Bir gün adamın biri İbni Barzak’a gelir ve derki:
-Ey Hazret, evlendim seneler geçti fakat hala bir çocuğum olmadı.
İbni Barzak Rahmetullahi aleyh kendisine;
-İstiğfar et, “Estağfirullahe'l-Azîm” kelimesini dilinden eksik etme, der.
Birkaç ay sonra adam tekrar gelir ve der ki;
-Ey Hazret, dediğini yaptım ve karım hamile kaldı, der.
Başka bir adam da Hasan Basri’ye gelir ve der ki;
-Ey Hasan Basrî, gökyüzü yağmuru kesti, kıtlık vardır.
Hasan Basri Rahmetullahi Aleyh;
İstiğfar et. “Estağfirullah el-Azim” (Şânı pek yüce olan Allah’tan bağışlanmamı istiyorum) kelimesini dilinden eksik etme, der.
Başka biri gelir yine Hasan Basrî’ye:
-Ya Hasan Basrî, çok fakirim, ekmek bulamıyorum, der.
Hasan Basrî bu kişiye de;
İstiğfar getir “Estağfirullah el-Azim” kelimesini dilinden eksik etme, der.
Ardından meclistekiler Hasan Basri’ye her gelip şikayet edene “istiğfar getir “Estağfirullah el-Azim” kelimesini dilinden eksik etme” diyorsun diyerek bir nevi sitem ederler.
Hasan Basri onlara; "Allahü Tealâ'nın şu ayetini okumuyormusunuz" diyerek onlara Nuh suresinin 10-12 ayetlerini okudu;
“Dedim ki: ‘Rabbinize istiğfar getirin; çünkü O, çok bağışlayıcıdır.’ ‘Bağışlama dileyin ki, üzerinize gökten bol bol yağmur indirsin.’ Mallarınızı ve oğullarınızı çoğaltsın, size bahçeler ihsan etsin, sizin için ırmaklar akıtsın.” (NÛH suresi 10-12. ayet
İstiğfârın Faydası
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîslerinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurmuşlardır:
“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem:
-Ey Hazret, evlendim seneler geçti fakat hala bir çocuğum olmadı.
İbni Barzak Rahmetullahi aleyh kendisine;
-İstiğfar et, “Estağfirullahe'l-Azîm” kelimesini dilinden eksik etme, der.
Birkaç ay sonra adam tekrar gelir ve der ki;
-Ey Hazret, dediğini yaptım ve karım hamile kaldı, der.
Başka bir adam da Hasan Basri’ye gelir ve der ki;
-Ey Hasan Basrî, gökyüzü yağmuru kesti, kıtlık vardır.
Hasan Basri Rahmetullahi Aleyh;
İstiğfar et. “Estağfirullah el-Azim” (Şânı pek yüce olan Allah’tan bağışlanmamı istiyorum) kelimesini dilinden eksik etme, der.
Başka biri gelir yine Hasan Basrî’ye:
-Ya Hasan Basrî, çok fakirim, ekmek bulamıyorum, der.
Hasan Basrî bu kişiye de;
İstiğfar getir “Estağfirullah el-Azim” kelimesini dilinden eksik etme, der.
Ardından meclistekiler Hasan Basri’ye her gelip şikayet edene “istiğfar getir “Estağfirullah el-Azim” kelimesini dilinden eksik etme” diyorsun diyerek bir nevi sitem ederler.
Hasan Basri onlara; "Allahü Tealâ'nın şu ayetini okumuyormusunuz" diyerek onlara Nuh suresinin 10-12 ayetlerini okudu;
فَقُلْتُ اسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ اِنَّهُ كَانَ غَفَّارًا يُرْسِلِ السَّمَاءَ عَلَيْكُمْ مِدْرَارًا وَيُمْدِدْكُمْ بِاَمْوَالٍ وَبَنٖينَ وَيَجْعَلْ لَكُمْ جَنَّاتٍ وَيَجْعَلْ لَكُمْ اَنْهَارًا
İstiğfârın Faydası
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir hadîslerinde, istiğfârın faydalarını şöyle beyan buyurmuşlardır:
“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona ummadığı yerden rızık verir.” (Ebû Dâvûd, Vitir, 26/1518; İbn-i Mâce, Edeb, 57)
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem:
"Her kim şu istiğfarı yaparsa günahları bağışlanır" der.
Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh:
“Kendisinden başka ilâh bulunmayan, ebedî hayatla daima diri olan, her şeyin varlığı kendisine bağlı olup kâinatı yöneten Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder