12 Mart 2022 Cumartesi

Meşîet Duası ( دعاء المشيئة)

بسم الله الرحمن الرحيم

اَللَّهمَّ اجْعَل مَا أَشَاءُ 
مُوَافِقاً لِمَا تَشَاءُ، 
كَيْ لَا يَصِيرَ مَا أَشَاءُ 
مُخَالِفاً لِمَا تَشَاءُ، 
وَمَا أَنَا حَتَّى أَشَاءُ 
خِلَافَ مَااللهُ يَشَاءُ، 
لَوْ جَاهَدَ العَبْدُ وَشَاءَ 
تَشَاءُ،مَا كَانَ إِلَّا مَا 
فَالْطُفْ بِنَا فِي مَا تَشَاءُ 

وَمَا تَشَاؤُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللهُ رَبُّ العَالمِين 

MANASI:

10 Mart 2022 Perşembe

"Benim Adım Maşallah, Şapka Giymem İnşallah"

Maşallah Ali Efendi'nin Gelini
Kahramanmaraş’ta 1925’te 8 kişi dense de 36–39 kişinin asıldığı öne sürülüyor. 
İdam edilenlerden Maşallah Ali Efendi’nin hikâyesi ve ardında bıraktığı dram göz yaşartıyor. 
Maraş’taki isyanda halkı kuşatan asker, camiye sığınanları tutuklar ve 63 kişi tutuklanır. 
Aralarında dilinden eksik etmediği ‘Maşâallah’ kelimesiyle bilinen Maşâallah Ali Efendi de vardır. 
Son kez şapka giyip giymeyeceği sorulur. 

Çorap Çıkarma Âdâbı/Sünneti

"Lâdikli Ahmed Ağa" Kitabının Kapağı
Hafız Ahmet Kirtiş anlatıyor:

Bir gün abdest hazırlığı yapıyorum şadırvanda. 
Avaklarımda takunya, çoraplarımı çıkarıyorum.
Sağ ayağımı çıkardım, solu çıkaracam. 
Bir araba yanaştı. 

Korsanlardan Nasıl Kurtulmuşlar?

Şeyh Burhâneddin bin Muhammed Eğridirî Türbesi, Eğirdir, Isparta
Ispartalı Osman Dede adında bir zât şöyle anlatmıştır: 
"Akdeniz'de bir gemi yolculuğunda idik. 
Mısır'dan Anadolu'ya geliyorduk. 

9 Mart 2022 Çarşamba

Şeyh Muhammed Kudsî El-Bozkırî (Hoca Memiş Efendi) Türbesi, Çavuş Kasabası, Seydişehir, Konya

 Şeyh Muhammed Kudsî El-Bozkırî (Hoca Memiş Efendi) Türbesi, 
Çavuş Kasabası, Seydişehir, Konya
“Vücudunu çürütenden er olmaz” Hoca Memiş Efendi
Sadât-ı meşâyih-i nakşiyeden, mahbûb-u hüdâ, kutbu’l-vücudül-cami, beyneş-şerîati ve’t-tarîkati, Kutbul-âfak, gurretü a’yunü’l-uşşak, Müderris, Hoca, Şeyh, Seyyid Muhammed Kudsî el-Bozkıri (rh.a)
1784 yılında Konya ilinin Bozkır ilçesinin Aliçerçi Köyü’nde dünyaya geldi. İsmi, Muhammed b. Mustafa b. İsa’dır. Soyu Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e dayanır. Halk arasında Memiş Efendi lakabıyla tanınır. Memiş ismi “Muhammed” anlamında kullanılır.

8 Mart 2022 Salı

Çok Salevât Çekmenin Hediyesi

İsmim Hatice, lise öğrencisiyim. 
Müzik dinlemeyi, televizyon izlemeyi çok severim. 
Okul çıkışı arkadaşlarla kafede oturur sonra eve giderim.  
Başımdan geçen bir olayı size anlatmak istiyorum. 

7 Mart 2022 Pazartesi

Sakız Ağacında Yapılan Hac

Nureddin Cerrahi, çocukluğundan beri anasına karşı büyük bir sevgiyle doluymuş. 
Hem de ne türlü, âdeta aşka benzer bir sevgiymiş bu! 
Büyüyüp geliştiği zaman Nureddin Cerrahi'yi anası irşad etmiş. 
Anası, bahtı güzel yazılmış, hesabı güzel tutulmuş seçkin bir kadınmış.

Tevbe


Fakih anlatıyor:

-Rahmetlik babam (senedi saydıktan sonra) Hz. Ali b. Ebî Talib (r.a.) şöyle dediğini anlattı:

-Resûlüllah (s.a.v), müslümanlar arasında kardeşlik bağı kurdu. Bu çeşitten olmak üzere, Said b. Abdullah ile Sa'lebe Ensarî arasında bir kardeşlik bağı kurdu.

Bu sırada , Resûlüllah(s.a.v.) , Tebük gazasına çıkmıştı.

Lütfi Bey'i istasyona götürüver çabuk!

"Lâdikli Ahmed Ağa" Kitabının Kapağı

Bizim bir Lütfi Bey vardı, Lütfi Çakaroğlu. 
Bu, bizim Kadınhan'da, Karaman'da, Sarayönü'nde istasyon şefiği yapmış vaktiyle. 
Onun başından da şöyle bir şey geçmiş, o anlattı: 

4 Mart 2022 Cuma

Şeytan'ın İmansız Ettiği Adamın Akibeti

İsrailoğulları arasında biri vardı. 
İbadethanesinde ibadet ederdi. 
İsmi Âbid Bersesisa idi. 
Duası makbul bir kimseydi. 
İnsanlar hastalarını ona getirirlerdi, o da onlara dua edince iyi olurlardı.

3 Mart 2022 Perşembe

Mağaradaki Üç Kİşi

[Hz. Peygamber’in evvel zaman içinde yaşanmış bir hadiseye binaen anlattığı, Prof. Dr. İbrahim Canan’ın tercümesiyle Kütüb-ü Sitte’den aktarıp uyarladığımız bu mesel, Buhârî, (Enbiyâ 50, Büyû’ 98, İcâre 12, Hars 13, Edeb 5); Müslim, (Zikr 100) ve Ebu Dâvud’da (Büyû’ 29) Abdullah b. Ömer’den rivayetle geçmektedir.]


Bizden önce yaşayanlardan üç kişi yola çıktılar. Akşam olunca, geceleme ihtiyacı onları bir mağaraya sığındırdı ve içine girdiler. Ancak, dağdan kayan büyükçe bir kaya yuvarlanıp mağaranın ağzını üzerlerine kapadı.

Aralarında:

Kahraman Hoca Katiller Koğuşunda

Gönenli Mehmet Efendi Kitap Kapağı

Yasak devirler cehenneminde, yedi ay birlikte kalmışlar Denizli Hapishanesinde, Üstad Said-i Nursî ile Reisü'l Kurrâ Gönenli Mehmed Efendi, 1943'lerde.

İkisi beraber kelepçelenmişler, birlikte zincire vurulmuşlar Bediuzzaman'la Reisülkurra o zaman.
"Kahraman Hoca" tabirini kullanıyor o tarihlerde Bediuzzaman Gönenli Mehmed Efendi için. 
Daha sonraları, onun "Kahraman Hoca"lığına bir de "Şeyhulkurrâ"lık, "Şeyhulislâm"lik ekleyecektir:
"Bu devrin Şeyhulislâmı sizsiniz" diyecektir.

2 Mart 2022 Çarşamba

Sürgün


İsrailoğulları arasında bir fasık vardı, fasıklıktan bir türlü vazgeçmiyordu, günün birinde beldesinin halkı ondan iyice bıktı, koyulduğu kötü yoldan onu vazgeçirmekten ümit kesilince ondan kurtulmak için Allah'a yalvardılar.

Allah (C.C.) Hz. Musa'ya (A.S.) vahyetti ki, "İsrail oğulları arasında fasık bir delikanlı var, onu beldelerinden sür ki, onun kötülüğü yüzünden üzerllerine ateş yağmasın."

Hz. Musa da o beldeye vararak delikanlıyı sürdü. Delikanlı beldesinden çıkarak bir köye sığındı. Bunun üzerine Allah'dan o köyden de onu kovma emrini alan Hz. Musa, delikanlıyı yeni yurdundanda çıkardı.

İkinci sefer sürgüne çıkan delikanlı bu defa insansız, bitkisiz, vahşi hayvansız ve kuş uçmaz bir mağaraya sığındı. Bu ıpıssız mağarada yalnız kendisi ile başbaşa kalan delikanlı çok geçmeden hastalandı, yanında bakacak hiç kimsesi yoktu.

Toprağın üzerine yığıldı, başını da yere koydu. Bu acıklı durumda dudaklarından şöyle mırıldandı, "Annem başucumda olsaydı, halime acır ve zilletime ağlardı. Babam yanımda olsa yardımıma koşar, başımın çaresine bakardı. Karım burada olsa ayrılığımızın acısına ağlardı... Çocuklarım yanımda olsalar, cenazemin arkasından gözyaşı döker ve "Allah'ımız! Garip, zavallı, günahkar, beldesinden yabancı bir köye sürülmüş, orada da barındırılmayacak ıssız bir mağaraya koyulmuş ve ıssız mağarada da dünyadan ayrılarak ümitsiz bir ahiret yolculuğuna çıkmak üzere olan babamızı sen af eyle " dua ederlerdi.

Allah'ım Beni ana- babamdan, evladımdan, karımdan ayrı düşürdün, fakat rahmetinden mahrum etme. Onların acısı ile kalbimi yaktın, fakat günahıma karşılık beni ateşinde yakma.

Delikanlının bu acıklı yalvarmaları üzerine Allah, delikanlıya anası ve karısı kılığında birer huri, çocukları kılığına girmiş genç melekler ve babası kılığında da bir melek gönderdi. Gelen huri ve melekler yanıbaşına oturarak üzerine ağladılar. Delikanlı da " İşte ana - babam, karım ve çocuklarım, sonunda bana gelmişler!" diyerek ölçüsüz bir sevince boğuldu, gönlü feraha kavuşarak günahtan arınmış ve affa uğramış bir halde Allah'ın rahmetine kavuştu.

Bunun üzerine Allah (C.C.) Hz. Musa (A.S.) bildirdi ki,"Filan yerdeki falan kuytu mağaraya git, orada velilerimden bir veli öldü, yanına var, ona karşı yapılacak görevleri bizzat yürüterek ölüsünü defnet".

Allah'ın bu talimatına uyan Hz. Musa (A.S.) kuytu mağaraya varınca Allah'ın emri ile önce kendi beldesinden ve sonra sürgün olarak yaşadığı köyden kovduğu delikanlının ölüsü ile karşı karşıya olduğunu ve cenazesinin çevresini melekler ile hurilerin tuttuğunu görür.

O zaman Hz. Musa (A.S.) Allah'a "Allah'ım ! Bu ölü, senin emrin uyarınca beldesinden ve sürgün yerinden kovduğum delikanlı değil mi?" diye sorar.

Yüce Allah Hz. Musa'ya cevap verir. "Evet ya Musa, fakat sonra ben onu rahmetimin şemsiyesi altına alarak affettim. Çünkü toprak üzerine uzanmış, yatarken bana yakardı. Memleket, ana - baba, eş ve çocuk hasretine katlandı. Ona son nefesinde anası ve eşi kılığında birer huri, babsı ve çocukları kılığında melekler gönderdim

Bilirsin ki, garip öldüğü zaman yer ve gök ehlinin hepsi onun için yas tutarlar. Ben merhametlilerin en merhametlisi iken ona nasıl acımazdım."

Garip bir kimse komaya girdiği zaman Allah meleklerine buyurur ki, "Ey meleklerim! Bu adam gariptir, yolcudur, çoluk -çocuğundan, eşinden, ana-babasından ayrı düştü. Ölünce arkasından ağlayacak, yasını tutacak bir kimsesi yoktur."

Arkasından Allah, meleklerden birini babası kılığına, bir başkasını çocuğu kılığına, bir diğerini yakın akrabasından birisi kılığına koyar.

Bunlar son nefesinde yanına varırlar. Garip hasta gözlerini açar ana-babasını, eşini görür, yüreği rahatlar, ruhunu huzur ve sevinç içinde teslim eder.

Daha sonra cenazesi yola çıkarılacağı zaman, melekler onu uğurlar ve mezarı başında Kıyamet gününe kadar dua ederler.

Mükâşefetü'l Kulûb


1 Mart 2022 Salı

Tokat'ta İdam Edilen Küçük Ağa

Küçük Ağa’nın Torunları Ali Aksoy ve Ali Güzel"Dedemiz vatan haini değildi"
Milli Mücadele döneminde 8 Eylül 1921’de kurulan Yozgat İstiklal Mahkemesi’nde, isyana karışan binlerce insan yargılandı.
Resmi rakamlar 56 kişinin idam edildiğini söylese de daha fazla olduğu iddia ediliyor.
Tarık Buğra’nın Küçük Ağa romanındaki kahraman, Çakırsaraylı çetesine sığınan, Kuva-yi Milliyecilere karşı mücadele gösteren birisidir.

Sana Rasûlullâh bile söz anlatamadı!

Beyzâde Ali Rıza Efendi Mezarı, Harput, Elazığ

Deli Mustafa, bazen çıplak gezer. 
Bir gün yine sokaklarda çıplak gezerken Beyzâde Hoca görür ve kızgınlıkla bağırır:
-Mustafa bu ne hal, çabuk git, üzerini giy!
Mustafa, buruk...