20 Mayıs 2026 Çarşamba

Batı ile doğu arasını gezdim...

Bir gün bir dânişmend, kâdı yardımcısı gelerek Lütfullah Efendiye intisab edip talebe oldu. 
Zâhiren onun üstünlüğünü kabûl ettiği halde, içinden kerâmet sâhibi olduğunu kabullenmedi. 
Bir gece yarısından sonra Lütfullah Efendi dânişmendin odasının kapısını vurdu ve; 
"Kalk abdest al, mescide gidelim" buyurdu. 

Dânişmend kalkıp abdest aldı ve Lütfullah Efendiyi tâkib ederek mescide vardı. 
Lütfullah Efendi bir köşede namaza durdu. 
Dânişmend de bir kenarda namaz kılmaya başladı. 


Bir müddet sonra Lütfullah Efendi oturup sessizce Allahü Teâlâ'nın büyüklüğünü ve O'nun nîmetlerinin sonsuzluğunu düşünmeye, murâkabe etmeye başladı. 
Başını önüne eğdiği esnada, dânişmend onun yanına yaklaştı. 
Bakınca, Lütfullah Efendinin kaftanının kalıp gibi durduğunu fakat içinde Lütfullah Efendi'nin olmadığını gördü. 
Bu hal üzerine dânişmend heyecan ve korkuyla halsiz yere düştü. 
Biraz sonra Lütfullah Efendi gelip danişmende; "Kalk!" dedi. 
Dânişmend kalkınca, Lütfullah Efendi; "Batı ile doğu arasını gezdim, uyanık bir kimse bulamadım.
Ancak Edirne'de bir Hak âşığını kitaba bakarken, Keşiş Dağındaki bir râhibi de puta taparken gördüm. 
Bir müddet sonra o Hak âşığı kimse dervişlerden olur, o râhib de müslüman olup, Allahü Teâlâ'nın sevdiği bir kul olur" buyurdu. 

Lütfullah Efendinin bu sözleri karşısında tamâmen şaşkınlaşan dânişmend, onun kerâmet sâhibi büyük bir velî olduğunu kabûl etti.

*Allah'ın Veli Kulları EVLİYALAR, Hikmet Koray, 2013, s.134, 135.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder