16 Mayıs 2026 Cumartesi

Behlül Dânâ mı Yoksa Behlül Divâne mi?

Adamın biri bir gün Behlül Dânâ'ya akıl danıştı:
-Ey Behlül! Ben zengin olmak istiyorum, bana ne tavsiye edersin?

Behlül Dânâ, bir an düşünüp cevap verdi:
-Demir al, demir sat.

Demir ticareti eski çağlardan beri kârlı bir iş olarak biliniyordu. 
Çünkü demir hiç fire vermeyen, daima üstüne koyan bir maddeydi. 

Sultan Abdülmecîd’in Emsalsiz Hürmeti

Sultan Abdülmecid'in Hz. Peygambere ve Haremeyn’e sonsuz bir saygı beslediği İlmiye Salnâmesinde şöyle anlatılmıştır:
“Cennetmekân Abdülmecid Han Hazretleri Ravza-i Mutahhara-i Risâletpenâhinin tamir ve tezyin-i zahiresine fevkalade sureti itina gösterdi.”

Sultan II. Mahmud’un Şiiri

II. Mahmud, O’na olan sevgisinin bir alameti olarak Hz. Peygamber’in Kabr-i Şerifi üzerindeki Yeşil Kubbe’yi (Kubbetu’l Hadra) yaptırmıştır. 
Ayrıca, 1820’de patlak veren Vehhâbî İsyanında yıkılan bütün eserleri yeniden inşa ve ihyâ etmiştir. 
Bu münasebetle, Hücre-i Saâdet’e hediye ettiği şamdanla birlikte gönderdiği şiir, onun Resûlullah’a hürmet ve muhabbetinin beliğ bir vesikasıdır:

Yüce Allah'ın Hz.Musa'ya "Niçin benim ziyaretime gelmedin?" Diye Vahyetmesi

Yüce Allah'ın Musa'ya -Allah'ın selamı üzerine olsun-"Niçin benim ziyaretime gelmedin?" diye vahyetmesi

Hak'tan Musa'ya şu ikaz geldi: "Ey, yakasından ayın doğuşunu gören sen!
Seni, ilahî nurla aydınlatan yaptım. Ben Hakk'ım. Hastalandım, gelmedin?"
-Musa- dedi: "Ey her şeyden üstün Allah'ım! Sen ziyandan paksın; bu ne gizli söz? Bunu açıkla, ey Rabbim!"

11 Mayıs 2026 Pazartesi

KONYA - SEYDİŞEHİR TARAŞÇI KASABASI - KÜPE DAĞI REZE BELİ

 Küpe Dağından Taraşçı Kasabasının Görünümü...

Allah'ın kendisine yüz adamlık akıl verdiği Belkıs'a, yüz defa rahmet olsun!

Allah'ın kendisine yüz adamlık akıl verdiği Belkıs'a, yüz defa rahmet olsun.
Bir hüdhüd, Süleyman'dan birkaç söz açıklamalı mektup ve nişan getirdi. 
O, o muhtevalı sözleri okudu; -Belkıs- elçiye küçük görme gözüyle bakmadı.
Cismini hüdhüd, canını Anka gördü; duygusunu köpük, gönlünü deniz gördü.
Akıl, bu iki renkli tılsımlardan dolayı Muhammed'in Ebû Cehillerle savaşta olması gibi
hisle savaştadır.

10 Mayıs 2026 Pazar

Lütfullah Efendi (El-Evvel)

Lütfullah Efendi (El-Evvel), 15.asırda  Anadolu'da yetişen velilerindendir.
Emir Sultan Hazretlerinin üçüncü halifesidir. 
Fakih Abdullah Efendi isminde bir zatın oğludur. 
Doğum tarihi bilinmemektedir. 
Karaman'da doğdu. 
1488 senesinde Bursa'da vefat etti.

5 Mayıs 2026 Salı

Osmanlı, Amerika'yı Vergiye Bağlamıştı!

ABD Başkanı George Washington, Osmanlı’ya vergi öderken, diğer Başkan Wilson’un adıyla İstanbul’da ‘Wilson Prensipleri Cemiyeti’ kuruluyordu.
Amerika’yı haraca bağlamıştık.

Dolu Bir Küvet Nasıl Boşaltılır?

Adamın biri bir akıl hastanesini ziyareti eder.
Bu ziyaret esnasında, doktora sorar:
-Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?

Juan Ne Kaçırıyor?

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.
Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.
Juan: 
-Yalnızca kum, diye cevap verir.

Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi denilince, İngiliz şair William Morris'le ilgili şöyle bir hadise anlatılır:
Paris'e yaptığı son gezisinde Morris, vaktinin büyük bir kısmını Eyfel Kulesindeki lokantada geçirmiş. Yemeklerini orada yemiş, yazılarını orada yazmış.
Fakat, bir dostu kendisine:
-Kule galiba sizi herkesten çok cezbediyor, demiş.

Ecdâdın Ticâret Ahlâkı

Yabancı bir kumaş tacirinin Osmanlı ülkesine gelir.
Bir kumaş imalathanesine gelir.
Kumaşları beğenip hepsini satın almak ister.
Mal sahibinin kumaş toplarını denklerken bir top kumaşı ayırdığını görür.
Bu hareketinin sebebini sorar.
Mal sahibi:
-Onu sana veremem, kusurludur, cevabını vermiş.

............Fincan Takımı..................

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk
kapımı çaldılar: "Eski gazeteniz var mı bayan?"
Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına
gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler
vardı ve ayakları su içindeydi. "İçeri girin de, size kakao yapayım"
dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı.
Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki
soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin
önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım
işlerimi yapmaya koyuldum. fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti
bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu...
Erkek çocuğu bana döndü "Bayan, siz zengin misiniz?" diye sordu. Zengin mi?
"Yo hayır!" diye cevaplarken çocuğu,gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere
kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve "Sizin fincanlarınız,
fincan tabaklarınız takım" dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu.
Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi
ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı.
Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı.Pişirdiğim patateslerin
tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı,
bir eşim vardı ve eşimin de bir işi... Bunlar da fincanlarım ve fincan
tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin
önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların
sandaletlerinin çamur izleri,halının üzerindeydi
halâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de.
Olur ya unutuveririm  ne denli  zengin olduğumu...

Haramey'in Hizmeti Kendisine Verildi!

Yavuz Sultan Selîm Han Hazretleri çoğu geceleri sabah namazına kadar kitap okumakla geçirir, Hasan Can da padişahın hizmetini görürdü. 
Zaman zaman da ona okutup, kendileri dinlerlerdi. 
Bir gece Hasan Can uyuyakalıp ve padişahın hizmetinde bulunamaz. 
Padişaha o gece rüyasında, Hasan isminde bir şahıs vasıtasıyla kendisine bir hizmetin görülmesinin tebliğ olunacağı haber verilir.

Hoca Gibi Hoca!

Alman idaresindeki Macarlar tarafından kendilerine "önder" olarak seçilen Tökeli İmre, 9 Ocak 1682'de Istanbul'a elçi göndererek;
"Nemçe'nin (Avusturya) tecavüzü haddi aştı... 
Bunları görmektense ölmek yeğdir. 
Heman bir taraftan haber verup yörüyesiz" şeklinde şiayetlerini dile getirerek, Alman idaresini kabul etmediklerini ve Osmanlı idaresi altına girmek istediklerini belirtmişti.