1 Ekim 2010 Cuma
Pordeselene
Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde olduğu tahmin edilen bir Aiol kentidir. Strabon, Anadolu ile Lesbos (Midilli) arasında yaklaşık yirmi küçük ada olduğunu ve bunların hepsine Hekatonnesos denildiğini söyler. Hekatos sözcüğü ile Apollon’a değinilmiştir.
Antikçağ'da ,Ayvalık'ın önündeki adalara 'Hekatonisa' ismi veriliyordu. Bu isim, bu adaların en büyüğü 'Nesos' (Moshonisi,Cunda,Alibey) aynı isimle söylenen 'Nesos' ya da 'Nasos' antik kentinin baş tanrısı olan Apollon'dan gelmetedir. 'Hekatos' Apollon'un takma adı olup, bu adalara Hekatos ya da Apollon Adaları da deniliyordu. Apollon Adaların'da Nesos'tan başka 'Chalkis','Pordoselene' ,'Kydonia' antik yerleşmeleri vardı. Ancak buradaki küçük adacıklar içerisinde ençok bilinen kent Pordoselene'dir.
Strabon bunu açıkça şöyle yazar;
“ Asia ile Lesbos arasında boğazda yaklaşık yirmi küçük ada vardır. Timosthenes’e göre bunlar kırk tanedir. Bunlara Hekatonnesos denir.”
“Hekatonnessos ,Apollonnesos’a karşılıktır; çünkü Hekatos Apollon’dan başkası değildir .....
Apollon özel olarak,aşırı derecede kutsanan bir tanrıdır. Bu adaların yanında,içinde aynı isimde bir kent bulunan Pordoselene vardır. Bu kentin önünde daha büyük olan,aynı isimde fakat iskân edilmemiş ve içinde Apollon’a ait bir tapınak bulunan bir ada vardır.”
Prof.Bilge Umar,Pordoselene sözcüğünün Anadolu kökenli olup, Hellen dilinde çarpıtıldığını söylemektedir.
Pordoselene kendi adına sikke bastırmış bir kenttir.
Ayışığı Manastırı
| Ayışığı Manastırı |
Cunda Adasında Paterüça köyleri arasında kalan manastır özgün bir yapı olup moloz ve sarımsak taşından yapılmıştır. Kapısı üzerindeki bir yazıdan 1771 ve 1795 yıllarında onarıldığı yazılıdır. Buna dayanılarak manastırın ilk yapısının XVI. yüzyıldan kaldığı sanılmaktadır.
Kirazlı Manastırı
| Kirazlı Manastırı duvar kalıntısı |
Antik dönemde Didumus Dağı olarak bilinen dağın eteğinde manastır, kilise ve yapı gruplarından oluşan bir kompleks duvar tekniğine göre XIX.yüzyılda Rumların kullandığı bir dini anıt yapı mevcut temellerden ve duvar kalıntılarından bodrum üzerine 2 katlı bir yapı olduğu anlaşılmaktadır.
Bugün mevcut olan kilisenin güney duvarı ile absis duvarının bir kısmı ayakta ve yüzeyde bulunmaktadır.
Ayos Apostolos Manastırı
Cunda Adasına giriş sağlayan köprü geçildikten sonra soldaki tepe üzerindeki bu manastırın yalnızca kaba yontma taştan dört duvarı kalmıştır. Yapım tarihi ile ilgili bilgilere kaynaklarda rastlanmamıştır.
Leka Panaya Manastırı
Cunda Adas, Dalyan Boğazıı çıkışında, Koruyan Meryem adıyla tanınmış olup zeytinlikler arasına yapılan manastır restore edilerek konut olarak kullanılmaktadır.
Restorasyon sırasında mimari özelliğini bütünüyle yitirmiştir.
Restorasyon sırasında mimari özelliğini bütünüyle yitirmiştir.
Çamlı Manastırı
Hasanboğuldu
| Hasanboğuldu |
Sütüven piknik alanından sonra derenin karşı tarafındaki patika yolu izleyerek 1 km. sonra ulaşılır.
Bir şelalesi ve içinde pek çok balığın bulunduğu gölcükten oluşur. Kazdağlarından kaynağını alan bu kaynak suyu Obalı bir kız ile ovalı bir delikanlının sevdasından almıştır
Hasan Boğuldu Söylencesi
Edremit pazarı, şimdi olduğu gibi yüzyıllar önce de Çarşamba günleri kurulurdu. Etraftaki köylüler ürünlerini pazara getirip satar, ihtiyaçlarını alarak köylerine dönerlerdi. Zeytinli köyünün yakışıklı delikanlısı Hasan’ın babası ölmüş, anasının ve kendisinin karnını doyurabilmek için baba mesleği bahçıvanlığı devam ettirmekte idi. Yetiştirdiği sebze ve meyveleri, Edremit pazarına götürüp satıyor, ihtiyaçlarını alıp köyüne dönüyordu. O gün pazarın kalabalığı içerisinde bir kız görmüştü, çok güzel, alımlı bir kızdı, uzun süre gözleri ile onu takip etti. Giysilerinden obalı olduğu anlaşılıyordu, sırtında heybesi bir şeyler satmaya uğraşıyordu. Kızı gözden kaybetmişti fakat hayali gözünün önünde duruyordu, evlenme çağı da gelmişti. Güzel düşlere dalıp gitmişti. Birden, kendisine seslenildiğini fark etti, kafasını kaldırdığında güzel kızı karşısında görmüştü. Eli ayağı birbirine dolaşmıştı, şaşkınlıktan ne yapacağını şaşırmıştı. Bu halini gören kız gülmeye başlamış, daha da güzelleşmişti. Hasan kendisinden istenilenlerin en iyilerini seçip verdi. Kıza kim olduğunu sordu. Adının Emine olduğunu ve Zeytinlinin üstündeki obalarda oturduklarını öğrendi. O da Hasanı fark etmişti. Her Çarşamba Emine peynirin ,sütün ,yoğurdun,balın en iyisini, Hasana getiriyor, Hasanda sebzenin en iyisini ona veriyordu. Pazardan, Zeytinliye kadar beraber dönüyorlar, Zeytinliden sonra Emine obaya varabilmek için üç sat daha yürüyordu.
| Hasanboğuldu Şelalesi |
Emine ile Hasan birbirlerini sevmişler ve evlenmeye karar vermişlerdi. Hasanın annesi evine bir can yoldaşı geleceği için sevinmişti. Fakat Emine’nin ailesi, obada hiçmi kendine uygun delikanlı bulamadığını, ovalının obada yaşayamayacağını söyleyerek karşı çıkmışlardı. Emine ısrar edince, Hasanın kırk okka ( altmış kilo ) tuzu sırtında obaya çıkarabilirse yiğitliğini göstereceğini ve herkesin onu damat olarak kabul edeceğini söylemişlerdi.
Emine, Hasana durumu anlatır. Başka yapacak bir şey olmadığını anlayan Hasan, sevdiğine kavuşmak için tuz çuvalını sırtına alır ve yola düşerler. Bahçıvanlık yaptığı için Hasan bu tür bir yüke alışkın değildi. Beyobaya vardıklarında yorulmaya başlamıştı. Şimdiki Sütüven şelalesine vardıklarında, yol dere içerisinden gidiyordu, taşların üzerinden atlayarak geçiyordu, yorulmuştu, tuz sırtını yakmaya başlamıştı, daha geldikleri kadar yol vardı. Gök büvete vardıklarında gücü tükenen Hasan, yere düşer. Emine, Hasanı yüreklendirmeye çalışarak gelecek iyi günleri anlatır, fakat Hasan kalkamaz. Emine’ye buralardan kaçmayı, başka yerlerde yaşamayı teklif eder. Emine obasına söz vermiştir. Kendisinin bile rahatlıkla taşıdığı çuvalı taşıyamayan kişiyi obaya nasıl götürebilirdi. Hasanın yalvarmalarına aldırmaz, çuvalı omzuna alarak obanın yolunu tutar. Hasan “ senin obana varamıyorum, kendi köyüme de varamam, beni bırakma” diye yalvarır. Emine, Hasanın sesi kulaklarında çınlayarak yoluna devam eder. Obaya vardığında pişman olur. Geri dönmek ister. Fakat fırtına çıkar, şiddetli yağmur yağmaya başlar. Ailesi bu havada onu ormana bırakmaz, sabah olunca gitmesini söylerler.
Emine sabahı zor eder, ilk ışıklarla, Gökbüvet’e koşar fakat Hasan yoktur. Zeytinliye annesine, Edremit’e koşar, Hasanı kimseler görmemişti. Hasanın sesi kulaklarında çınlayan Emine, mecnun gibi, dere boyunca onu arar durur. Obasına da dönmez.Günler sonra Gökbüvet’te, Hasan’ın gömleğini ve ona verdiği çevreyi bulur. "Sana kavuşmaya geliyorum Hasan’ım" diyerek kendini Gökbüvetin başındaki çınara asar. O günden sonra Gökbüvetin adı Hasanboğuldu, Gökbüvete bakan çınara da Emine Çınarı denmektedir.
Kazdağı Milli Parkı
| Kaz (İda) Dağları |
Kazdağı’nın Tarihçesi
Homeros İlyada’sında İda Dağı ( Kazdağı ) için “Bol pınarlı vahşi hayvanlar anası” diye bahsetmektedir. Kazdağı’nın her yerinden kaynaklar çıkmaktadır. 1500 m. yükseklikte yaz kış suyu olan kaynakları bulunmaktadır. Edremit, Akçay ve Altınoluk’un soğuk içme ve kullanma suyu Kazdağı’nın eriyen kar sularıdır. Kazdağları’ ndan gelen orman havası ile denizin iyotlu ve oksijen miktarı yüksek havası birleşince Altınoluk Şahinderesi Boğazı ve çevresi oksijen çadırı olarak tanımlanmaktadır. Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilmiştir.
İda Dağı (Kazdağı), dünyada mitoloji ve efsaneler Dağı olarak bilmektedir. Kazdağları’ndaki üç efsaneden biri Yunan efsanesi (İlyada) diğerleri Sarıkız ve Hasan ile Emine’ nin aşk öyküler olan iki Türk efsanesidir.Yunan Mitolojisinde Paris’in Altın Elmayı Afrodit’e vermesi sonucu, dünyada ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Bilindiği gibi, bu güzellik yarışması getirdiği sonuçları itibarıyla, tarihte meşhur Troia savaşlarının çıkmasına neden olmuştur.
Kazdağı Milli Parkı
| Kaz dağları Milli parkı |
Ege Bölgesi ile Marmara Bölgesini birbirinden ayıran, Antik Çağlarda "İda Dağı" olarak anılan Kaz Dağı, Biga yarımadasının en yüksek kütlesi olup kuzey-güney yönünde uzanan derin vadi ve kanyonları, flora ve fauna açısından zengin bir potansiyel arz etmektedir. Özellikle de bitki örtüsünün taşıdığı biyolojik çeşitlilik ana kaynak değerini oluşturmaktadır.
Milli Parkın üst tabakada 600-700 rakımlar arasında Kızılçam hakimdir. Üst yükseltilerinde karaçam, kayın, göknar, kestane, meşe, kızılağaç, çınar ağaçları bulunmaktadır. Alt tabakalar sistus(laden), erika, karaçalı, böğürtlen, sarmaşık bitkileri ile kekik, adaçayı, sumak gibi tıbbi bitkiler açısından da çok zengindir. Yörede ayı, karaca, yaban kedisi, su samuru, sincap,yarasa, kirpi, tavşan, porsuk, sansar, tilki, yaban domuzu, kartal, doğan, atmaca,şahin, keklik, tahtalı, çulluk gibi hayvanlarla alabalık ve sazan türü balıklar bulunmaktadır.
Sutüven
| Sütuven Şelalesi |
Edremit’e 20 km. uzaklıkta, İzmir-Çanakkale karayolu üzerinde piknik alanıdır. Manzara seyir terasları ve oyun alanları düzenlemeleri bulunmaktadır. Alanda 8 m. yükseklikten dökülen ve yörenin adı ile anılan Sütüven Şelalesi bulunmaktadır.
Alaçam
| Alaçam Ormanları |
İlçenin güneyinde 33 km. uzaklıkta Alaçam Dağları üzerinde ormanların çevrelediği bir piknik yeridir.
Çamlık
| Ayvalık Çamlı Mevkii |
Şehrin hemen kenarında şehre hakim bir tepedir. Çamlarla kaplı tepede kır gazinoları bulunmaktadır.
Şeytan Sofrası
| Şeytan Sofrası'ndan Ayvalık |
Çam ormanları ile kaplı, Ayvalık Adaları’na hakim yüksek bir tepedir. Özellikle güneşin batışı izlenmeye değerdir. Bir lokantası bulunmaktadır.
Ali Bay Adası
| Ali Bay Adası'ndan bir görünüm |
Alibey Adası'nı bugünkü ismini Kurtuluş Savaşı'nda Yunanlılara karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya'ya'dan almıştır.
Alibey Adası, Balıkesir'in Ayvalık ilçesine bağlıdır. Ayvalık koyundaki Ayvalık Adaları olarak adlandırılan irili ufaklı 22 adanın içerisinde yerleşime açık tek ada olup, Türkiye'nin Ege Denizi'nde bulunan 4. büyük adasıdır.
Doğası ve tarihi mekanlarıyla ünlü olan adada deniz ürünleriyle hizmet veren lokantalar bulunmaktadır. Alibey Adası doğal güzellikleri ve tarihi yapıları nedeniyle koruma altına alınmış ve 1976 yılında Ayvalık ve çevresindeki 17.900 hektarlık alan doğal ve tarihi sit alanı olarak kabul edilmiştir.
Alibey Adası'nda mübadele öncesinden, Rum Ortodoks cemaatinden kalma birçok kilise ve manastır bulunmaktadır.
Ören
| Ören Plajı |
Burhaniye’nin tarihi ve arkeolojik açıdan dikkati çeken yeri Örendir. Burada Helenistik, Roma ve Bizans devirlerine ait kalıntılara rastlanmaktadır.
İlçe merkezine 4 km. uzaklıkta olan Ören turistik tesisleri eğlence merkezleri, ince kumlu plajı ile ayrı bir çekiciliğe sahiptir. Ören'de deniz suyu Türkiye’nin en temiz sularındandır. Sıcaklığı 20-21 derecedir.
Burhaniye’ye 4 km. uzaklıktaki asfalt bir yol ile bağlı olan Ören, Çanakkale ve İzmir’e de asfalt yol ile bağlıdır. Turistik Ören bölgesi daha çok dinlenmek ve huzur içinde vakit geçirmek için insanların uğrak yeri durumundadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)