10 Haziran 2026 Çarşamba

Bir Adamın Ağzına Yılan Girmiş Olan Uyuyan Birini İncitmesi

Bir akıllı bir at üzerinde ilerlemekteydi; uyuyan birinin ağzına yılan girmekteydi.
Bu atlı bunu gördü; yılanı kaçırmak için koştu, fırsat bulamadı.
Aklının yardımı çok olduğu için uyuyana kuvvetlice bir kaç kalın sopa vurdu.
O sert sopanın acısı, onu atlıdan kaçar hâlde bir ağacın altına kadar götürdü.
Çürük elma çok dökülmüştü; -atlı- "Ey derde sarılan! Bunlardan ye" dedi.

7 Haziran 2026 Pazar

Lokantanın Temizliği

Güzel şiirleri kadar iştahına da dikkat eden şair Ahmet Haşim (1884-1933) bir lokantada yemek yedikten sonra patronu çağırtarak:
-Lokantanızın üstün temizliğini tebrik ederim, dedi. 

Dostun Çeşitleri

Şairler Sultanı diye maruf meşhur divan şâiri Mahmut Abdülbaki (Bâkî)'ye bir gün dostlan sordular: 
-Dosta güven olmalı mıdır?
Bunun üzerine Baki şu karşılığı verdi: 

Delkak'ın, Fahişeyi Niçin Nikâhladığı Hususunda Seyyid-i Ecel'e Mazeret Söylemesi

Seyyid-i Ecel, bir gece Delkak'a dedi: "Aceleyle bir kahpeyi mi aldın sen?
Bunu bana söylemeliydin, iffetli birini sana eş yapardım."

5 Haziran 2026 Cuma

Mustafa'nın Bir Sahabeyi Ziyaret Etmesi ve Hasta Ziyaretinin Faydasının Açıklaması

Mustafa'nın -Allah'ın Selamı Üzerine Olsun- bir sahabeyi ziyaret etmesi ve hasta ziyaretinin faydasının açıklaması

Sahabeden bir zat hastalandı; o hastalığında iplik gibi oldu.
Mustafa ziyaret için ona geldi; zira onun huyu, tamamıyla lütuf ve keremdi.
Hasta ziyaretine gitmekte fayda vardır; onun faydası yine sana aittir.
İlk faydası şudur: Ola ki, o hasta şahıs bir kutup ve ulu bir padişahtır.

3 Haziran 2026 Çarşamba

Zerreler nasıl sayılabilir?

Zerreler nasıl sayılabilir; özellikle de aşkın, aklını aldığı kişi nasıl sayabilir?
Bahçenin yapraklarını sayıyorum; kekliğin, karganın seslerini sayıyorum.
Sayıya gelmez, ama ben imtihanda olanı doğru yola iletmek için sayıyorum.

2 Haziran 2026 Salı

Borcumuz Ne Kadar?

Cihan Padişahı Kanuni Sultan Süleyman (1495-1566), çıktığı bir av partisinde şiddetli bir yağmura yakalanır. 
Bunun arkasından başlayan soğuk rüzgar üzerine Padişah ve beraberindekiler bir köy evine sığınıp köylünün yaktığı ateş etrafına toplanırlar. 
Sultan Süleyman, keyifle ilave eder:
-Şu yaktığın ateş bin altın eder.

Hasta tabibe, çocuk öğretmene düşmanlık yaparsa.....

Hasta tabibe düşman olursa ve çocuk öğretmene düşmanlık yaparsa, 
Gerçekte kendi canlarının yol kesicileridirler; kendi akıl ve canlarının yolunu kesmişlerdir.
Çamaşırcı güneşe öfkelenirse, balık suya öfkelenirse,
Sen birine bak, kimin ziyanı olur? Sonuçta kim, bununla bahtsız olur?
Hak, seni çirkin yüzlü yaratırsa sakın, hem çirkin yüzlü ve hem de çirkin huylu olma.

30 Mayıs 2026 Cumartesi

Şehzâde Bâyezîd'i Ceylanı Vurmaktan Men Eden Sebep

Seyyid İbrahim (Mevlânâ Seyyid İbrahim)'in babası Sadrüddin Muhammed bin Hüseyin, birgün Şehzade Bâyezîd Han ile sohbet ederlerken, bir ara ona, ava çıkmak hususunda aşırı davranmamasını, hatta ava hiç çıkmamasını tavsiye etmişti. 
Bâyezîd Han bu söze uyarak birkaç gün ava gitmedi ise de, yine bir gün av için hazırlanıp, avlanma yerine gitti. 
Av esnasında Şehzade'nin hizmetçileri ve maiyetindekiler, buldukları av hayvanını onun bulunduğu tarafa doğru sürerlerdi. 

29 Mayıs 2026 Cuma

Düğün Alayı

Yavuz Selim'in Şah İsmail ile Çaldıran'da yaptığı savaşın hatıraları hâlâ insanların zihinlerinde. 
İsmail'in savaş meydanında bırakıp kaçtığı güzeller güzeli Taçlı Hatun, sırf Şah'ı tahkir için, çiçek bozuğu bir yüze sahip olan Tacizade Cafer Çelebi ile evliliğinin yükünü çekmekte.
Kanuni, İran-Osmanlı ilişkileri belki düzelir umuduyla Şah'ın elçisi İmamkulu Han'ı kabul edecekti. 
Elçi büyük bir ihtişam ve tantana içinde Üsküdar'a ulaştı. 
Şemsi Paşa kendisine mihmandarlık yapıyordu. 
İlk görüşmeden sonra atbaşı ilerlemekteydiler.

Kürtlerin Babası

Bu satırlar ona neden “Kürtlerin Babası” denildiğini yeterince gösteriyor olmalıdır. 
Ancak en ziyade konuşma hakkı kendisinin değil midir? 
Öyleyse Abdülhamid konuşsun, biz dinleyelim:

27 Mayıs 2026 Çarşamba

Ey Hasta Kişi! Takdirim Vardır; Sebep Yoktur!

Letafetin sudan olmadığını bil; bağışlayıcı yaratıcının bağışından başka bir şey değildir.
Havayı ve ateşi aşağılık yaparsa ve dikeni gülden ileri geçirirse,
Hüküm verendir ve Allah dilediğini yapar, o derdin kendisinden deva oluşturur.
Yeryüzünü ve suyu yüceltirse, gökyüzünün yolunu ayakla yürünmüş yapar. 
Öyleyse, "Dilediğini aziz eder" kesin oldu; topraktan olana, "Kanatlarını aç" dedi. 
Ateşten olana dedi: "Git, iblis ol; aldatmanla toprağın yedinci kat altına gir. 
Toprak Âdemoğlu! Sen Süha yıldızının üzerine git. Ey ateşten iblis! Toprağa kadar git.

25 Mayıs 2026 Pazartesi

Kim daha şanslı?

Amerikalı meşhur yazar Ernest Hemingway, bir davette çok sıkıldığından bir köşeye çekilmişti. 
Yazarın konuşmalardan ve davetlilerden sıkıldığını tahmin eden bir hanım onun yanına giderek: 
-Ah, Mr. Hemingway! Burada sizden başka konuşulacak kimse yok, demiş.

Devlet İtibarı

Keçecizade Fuat Paşa, Sultan Abdülaziz'in meşhur Paris seyahatinde onun yaveri ve tercümanı olarak vazife yapmaktaydı. 
Birkaç lisan konuşur, şiirden anlar, sözü bilir, devlet protokolü ve beynelmilel münasebetlerde uzman zeki birisiydi. 

Zafer Destekçisi Allah Olmayan!

Zafer destekçisi Allah olmayan kişiye kedi, aslan görünürse vay haline!

Önder Akla Danışmak!

Sonunda pişmanlığın olmaması için işlerde danışmak vaciptir.
Ümmet, "Kime danışalım?" dedi. Peygamberler "Önder akla" dedi.

20 Mayıs 2026 Çarşamba

Batı ile doğu arasını gezdim...

Bir gün bir dânişmend, kâdı yardımcısı gelerek Lütfullah Efendiye intisab edip talebe oldu. 
Zâhiren onun üstünlüğünü kabûl ettiği halde, içinden kerâmet sâhibi olduğunu kabullenmedi. 
Bir gece yarısından sonra Lütfullah Efendi dânişmendin odasının kapısını vurdu ve; 
"Kalk abdest al, mescide gidelim" buyurdu. 

Dânişmend kalkıp abdest aldı ve Lütfullah Efendiyi tâkib ederek mescide vardı. 
Lütfullah Efendi bir köşede namaza durdu. 
Dânişmend de bir kenarda namaz kılmaya başladı. 

19 Mayıs 2026 Salı

Ayaklarını uzatmış, ellerini değil!

İbrahim Paşa, Şam'da bulunduğu bir gün, Emeviyye Camii'ne girdi. 
O sırada içerde Şam'ın büyük alimi Şeyh Saîd el-Halebî (rh.), cemaate ders anlatıyordu. 
İbrahim Paşa gelip Şeyh Saîd'in yanına oturdu.
Ayaklarını uzatmış olan Şeyh, Paşa gelmesine rağmen hiç aldırış etmedi. 
Bu vaziyet İbrahim Paşa'yı çok kızdırdı ve hemen camiden ayrıldı.

280 - Dehşetli Bir Asırda İnsanın En Büyük Mes'elesi

Kıymetli Kardeşlerim!
Böyle dehşetli bir asırda insanın en büyük mes'elesi; İmanı kurtarmak veya kaybetmek davasıdır...

279 - Mâdem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı.....

Mâdem dünyanız ağlıyor ve hayatınız acılaştı...
Çalışınız; âhiretiniz dahi ağlamasın, ve hayât-ı bâkiyeniz gülsün tatlılaşsın!

274 - Şeriat gelirse bir adamın ikinci karısı olurdunuz kızlar!

 

276 - Hobi Bahçesi bizim için Fobi Bahçesi oldu!

 

275 - Hobi Bahçeleri bizim için Fobi Bahçeleri oldu!

 



16 Mayıs 2026 Cumartesi

Behlül Dânâ mı Yoksa Behlül Divâne mi?

Adamın biri bir gün Behlül Dânâ'ya akıl danıştı:
-Ey Behlül! Ben zengin olmak istiyorum, bana ne tavsiye edersin?

Behlül Dânâ, bir an düşünüp cevap verdi:
-Demir al, demir sat.

Demir ticareti eski çağlardan beri kârlı bir iş olarak biliniyordu. 
Çünkü demir hiç fire vermeyen, daima üstüne koyan bir maddeydi. 

Sultan Abdülmecîd’in Emsalsiz Hürmeti

Sultan Abdülmecid'in Hz. Peygambere ve Haremeyn’e sonsuz bir saygı beslediği İlmiye Salnâmesinde şöyle anlatılmıştır:
“Cennetmekân Abdülmecid Han Hazretleri Ravza-i Mutahhara-i Risâletpenâhinin tamir ve tezyin-i zahiresine fevkalade sureti itina gösterdi.”

Sultan II. Mahmud’un Şiiri

II. Mahmud, O’na olan sevgisinin bir alameti olarak Hz. Peygamber’in Kabr-i Şerifi üzerindeki Yeşil Kubbe’yi (Kubbetu’l Hadra) yaptırmıştır. 
Ayrıca, 1820’de patlak veren Vehhâbî İsyanında yıkılan bütün eserleri yeniden inşa ve ihyâ etmiştir. 
Bu münasebetle, Hücre-i Saâdet’e hediye ettiği şamdanla birlikte gönderdiği şiir, onun Resûlullah’a hürmet ve muhabbetinin beliğ bir vesikasıdır:

Yüce Allah'ın Hz.Musa'ya "Niçin benim ziyaretime gelmedin?" Diye Vahyetmesi

Yüce Allah'ın Musa'ya -Allah'ın selamı üzerine olsun-"Niçin benim ziyaretime gelmedin?" diye vahyetmesi

Hak'tan Musa'ya şu ikaz geldi: "Ey, yakasından ayın doğuşunu gören sen!
Seni, ilahî nurla aydınlatan yaptım. Ben Hakk'ım. Hastalandım, gelmedin?"
-Musa- dedi: "Ey her şeyden üstün Allah'ım! Sen ziyandan paksın; bu ne gizli söz? Bunu açıkla, ey Rabbim!"

11 Mayıs 2026 Pazartesi

KONYA - SEYDİŞEHİR TARAŞÇI KASABASI - KÜPE DAĞI REZE BELİ

 Küpe Dağından Taraşçı Kasabasının Görünümü...

Allah'ın kendisine yüz adamlık akıl verdiği Belkıs'a, yüz defa rahmet olsun!

Allah'ın kendisine yüz adamlık akıl verdiği Belkıs'a, yüz defa rahmet olsun.
Bir hüdhüd, Süleyman'dan birkaç söz açıklamalı mektup ve nişan getirdi. 
O, o muhtevalı sözleri okudu; -Belkıs- elçiye küçük görme gözüyle bakmadı.
Cismini hüdhüd, canını Anka gördü; duygusunu köpük, gönlünü deniz gördü.
Akıl, bu iki renkli tılsımlardan dolayı Muhammed'in Ebû Cehillerle savaşta olması gibi
hisle savaştadır.

10 Mayıs 2026 Pazar

Lütfullah Efendi (El-Evvel)

Lütfullah Efendi (El-Evvel), 15.asırda  Anadolu'da yetişen velilerindendir.
Emir Sultan Hazretlerinin üçüncü halifesidir. 
Fakih Abdullah Efendi isminde bir zatın oğludur. 
Doğum tarihi bilinmemektedir. 
Karaman'da doğdu. 
1488 senesinde Bursa'da vefat etti.

5 Mayıs 2026 Salı

Osmanlı, Amerika'yı Vergiye Bağlamıştı!

ABD Başkanı George Washington, Osmanlı’ya vergi öderken, diğer Başkan Wilson’un adıyla İstanbul’da ‘Wilson Prensipleri Cemiyeti’ kuruluyordu.
Amerika’yı haraca bağlamıştık.

Dolu Bir Küvet Nasıl Boşaltılır?

Adamın biri bir akıl hastanesini ziyareti eder.
Bu ziyaret esnasında, doktora sorar:
-Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?

Juan Ne Kaçırıyor?

Juan, motosikleti ile Meksika sınırına gelir.
Arkasındaki iki büyük çantayı gören sınır polisi şüphelenir ve içinde ne olduğunu sorar.
Juan: 
-Yalnızca kum, diye cevap verir.

Eyfel Kulesi

Eyfel Kulesi denilince, İngiliz şair William Morris'le ilgili şöyle bir hadise anlatılır:
Paris'e yaptığı son gezisinde Morris, vaktinin büyük bir kısmını Eyfel Kulesindeki lokantada geçirmiş. Yemeklerini orada yemiş, yazılarını orada yazmış.
Fakat, bir dostu kendisine:
-Kule galiba sizi herkesten çok cezbediyor, demiş.

Ecdâdın Ticâret Ahlâkı

Yabancı bir kumaş tacirinin Osmanlı ülkesine gelir.
Bir kumaş imalathanesine gelir.
Kumaşları beğenip hepsini satın almak ister.
Mal sahibinin kumaş toplarını denklerken bir top kumaşı ayırdığını görür.
Bu hareketinin sebebini sorar.
Mal sahibi:
-Onu sana veremem, kusurludur, cevabını vermiş.

............Fincan Takımı..................

Yırtık pırtık paltolar giymiş iki çocuk
kapımı çaldılar: "Eski gazeteniz var mı bayan?"
Çok işim vardı. Önce hayır demek istedim ama ayaklarına
gözüm ilişince sustum. İkisinin de ayaklarında eski sandaletler
vardı ve ayakları su içindeydi. "İçeri girin de, size kakao yapayım"
dedim. Hiç konuşmuyorlardı. Islak ayakkabıları halıda iz bırakmıştı.
Kakaonun yanında reçel, ekmek de hazırladım onlara, belki dışarıdaki
soğuğu unutturabilir, azıcık da olsa ısıtabilirdim minikleri. Onlar şöminenin
önünde karınlarını doyururken ben de mutfağa döndüm ve yarıda bıraktığım
işlerimi yapmaya koyuldum. fakat oturma odasındaki sessizlik dikkatimi çekti
bir an ve başımı uzattım içeriye. Küçük kız elindeki boş fincana bakıyordu...
Erkek çocuğu bana döndü "Bayan, siz zengin misiniz?" diye sordu. Zengin mi?
"Yo hayır!" diye cevaplarken çocuğu,gözlerim bir an ayağımdaki eski terliklere
kaydı. Kız elindeki fincanı tabağına dikkatle yerleştirdi ve "Sizin fincanlarınız,
fincan tabaklarınız takım" dedi. Sesindeki açlık, karın açlığına benzemiyordu.
Sonra gazetelerini alıp çıktılar dışarıdaki soğuğa. Teşekkür bile etmemişlerdi
ama buna gerek yoktu. Teşekkür etmekten daha öte bir şey yapmışlardı.
Düz mavi fincanlarım ve fincan tabaklarım takımdı.Pişirdiğim patateslerin
tadına baktım. Sıcacıktı patatesler, başımızı sokacak bir evimiz vardı,
bir eşim vardı ve eşimin de bir işi... Bunlar da fincanlarım ve fincan
tabaklarım gibi bir uyum içindeydi. Sandalyeleri şöminenin
önünden kaldırıp, yerlerine yerleştirdim. Çocukların
sandaletlerinin çamur izleri,halının üzerindeydi
halâ. Silmedim ayak izlerini. Silmeyeceğim de.
Olur ya unutuveririm  ne denli  zengin olduğumu...

Haramey'in Hizmeti Kendisine Verildi!

Yavuz Sultan Selîm Han Hazretleri çoğu geceleri sabah namazına kadar kitap okumakla geçirir, Hasan Can da padişahın hizmetini görürdü. 
Zaman zaman da ona okutup, kendileri dinlerlerdi. 
Bir gece Hasan Can uyuyakalıp ve padişahın hizmetinde bulunamaz. 
Padişaha o gece rüyasında, Hasan isminde bir şahıs vasıtasıyla kendisine bir hizmetin görülmesinin tebliğ olunacağı haber verilir.

Hoca Gibi Hoca!

Alman idaresindeki Macarlar tarafından kendilerine "önder" olarak seçilen Tökeli İmre, 9 Ocak 1682'de Istanbul'a elçi göndererek;
"Nemçe'nin (Avusturya) tecavüzü haddi aştı... 
Bunları görmektense ölmek yeğdir. 
Heman bir taraftan haber verup yörüyesiz" şeklinde şiayetlerini dile getirerek, Alman idaresini kabul etmediklerini ve Osmanlı idaresi altına girmek istediklerini belirtmişti.

Osmanlı'da Harem

Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, haremle ilgili makale veya kitaplarda görülen tüm çıplak resimler ve gayri meşru tasvirlerin tamamen asılsız ve Batılı ressamların hayal ürünü olduğunu söyledi.
Dolmabahçe Sarayı'na düzenlenen ''Osmanlı'da Harem Hayatı'' başlıklı konferansta konuşan Akgündüz, harem hayatıyla ilgili ciddi kitapların Cumhuriyet döneminde kaleme alındığını belirterek, Batılıların 1920'li yıllardan sonra Osmanlı'daki harem konusunda kitap yazmak için adeta yarıştıklarını ifade etti.

Filistin'de yahudi itrail Terörü

Filistin'de soğuk ve sisli bir geceydi...
Zeyd dükkanını kapatmış, evine doğru gidiyordu...
Az ilerde iki israil askerinin bir evden kahkaha atarak çıktığına şahit oldu...
Biraz yürüyüp evin önüne geldiğinde içinden bir ses ne olup bittiğine bakmasını söylüyordu...
Açık olan kapıdan içeri doğru baktı...

277 - Madem körsün, yolu görene baş kaldırma!

Belki bir üstad seni kurtarır; seni tehlikeden dışarı çeker.
Madem gücün yok, inleyip ağla. Sakın! Madem körsün, yolu görene baş kaldırma!

Cübbeli Ahmed Hoca'dan Kadir Mısıroğlu'na Taziye

Kadir Mısıroğlu (24 Ocak 1933 / 5 Mayıs 2019)

4 Mayıs 2026 Pazartesi

278 - Zahmetler Rahatın Esasıdır...

Hamalların yük için savaşını gör; iş görenin çalışması böyledir.
Zahmetler rahatın esasıdır; acılar da nimetin öncüsüdür.

Bendeniz Âcizane Konya Valisiyim!

Hazım Oktay BAŞER
Vali olarak ilk hacca giderek o yıllarda basında epeyce fırtınalar kopmasına vesile olan merhum Hazım Oktay BAŞER, 1975-78 yılları arasında Konya valiliği görevinde bulunmuştu.
Rahmetli Hazım Oktay Başer, Konya’ya vali olarak atandığı ilk günlerde henüz kamuoyu tarafından fazla tanınmaz.
Birgün sabah namazına Konya’daki camilerden birine gider. Tabi koruma yok, makam şoförü yok, etrafında pervane olan memurlar filan yok...

2 Mayıs 2026 Cumartesi

Hesap Gününde Haram Yiyenin Dirilişi Nasıl Olur?

Kıskançlıktan Mısırlı Yusuf'a ne oldu? Bu haset, pusuda iri bir kurttur.
Şüphesiz sabırlı Yakub'un, bu kurttan dolayı daima Yusuf için korku ve endişesi vardı.
Görünen kurt, Yusuf'un çevresinde bizzat dolaşmadı; bu kıskançlık, işte kurtları geçmişti.
Bu kurt yaraladı; kardeşleri özürle gelip zekice dediler: "Biz yarışmak için gittik."
Yüz binlerce kurdun bu hilesi yoktur. Sonuçta bu kurt rüsva olur. Sabret.
Çünkü kıskançlar ceza gününde şüphesiz kurt suretinde toplanacak.

1 Mayıs 2026 Cuma

Benim iki kölem var ve onlar değersizdir!

Bir padişah bir şeyhe söz arasında, "Benden bağış olarak bir şey iste" dedi.
-Şeyh- dedi: "Ey padişah! Bana böyle söylemekten utanmıyor musun? Bundan daha yukarı gel.
Benim iki kölem var ve onlar değersizdir; o ikisi, sana hâkim ve emredicidir."

İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim)

İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim), 15 ve  16. asırlarda Anadolu'da yetişen İslam alimlerinden ve evliyanın büyüklerindendir.
İsmi, Mevlânâ Seyyid İbrahim bin Muhammed bin Hüseyin bin Ali el-Horasanî olup, Mevlânâ Seyyid İbrahim adı ile tanınır. 
Ayrıca Emir Efendi diye de bilinir. 
Babası Horasan diyarının ileri gelenlerinden Sadrüddin Muhammed isminde bir zat olup, Anadolu'ya gelerek, Amasya yakınında bulunan Yenice ismindeki köyde yerleşmişti. 
O köyde bulunan büyük bir zaviyede talebe okuturdu. 
İbrahim Efendi bu köyde dünyaya geldi. 
Doğum tarihi bilinmemektedir.

27 Nisan 2026 Pazartesi

Bir Türk'ün Gönlündeki Nehir ve Dağ !

Yahya Kemal Beyatlı, 5 Teşrinisâni 1337 (1921) tarihinde Dergâh Mecmuası'nda yayınladığı «Balkan'a Seyahat» adlı yazısında «Tarihçe-i Vak'a-i Zağra»dan şöyle bahsediyor:

21 Nisan 2026 Salı

Hz.Dâvûd ile Hz.Süleyman'ın Adaleti

وَدَاوُ۫دَ وَسُلَيْمٰنَ اِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ اِذْ نَفَشَتْ فٖيهِ غَنَمُ الْقَوْمِۚ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدٖينَۙ

(٧٨)

فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمٰنَۚ وَكُلاًّ اٰتَيْنَا حُكْماً وَعِلْماًؗ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُ۫دَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَؕ وَكُنَّا فَاعِلٖينَ

(٧٩)


Enbiya Sûresi 78 ve 79.Ayetler:

(78) Dâvûd’u ve Süleyman’ı da an. Bir zamanlar, (zarar görmüş) bir ekin konusunda hüküm veriyorlardı. Bir topluluğun koyun sürüsü, geceleyin başı boş bir vaziyette bu ekinin içine dağılıp ziyan vermişti. Biz de onların hükmüne şahid idik.

(79) Süleyman’ın dava konusunu iyi anlamasını sağladık. Her birine de hükmetme istidatı ve ilim verdik. Kuşları ve tesbih eden dağları da Dâvûd’un emri altına verdik. Bunları yapan bizdik.

28 Mart 2026 Cumartesi

Erbakan Hoca'ya Yapılan 28 Şubat Zulmü

Erbakan Hoca'nın yakın koruması İbrahim Avcıoğlu anlatıyor:
28 Şubat'ta olan bir olayı anlatacağım. 
Bunu bir Hasan Gül bir de ben bilirim.

İsmail Hakkı Karadayı, Çevik Bir, Tansu Çiller, Süleyman Demirel ve Erbakan Hoca bir toplantıya girdi.
28 Şubat postmodern darbesi öncesi Milli Güvenlik Genel Sekreterliği'nde son toplantıydı. 
Saat 10'da toplantı başladı. 
Saat, 13.00'a kadar sürdü..

O zaman hadi şimdi cihada!

Prof.Dr.İhsan Süreyya Sırma, Erbakan Hoca ile 1973 yılında Ankara Kocatepe Camii’nde tanışmış.
İhsan Süreyya Sırma şunları anlatıyor:
Erbakan Hoca beni gördüğünde; ‘Doktora bitti mi?’ diye sordu. 
Ben de bittiğini söyledim.
Erbakan Hoca; "O zaman hadi şimdi cihada" dedi. 

Beklenen Millet!

Üsküp'te yaşadığım bir hadise:
 
Yunus Emre Enstitüleri, bir konferans için beni davet etmişti.
Oradaki kardeşlerimizin yoğun ilgi gösterdikleri salonda konuşurken dedemin damdan bakma hikâyesini anlattım. 
Önde bir kardeşimiz bir anda hüngür hüngür ağlamaya başladı. 
Bunun üzerine konuşmaya ara verdik.
Durumu düzeldiğinde salondaki yerimizi aldık. 
Kardeşimiz sahneye çıktı ve; "Hocam neden ağladığımı anlatayım," dedi ve mikrofonu alıp konuşmaya başladı:

Gönen Kaplıcaları, Balıkesir

Gönen ilçesindeki kaplıcanın çok eski bir tarihi vardır. Kaplıca Mısırlılar, Romalılar ve Bizanslılar zamanında işletilmiştir. Yörede yapılan kazılarda ele geçen tarihi eserler, Gönen Açık Hava Müzesi’nde bulunmaktadır.

23 Mart 2026 Pazartesi

Sen bana nimetsin, ben de sana mihnetim!

Medine-i Münevvere’de güzelliği ve zenginliğiyle tanınan bir hanımefendi vardı.
İsmi Hîfâ Hatun (Radıyallahu Anhâ) idi.
Bu soylu hâtun kişi, bir gün âlemlere rahmet olan (Rahmetenlilâlemin) Hz.Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in huzuruna kemâl-i edep ile geldi. 
Dedi ki:
-Ey Allah’ın Rasûlü! 
Bana, beni cennete girmemi sağlayacak bir şey öğretmeni talep ediyorum.
Bana öğrettiğini hayatıma uygulayayım.
Böylece cennete girebileyim!

15 Mart 2026 Pazar

Ebapuş-i Veli Hazretleri

Ebapuş-i Veli Hazretleri, Anadolu evliyasındandır.
İsmi Bali Mehmed Çelebi olup, Bali Sultan olarak da bilinir. 
Germiyan şehzadelerinden Hızır Paşa'nın oğludur. 
Dedesi Süleyman Şah, Hz.Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi'nin oğlu Sultan Veled'in kızı Mutahhara Sultan ile evli olduğundan, soyu Hz.Mevlânâ Hazretlerine ulaşır. 
Babası ona, saltanat elbisesi yerine tarikat abası giydiği için "Abapuş-i Veli" lakabını vermiştir.

10 Mart 2026 Salı

Bize Pilav Gönder!

Eskici Mehmet Dede Aşevi, Osmangazi, Bursa
Tüccardan Akkaşzade Seyyid Abdurrahman Efendi anlatıyor:

Bir zaman ticaret için bir miktar pirinç satın alıp, Bursa'da Yeni Han'daki bir ambara koydum. 
Bir müddet sonra gidip kontrol ettim. 
Fakat ne göreyim, pirincin tamamı böceklenmiş. 
Pirinci bu halde görür görmez çok üzüldüm. 
Handan üzgün bir halde çıkarken Eskici Mehmed Dede'yi kapı önünde oturur gördüm. 
Eskici Mehmed Dede bana yönelerek:
-Emir Molla bizden tarafa bak. Bize pilav gönder, dedi. 

5 Mart 2026 Perşembe

Ey gözümün nuru evladım, başını açma

İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim)'in babası Muhammed Efendi, keramet sahibi, çok yüksek bir veli idi. 
Rivayet edilir ki, ömrünün sonlarına doğru Seyyid Muhammed Efendi'nin gözleri zayıflayıp, görme duyusu kaybolmuştu. 
Birgün, o zaman daha genç yaşta bulunan oğlu Seyyid İbrahim ile beraber otururlarken, birden oğluna hitaben;
-Ey gözümün nuru evladım, başını açma. 
Çünkü hava soğuktur, üşürsün, dedi. 

1 Mart 2026 Pazar

Allah'ın Veli Kullarına Dil Uzatmanın Tehlikesi

Zamanında bulunan haddini bilmez bir kimse, İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim) Hazretleri'ne dil uzatıp gıybetini yapar, hakkında uygun olmayan şeyler söylerdi. 
Bu kimsenin yaptıkları, söyledikleri, defalarca Seyyid İbrahim'e haber verildiği halde, o bir cevap vermeyip hep sükut eder ve sabrederdi.

27 Şubat 2026 Cuma

273 - Fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme!

Senin iktidarın kısa, bekân az, hayatın mahdut, ömrünün günleri ma'dud ve herşeyin fânidir. 
Öyle ise, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın. 
Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın. 

Risale-i Nur - Mesnevi-i Nuriye / s.176

25 Şubat 2026 Çarşamba

Azrail, söylediğinden de güzelmiş!

İlkokulu bitirip kursa gelmişti. 
Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti. 
Kayıt için adını sorduğumda: "Fatma", dedi. 
Hiç de çekinmeyen bir tavırla... 

Patlıcandan Kıymetli Gelen Zevk

Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu Hazretleri

Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu Efendi, bir gün pazardan patlıcan getirir eve.
Hanımı itiraz eder; "patlıcana ihtiyaç yoktu, niçin aldın" der.

21 Şubat 2026 Cumartesi

Filan târihte senin bir oğlun olacak!

Emîr Sultan Hazretleri Bursa'ya gelirken, Karaman diyârına uğradı. 
Fakîh Abdullah Efendi isminde âlim bir zâtın evinde misâfir oldu. 
Fakîh Abdullah Efendi, büyük velî Emir Sultan hazretlerine pek çok ikrâmlarda bulundu. 
İkrâmlardan sonra sohbete geçildi.

20 Şubat 2026 Cuma

Ateşbâz-ı Velî Türbesi, Meram, Konya

Ateşbâz-ı Velî Türbesi, Meram, Konya
Ateşbâz-ı Velî Türbesi, Konya'nın Merkez Meram İlçesi Aşkan (Âşıkân=Aşıklar) Mahallesi'nde, Necmeddin Erbakan Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nin karşısındaki yoldan gidince 375 m ilerde sağ tarafta bulunmaktadır.
Ateşbâzı Velî Hazretleri, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî Hazretleri'nin meşhur talebelerindendir. 
Ha­yatı hakkında yeterli bilgiye rastlanamamıştır. 
Doğum yeri ve senesi belli değildir. 

Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu'yu Anlatan Çalışmalar

1 - Hacı Veyiszâde Hoca'nın vefat ettiği yıllarda, Mehmet Ali Beştav bir kitapçık kaleme almış,

2 - Sonra, Mustafa M. Tığlıoğlu, Konya İlahiyat da okurken bir mezuniyet tezi hazırlamış. 
Beştav'ın kitapçığından epey geniş bir çalışma bu. 
Bu tez, Konya İlahiyat Fakültesi Kütübhanesinde, Tezler bölümünde 441 numarada kayıtlı.

16 Şubat 2026 Pazartesi

İyilik et, denize at, balık görmezse, Hâlık görür.

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri, deniz kenarında, elinde bol miktarda yem olan bir Mecusi’yi, balıklara yem atarken görüp, ona sorar: 
- Ne yapıyorsun böyle?
- Balıklara yem atıyorum, sevab kazanacağım.

15 Şubat 2026 Pazar

Çelik gibi hafız olmayın, demir gibi hafız olun!

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkez Konya Şubesi Müdürü Dr.Ahmet Baltacı Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:

İlkokul ve Kur'an Kursuna gittiğim yıllarda komşularımızdan merhum Kazım Akyollu bisikletle Hoca Efendinin camiine teravih kılmaya giderdi. 
Hoca Efendi O zaman Piri Mehmet Paşa Camii'nde görevli idi ve teravihleri hatimle kıldırıyordu. 
Hoca efendinin iyi bir hafız olduğunu o zaman öğrendim. 
Yanıldığını ve arkadan fethedildiğini hatırlamıyorum. 

13 Şubat 2026 Cuma

Ene'l Hakk; Firavun'un dudağında şirktir.

Her ifade bizzat bir halin işaretidir. Hâl, el gibidir ve ifadeyse bir alet. 
Kuyumcunun aleti ayakkabıcının elinde, kuma ekilmiş tohum gibidir. 
Ayakkabıcının aleti çiftçinin köpeğinin önündeki saman, eşeğin önündeki kemiktir. 

Hz.Ömer Zamanında Şehirde Yangın Olması

Ömer'in zamanında yangın oldu, kuru odun gibi ateş yutuyordu.
Bina ve evlerde yangın meydana geldi, kuş ve yuvalara da sıçradı.
Şehrin yarısı alevlerle tutuştu, su ondan korkuyor ve şaşırıyordu.

10 Şubat 2026 Salı

Aliya İzzetbegoviç’in Hırvat Komutana Cevabı

Bosna Savaşı esnasında, Osmanlı yadigârı Mostar Köprüsü’nün bulunduğu Mostar şehrinde Hırvat komutanla görüşen Aliya İzzetbegoviç’e, komutan, tehdit havasında dağın tepesine dikilen devasa büyüklükteki haç’ı göstererek:
-Bak, biz haçı nasıl diktik.

Eflatunpınar Anıtı, Beyşehir, Konya

Çay Üzerindeki Eflatunpınar Anıtı, Beyşehir Konya
Konya'nın Beyşehir ilçesinde bulunan Eflatunpınar Anıtı’nı ilk kez W.J.Hamilton 1849 yılında görmüş, ardından F.Sarre, J.Garstang ve Prof Dr. Muhibbe Darga tarafından yayınlanmıştır.
Bu anıtın tarihlendirilmesini Hitititologlar MÖ.XIII.yüzyıl olarak belirtmektedir.
Beyşehir Gölü’nün doğu kıyısında bulunan bu anıt, Eflatunpınar Çayı kaynağı kenarında dikdörtgen taşlar üzerine kabartmalar halinde yapılmıştır.

Abdülkadir Geylânî Hazretlerini Ağlatan Hadise

Abdülkadir Geylani Hazretlerine birisi bir köle hediye eder ve der ki:
"Bu köleyi alın, zâtınıza hizmetçi olsun."
Köle, hiçbir hakkı olmayan, efendisinin arzusuna tabi insan demektir.

Senin yazın da benimkine benzermiş!

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkez Konya Şubesi Müdürü Dr.Ahmet Baltacı Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:

Hoca Efendinin pek güzel latifeleri de vardı. 
Bir gün yazısını beğenmediği bir arkadaşa; 
"Senin yazın da benimkine benzermiş." dedi ve şu şiiri yazdırdı:

5 Şubat 2026 Perşembe

272 - İki yüz elli ayaklı adam gördünüz mü?


İki yüz elli ayaklı adam gördünüz mü?

Cevap:

Ceylanın Âhı

Bir grup insan hacca gidiyordu.
Mekke'ye yakın bir yerde konakladılar.
O grubun yanına bir ceylân geldi.

İmam Şâfiî'nin Hristiyan Ruhbanlarına Cevabı

Harun Reşid`e her sene Bizans imparatorluğundan vergi olarak külliyetli miktarda para ve mal gelirdi.
Bir sene, âlimlerle münazara etmek üzere ruhbanlar gönderdiler.
Eğer, bizi yenerlerse, onlara vergi vermeye devam ederiz, yoksa vermeyiz, dediler.

Hacı Veyis Efendi; Dimdik Bir İnsan!

Hoca Efendi'nin muhterem pederleri Hacı Veyis Efendi çok dik bir insanmış. 
Esneklik tarafi pek yokmuş yani... 
Yalanın dolanın caiz hale geldiği çok zor anlarda bile, açık, net ve dosdoğru olmaktan katiyyen ayrılmazmış. 

4 Şubat 2026 Çarşamba

Papazın Müslüman İşçilere Acı Dersi


Almanya’da papazın birisi Ramazan-ı Şerîf ayında, bir fabrikada çalışan Türk işçilerini evine iftar yemeğine davet eder.
Bazıları mazeret belirtip davete katılmazlar, bazıları da papazı kırmamak adına davete icabet ederler ve iftar saatinde papazın evine misafir olurlar.

1 Şubat 2026 Pazar

Bir İlahiyat Talebesinin İlginç Menkıbesi

İlahiyat fakültesine girdiğim ilk yıldan itibaren İslam hakkında o kadar çok farklı şeyler duymaya başladım ki, ne diyeyim kafam allak bullak oluyordu.
Mezheb yoktu, uydurma idi.

İmam Mâlik'in Muvatta İsimli Kitabının Hikayesi

İmam Mâlik, Hârûnu’r-Reşid’in zamanında yaşamış.
Hârûnu’r-Reşid:
“Yâ İmam!
Duyduğuma göre hadis kitabı yazıyormuşsun.”

Texas'ın Nurlu Annesi: Âmine Essilmi


Amine Essilmi, Hayat hikayesini kendisi şöyle anlatıyor:

Her şey bir bilgisayar hatasıyla başladı! 
Koyu baptist ve kuvvetli bir feministtim üniversiteye başladığım yıllarda. 
1975 yılında bir gün okuldan alacağım yeni derslerin kaydını yapıyordum internet üzerinden. 
Sonra bir iş çıktı, Oklahoma’ya gittim. 
Orada işler uzadı. 

Ahiret trenine bindik gidiyoruz!

 Ziraattan emekli Nuri Eser anlatıyor:

Vefatından bir hafta filân önceydi. 
Namazı kıldık, kapıdan çıkarken: 
-Biz âhiret trenine bindik gidiyoruz! dedi. 

30 Ocak 2026 Cuma

271 - Yer altında ak sakallı!

Yer altında ak sakallı!

Cevap: 

Hacı Veyiszâde'nin Hasreti

Devlet Bakanlığı müşavirlerinden emekli Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı, İslâm Ansiklopedisi eski genel müdürü, Konya İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Ahmet Gürtaş Hoca, Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:

Hacı Veyiszâde Hocamız, bir ara derse gelemeyecek kadar rahatsızlanmıştı. 
Yazmam gereken bazı yazılar için beni çağırtmıştı. 
İmamet ve hitabet görevini yaptığı Aziziye Camii'ne yakın yerde, eski Matbaacılar içinde, Sultan Selim Camii eski müezzinlerinden, damadı Süleyman Ağabeyin evinde istirahat halinde iken ziyaretine gittim. 
Odaya girdim. 

27 Ocak 2026 Salı

Adanalıyak, Allahın Adamıyak

Adana Bayırı, Eceabat, Çanakkale
"Adanalıyak Allahın Adamıyak"', 900 Adanalı şehidin kanı ile yazılmış bir kahramanlık destandır.

Türk askeri Çanakkale'de dünyanın emperyalistlerine diz çöktürürken tarihler 1915'i gösteriyordu.
Adanalılar savaş esnasında bir bayırda konuşlanarak siperlerine küçük mavi bir plaket takmışlardı.

25 Ocak 2026 Pazar

270 - Siz hiç altı tekerli taksi gördünüz mü?


Siz hiç altı tekerli taksi gördünüz mü?

Cevap:

Karıştır da tart şunu!

Hacı Veyiszâde Hoca Efendi bir gün, hem bakkallık hem manavlık yapan Hacı Arif Ağa'nın dükkanına uğramış.
Selamdan sonra Hoca Efendi, devamlı boynuna takdığı yağlığını çıkarmış: 
Şuna bir kaç kilo meyve tartiver! demiş.

20 Ocak 2026 Salı

269 - Kadınlar babalarının evine giderken....


Kadınlar babalarının evine giderken uçarak giderler,
Kayınbabalarının evine giderken kaplumbağa gibi sürünerek giderler!


Yâ Rabbî, bu Arab şairi elini galdırdı, sen virmezsen o indirmez!

Dellal Pazarı'nda Halı-Kilim ticareti yapan Hasan Altun Hoca anlatıyor:

Hacı Veyiszâde Hocamız derste, sınıfta, bişiy sorar, sonra; Sen! Sen! Sen!.. diye hızla cevap ister... 
Eğer anında cevap çıkmazsa, cevabı kendisi sögleyiverirdi. 
Sorunun cevapsız kalmasına tahammül edemezdi.

15 Ocak 2026 Perşembe

268 - Yer yer doymaz, yatar kalkmaz, gider gelmez!

Yer yer doymaz, 
Yatar kalkmaz, 
Gider gelmez!

Cevap: 

Hacı Veyiszâde Hoca Efendi'nin Keskin Zekâsı

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkez Konya Şubesi Müdürü Dr.Ahmet Baltacı Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:

Hacı Veyiszâde Hoca Efendi'nin keskin bir zekâsı vardı. 
İmam- Hatip Okulunda bize derse gelen hocaların en yaşlılarından idi. 

14 Ocak 2026 Çarşamba

Milletvekillerini Namaza Dâvet

Meclise gidişleri esnasında bir husus Bediuzzaman'ın dikkatini çekmişti. 
Milletvekillerinin bir kısmı namaza karşı lakayt davranmaya başlamıştı. 
Halbuki 30 Ağustos 1922'den evvel öyle değildi. 
Meclisin mescidi tıklım tıklım dolu olurdu. 

13 Ocak 2026 Salı

Namus Cinayeti !

Hüzeyl kabilesinden Medineli Hamele, devesine binmiş, kırda gidiyordu. İlerideki vahada koyunlarını otlatan Raşid’in kızı Es’ile’yi gördü. Es’ile, koyunları sürerken rüzgâr yüzündeki örtüyü sıyırmış, onun sahip olduğu fıtrî güzelliği gören Hamele, fikrini bozmaya niyet etmişti. Sürüye yaklaşınca devesini çökertip dizlerinden bağladı, yalnız bulunan Es’ile’ye seslendi:

– Es’ile, beni reddetme. Seninle beraber olalım.
Es’ile’nin cevabı makuldü:
– Buradan derhal uzaklaş. İyi niyet sahibi isen babama müracaat et. Beni eş olarak iste. O seni reddetmez.

10 Ocak 2026 Cumartesi

267 - Anneye değmez, babaya değer, halaya değmez......

Anneye değmez, babaya değer, 
Halaya değmez, amcaya değer, 
Vallahi değmez, billahi değer!!!

Cevap:

Ülen hay ayı! Bülbül çanağı gibi ne bunlar!

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkez Konya Şubesi Müdürü Dr.Ahmet Baltacı Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:

Öğrencilik yıllarımızda Tahtatepen Demirci Mescidi'nde İmam-Hatip olarak görevliyim. 
Camide namazda hatim yaptık. 
Cemaatle, Hoca efendiyi duasına çağıralım diye kararlaştırdık. 
Hoca Efendi hiç kimseyi kırmadığı gibi bizi de kırmadı, davetimizi kabul etti. 
Yatsı namazından sonra hepimizi mesrur eden bir konuşma yaptı, arkasından da dua etti. 
Duadan sonra komşular evlerine buyur ettilerse de mazeret beyan etti. 
O arada göncülerden Süleyman ağabey, Hoca efendinin kahveyi çok sevdiğini bildiği için hemen gidip kahve pişirtmiş, bir tepsi içinde getirdi, Hoca efendiye ve misafirlere ikram etti.

5 Ocak 2026 Pazartesi

2 Ocak 2026 Cuma

Milaslı'nın Korkunç Rüyası

Muğla'nın Milas ilçesinde yaşayan orta yaşlı bir adam, bir gece, hayatının akışını değiştiren dehşetli bir rüya görür.
Bir adam rüyasında kendi ölümünü görmüştür.
Öldükten sonra, vücudu teneşirde yıkanmış, kefenlenmiş ve mezara defnedilmiştir.
Rüya çok net ve berraktır.