BARTIN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BARTIN etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Ekim 2011 Çarşamba
13 Haziran 2010 Pazar
Bartın Tarihi
“PARTHENİA”dan Bartın’a dönüşen adın kaynağı “PARTHENİOS” dur. Bartın Irmağının antik çağdaki adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde, Tanrıların Babası OKENAUS’un çocukları olan yüzlerce tanrıdan birisi ve “Sular Tanrısı”dır. “Sular ilahı veya Muhteşem akan su” anlamlarına gelir. Bir başka anlamı da “Genç Kızlar için koro türküleri” veya tanrıça Athena’nın bir sıfatı olan “Genç bakire”…
Antik çağda, Parthenios adı verilen Bartın Irmağının kenarında kurulan Bartın Kentinin PARTHENİA adıyla anıldığı ve zamanla Bartın’a dönüştüğü yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.
Amasra

Kraliçenin Kenti Amasra’nin ilk adi Sesamos. Unlu cografyaci Strabon’a gore Sesamos’u Iskitler’in bir kolu olan Amazonlar kurmuslardi. İlk donem kaynaklarinda Sesamosun ne anlama geldigine rastlanmaz. Amasralilar bu adin her bahar Boztepe yamaçlarini örten yabani susam çiçeklerinden dogmuş olabilecegini anlatirlar. Kent 300 yıil kadar Fenike egemenliginde kalmistir. Sesamos o devirlerde, canli bir pazar yeri ve islek bir iskeleydi. MÖ 9. yüzyilda Fenike Karadeniz kolonilerini terk edince kent İyonlar’in egemenligine girdi. Bugünkü Amasra’yi İskender’in baldizi İranli Kraliçe Amastris kurdu.
BARTIN Kurucaşile
3OOO yıllık bir tarihi olan ilçenin ilkçağda Fenikeliler başta olmak üzere Miletoslu ve Megaralı gemiciler tarafından kurulan Kromna adında bir site olduğu çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir. Roma, Bizans ve Ceneviz hakimiyetinden sonra yörede görülen ilk Türk komutanı Kutalmış oğlu Süleyman Bey’in komutasındaki Kara Tigin’dir. Yıldırım Beyazıt 1395’te bu bölgeyi Candaroğulları’ndan alarak Osmanlı hakimiyetine katmıştır.
BARTIN Ulus
Ulus’un tarihinin M.Ö.3000 yıllarına kadar dayandığı kabul edilmektedir.M.Ö.800 ile 2000 Yılları arasında bölgeye ilk önce Doğudan, sonra Batıdan akınlar, göçler olmuş, Hititlerle Çağdaş Gasgolar uzun süre bu bölgede barınmışlardır. Anadolu Selçukluları zamanında Ulus Candaroğlu Beyliğinin sınırları içinde kalmıştır.
Osmanlılar zamanında İlçe küçük bir yerleşim merkezi olarak kalmış,herhangi bir ticari, siyasi ve askeri olaya sahne olmamıştır.İlçenin isminin “üleşmek” mastarından türeme ve ilk biçimi “ülüş” olup Moğolca’ya “ULUS” şeklinde geçerek içinde yaşayan insanlarla birlikte Ülkenin bir şehzadeye verilen bölümü anlamına geldiğini ifade etmektedir.
Kozcağız
Kozcağız ve çevresinin bilinen 3000 yıllık tarihi içinde Gaskalar, Hititler, Frigler, İonlar, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Pontuslar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarih sayfalarına adlarını yazdırmışlardır. Mitolojide adı geçen Parthenios (Sular İlahı) Irmağını besleyen iki koldan birisi de Kozcağız (Kocanaz) çayıdır. Eski adı Ahmetler olan Kozcağız, Rumlar tarafından günümüze kalan, “Kızcağız” söylencesine konu olan değirmenlere sahip, eski bir yerleşim bölgesidir.
İlk adı Ahmetler olan Kozcağız eski bir yerleşim yeridir. Kentte bulunan tarihi değirmenin Rumlardan kaldığı yönündeki söylemler nedeniyle burada Rumların yaşadığı olasılığı güçlenmiştir. Kozcağız isminin hikayesi de Rumlarla bağdaştırılmaktadır. Dilden dile anlatılmakta olan bu hikayeyi aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
“ Değirmenin birinde bir Rum Ağası varmış. Ağada ağaymış hani..! malı mülkü yerindeymiş yani.. Sadece onda öküz arabası varmış. Değirmeninde ne öğütülürse Bartın’a götürür satarmış. Bu ağanın bir de kızı varmış. Güzelceymiş biraz. Birgün o kız hastalanmış, yatağa düşmüş. Dört bir yandan hekimler getirilmiş kıza baksınlar diye. Ama hiçbir merhem hiçbir ilaç kızın derdine çare olmamış.Kız günden güne de eriyip gidermiş… işte o kızın anası da kızın başında oturur ağlar dururmuş.
Kozcağız El Sanatları
Kozcağız Belediyesi’nin Bartın Halk Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile 2001 Kasım ayında başlattığı Kilim ve El Sanatları kursu devam etmektedir.
Siirt Kurtalan’dan getirilen yünlerle atölyede dokunan farklı motif ve ebatlardaki kaliteli kilimlerin değişik fuar ve sergilerle tanıtımı yapılarak halkımızın beğenisine sunulmuştur.
Ayrıca Kozcağız Belediyesi tarafından tel kırma ve tel sarma kursları da başlatılmıştır.
Pumpum çorbası
Malzemeler:
· 6 kaşık mısır unu,
· 6 su bardağı su,
· margarin,
· pastırma veya sucuk,
· yeterince tuz,
· karabiber ve
· iki dilim ekmek.
Hazırlanışı:
Ovmaç çorbası
Malzemeler:
· 1 su bardağı un,
· 6 su bardağı su,
· 2-3 kaşık margarin yağı,
· normal büyüklükte 1 soğan ,
· 1 tatlı kaşığı nane,
· yeterince tuz.
Hazırlanmışı:
Kesme çorbası
Yoğurtlu yapılan bir hamur çorbasıdır.
Malzemeler:
· 2.5 su bardağı un,
· 9-10 bardak su,
· 1 baş soğan,
· 2-3 kaşık margarin yağı,
· 1 tatlı kaşığı nane ve
· yeterli miktarda tuz.
Hazırlanışı:
Kıymalı ıslama
Yağlı ve tatlı börek için hazırlanan kuru yufkadan yapılır.
Malzemeler:
· Kıyma,
· 1 baş soğan,
· 3 su bardağı su,
· 4 adet ev yufkası,
· yarım kaşık salça,
· margarin yağı,
· 1 tatlı kaşığı tuz.
Hazırlanışı;
Hasankadı beldesi
Hasankadı beldesi 1999 yılında muhtarlıktan belediye teşkilatına geçmiş ve halen belediyelik olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.Çevresi tamamen ormanlık olup kendisine bağlı dört mahalle mevcuttur. Bu mahalleler ;
1 – Merkez Mahallesi
2 – Şabankadı Mahallesi
3 – Tüloğlu Mahallesi
4 – Gerişli Mahallesi ‘ dir.
Bartın Evleri
Genellikle bahçe içinde bulunan, “daraba” denilen çitlerle çevrili, Osmanlı mimarisini yansıtan tarihi evler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan kaynak sağlanması durumunda restore edilerek turizmin hizmetine sunulacak.
Çoğunlukla 3 katlı olarak inşa edilmiş tarihi Bartın evleri, Osmanlı İmparatorluğu döneminde ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın getirdiği sanat akımlarının mimarideki yansımalarını günümüze taşıyor.
Karabük’ün Safranbolu İlçesi’ndeki konaklarla mimari açıdan benzerlik göstermedikleri belirtilen, yapı malzemesi olarak meşe, gürgen ve çam ağaçları kullanılan evlerin en önemli özelliği, sokak ya da ön cephe yönünde, doğal bitkisel çizgilerin yanı sıra çiçek ve hayvan figürlerine ağırlık veren “art nouveau” ve “barok” sanatlarını yansıtması.
Halil Bey (Yukarı) Cami
Bartın şehir merkezindedir. 1872 yılında Halil Bey tarafından yaptırılmıştır. Kubbesiz, dikdörtgen planlı, iki pencere ile aydınlanan kagir bir yapıdır.
İbrahimpaşa Camii (Orta Cami)
Bartın çarşısındadır. Bosna Valisi İbrahim Paşa tarafından yaptırılmıştır. Yapım yılı bilinmemekle birlikte 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu tahmin edilmektedir, 1864 ve 1897 yıllarında iki yangın geçirdiği, 1898 yılında yeniden yaptırılarak 1901 yılında ibadete açıldığı bilinmektedir. 1968 yılında deprem sonrası tamir görmüştür. 12’si büyük kubbenin etrafında olmak üzere 32 pencerelidir.Kare planlı, tek kubbeli ve tek minarelidir. Ana malzeme; köşelerde blok kesme taş, diğer kısımları moloz taştır. Altında 11 adet dükkân bulunmaktadır
Şadırvan Camii (Aşağı Cami)
1903-1905 yıllarında halktan toplanan paralarla yaptırıldığı söylenmektedir. Minaresinin ise 1913 yılında yapıldığı şerefedeki kitabeden anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı olup, duvarları köşelerde kesme taş, diğer kısımları tuğla ve moloz taştan harçla yapılmıştır. Kırk pencere ile aydınlanan ferah iç mekanlara sahiptir. Altında dükkanlar bulunmaktadır. Minaresi, kuzeybatı köşesinde kesme taştan çok köşeli olarak yapılmıştır
Amasra Fatih Camii
9. yüzyılda Amasra Kalesi içinde yapılmış eski bir Bizans kilisesidir. Amasra’nın fethi sırasında 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından camiye çevrilmiştir. Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının Narthex (İlk Cemaat) bölümü ve Ambon (Lapsis) çıkıntısı sonradan mekana katılmıştır. 19×11 m boyutlarındaki cami, 1887 yılında dört duvarı dışında mekanı örten ve yer yer yıkılma tehlikesi gösteren beşik tonoz örtüsü kaldırılmış, ahşap tavan ve çatı yapılarak büyük bir onarımdan geçirilmiştir.
Amasra Kalesi
Amasra, Küçük yarımadanın üzerinde Bizanslılar döneminde yapılmış olan bu kale daha sonra, XIV.-XV.yüzyıllarda Cenevizliler ve Osmanlılar zamanında çeşitli ilavelerle genişletilmiş ve orijinalliğinden uzaklaşmıştır.
Günümüze kalıntıları gelen bu kale, 500-600 m. uzunluğunda dikdörtgen planlıdır. Kalenin duvarlarına kısa aralıklarla kuleler yapılmış ve böylece daha sağlamlaştırılmıştır. Kara tarafındaki surların önüne hendekler yapılmıştır. Kale üzerindeki araştırmalarda eski dönemlere ait taşların, mimari parçaların, kitabelerin ve heykel kaidelerinin kullanıldığı görülmüştür. Bunların arasında Roma dönemine ait büyük bir kitabe parçası kalenin yapımı sırasında Bizanslıların önceki döneme ait eserleri tahrip ettiğini göstermektedir.
Kale duvarlarında bulunan mermer bir kitabe, Amasralı bir kişinin dul eşi Marcellus kızı Marciana tarafından verilen para karşılığında İmparator Antoninus Pius (138-161) anısına yapılan heykele aittir.
İçkale Mescidi
Amasra Kalesi içinde, eski bir şapeldir. 15. yüzyılda mescide dönüştürülmüş, 1930 yılında ibadete kapatılmıştır.
9. yüzyılda çok itinalı bir tuğla-taş örgü sistemi ile yapılan şapel, 11×7 m. boyutlarındadır. Ambon tonozunda “İsa Peygamber’in Göğe Yükselişi” (Ascension) sahnesini hatırlatan izler; ambon, narteks ve duvarlarının ise, renkli ve dinsel konulu duvar resimleri (fresk) ile süslü olduğu görülmektedir. Ancak duvarlar ince bir sıva ile kapatıldığından, bu freskolar zamanla düşen sıva tabakaları altından yer yer ortaya çıkmakta ve tahribata uğradığı anlaşılmaktadır
12 Haziran 2010 Cumartesi
Ebu Derda Türbesi
Hz. Peygamberimizin Sancaktarı Ebu Derda Hazretlerine ait olduğu söylenir. Ancak; tarihi kaynaklara göre, Hicretin 50. yılında İstanbul’un kuşatılması sırasında bu bölgeden geçerken buralarda bir süre kaldığı tahmin edilen Ebu Derda Hazretleri hatırasına sonradan bir türbe yapıldığı ve burasının manevi bir makam olarak kabul edildiği olasıdır.
Türbenin belgelenemeyen bir rivayete göre Bartın Müftülerinden Toscuoğlu Hacı Rıfat Efendi tarafından yaptırıldığı söylenmekte, yılı bilinmemektedir. Eldeki kaynaklardan, takriben yüz yıl kadar önce tamamen yandıktan sonra onarıldığı anlaşılmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
