Roma mabetlerinin kalıntılarından yararlanılarak yapılmıştır. Bizanslılar bu kilise için İlahi Selamet sözcüğünü kullanmışlardır.

Kariye (Khora Kilisesi) Müzesi, Fatih, İstanbul

Kariye (Khora Kilisesi) Müzesinden bir görünüm.
İstanbul Fatih ilçesinde, Edirnekapı’nın kuzeyinden Haliç’e inen yamaçta bulunan Kariye Müzesi, Khora (Hora) Manastırı’nın kilisesidir. Hz. İsa’ya adanmış olan bu kilisenin yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Kilisenin IV. Yüzyılda yapılmış olup olmadığı konusu da kesin değildir. Bizans kaynaklarında VI. Yüzyılın ilk yarısında Ayios Thedoros isimli bir kişi tarafından yapıldığı yazılıdır. Bizans kaynaklarına göre bu kişi İmparator I.Iustinianus’un eşi Theodora’nın dayısı olan bir komutandır. Sasanilere karşı savaşmış ve sonra Antakya’ya yerleşmiştir. Iustinianus onu bir dini toplantıya katılmak üzere İstanbul’a çağırmıştır. Edirnekapı’da yaşayan bu kişiden ötürü manastırın yapımına başlanmış ancak, 557 yılı depreminde manastır yıkılmıştır. Bunun üzerine imparator manastırı eskisinden daha büyük olarak yaptırmıştır. Manastır kilisesinin üç şapelinden birini Meryem’e adamıştır.