Silahlı ve çok heybetli bir süvari, soylu bir atın üzerinde ormanda gidiyordu.
Tesadüfen bir okçu onu gördü, sonra korkusundan yayını çekti,
Ok atmak için. Atlı ona seslendi: "Bedenim iriyse de, ben zayıfım.
-Okçu- "Git, iyi ki söyledin; yoksa korkumdan sana ok atıyordum" dedi.
Nice kişileri savaş âleti, er olmadıklarından avuçlarında öyle bir kılıç varken öldürdü.
Sen Rüstemlerin silahını kuşansan da, silahın adamı olmayınca canın gider.
Ey oğul! Canını siper et, kılıcı bırak. Başsız olan, bu padişahtan başını kurtarır.
O silahın, senin hile ve düzenindir; hem senden doğar ve hem senin canını yaralar.
Bu hilelerden hiç faydalanmadıysan, önüne talihler çıkması için o hileleri terk et.
Mademki bir an hileden mahsul yemedin, hileyi terk et. Lütuf sahibi Rabbi iste.
Bu ilimler, madem sana mübarek değildir; kendini cahil göster ve uğursuzluğu geç.
Melekler gibi, "Ey Allah'ım! Bize öğrettiğinden başka bilgimiz yok"* de.
* Bakara Sûresi 32. Âyet
* Mesnevî; 2. Cild, 264.Sh, 3149 - 3161. Beyitler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder