Zamanında bulunan haddini bilmez bir kimse, İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim) Hazretleri'ne dil uzatıp gıybetini yapar, hakkında uygun olmayan şeyler söylerdi.
Bu kimsenin yaptıkları, söyledikleri, defalarca Seyyid İbrahim'e haber verildiği halde, o bir cevap vermeyip hep sükut eder ve sabrederdi.
Yine birgün o kimsenin, haddi aşarak ve daha da ileri giderek söylediklerini kendisine haber verdiler.
Önceki söyledikleri yara olarak kalbinde durduğu ve hiçbir şey söylemeyip hep sabrettiği halde, bu defa çok üzülüp gayrete gelerek; "Acaba şu anda lisanı (dili) döner, hareket eder mi ki?" dedi.
Mübarek gönlü çok incinip, o kimseye; "Dili kurusun" diye beddua etti.
O gece, o kimsenin dili tutuldu ve ölünceye kadar hiç konuşamadı.
O kimsenin bu acıklı halini görenler, Allah'ın veli kullarına dil uzatmanın, karşı gelmenin ve edebsizce sözler söylemenin ne kadar tehlikeli olduğunu ve ne ağır bela ve musibetlere uğranacağını anladılar.
*Allah'ın Veli Kulları EVLİYALAR, Hikmet Koray, 2013, s.252.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder