23 Mart 2026 Pazartesi
Sen bana nimetsin, ben de sana mihnetim!
İsmi Hîfâ Hatun (Radıyallahu Anhâ) idi.
Bu soylu hâtun kişi, bir gün âlemlere rahmet olan (Rahmetenlilâlemin) Hz.Muhammed Sallallahü Aleyhi ve Sellem’in huzuruna kemâl-i edep ile geldi.
Dedi ki:
-Ey Allah’ın Rasûlü!
Bana, beni cennete girmemi sağlayacak bir şey öğretmeni talep ediyorum.
Bana öğrettiğini hayatıma uygulayayım.
Böylece cennete girebileyim!
15 Mart 2026 Pazar
Ebapuş-i Veli Hazretleri
Ebapuş-i Veli Hazretleri, Anadolu evliyasındandır.
İsmi Bali Mehmed Çelebi olup, Bali Sultan olarak da bilinir.
Germiyan şehzadelerinden Hızır Paşa'nın oğludur.
Dedesi Süleyman Şah, Hz.Mevlânâ Celaleddin-i Rûmi'nin oğlu Sultan Veled'in kızı Mutahhara Sultan ile evli olduğundan, soyu Hz.Mevlânâ Hazretlerine ulaşır.
Babası ona, saltanat elbisesi yerine tarikat abası giydiği için "Abapuş-i Veli" lakabını vermiştir.
10 Mart 2026 Salı
Bize Pilav Gönder!
Bir zaman ticaret için bir miktar pirinç satın alıp, Bursa'da Yeni Han'daki bir ambara koydum.
Bir müddet sonra gidip kontrol ettim.
Fakat ne göreyim, pirincin tamamı böceklenmiş.
Pirinci bu halde görür görmez çok üzüldüm.
Handan üzgün bir halde çıkarken Eskici Mehmed Dede'yi kapı önünde oturur gördüm.
Eskici Mehmed Dede bana yönelerek:
-Emir Molla bizden tarafa bak. Bize pilav gönder, dedi.
5 Mart 2026 Perşembe
Ey gözümün nuru evladım, başını açma
İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim)'in babası Muhammed Efendi, keramet sahibi, çok yüksek bir veli idi.
Rivayet edilir ki, ömrünün sonlarına doğru Seyyid Muhammed Efendi'nin gözleri zayıflayıp, görme duyusu kaybolmuştu.
Birgün, o zaman daha genç yaşta bulunan oğlu Seyyid İbrahim ile beraber otururlarken, birden oğluna hitaben;
-Ey gözümün nuru evladım, başını açma.
Çünkü hava soğuktur, üşürsün, dedi.
2 Mart 2026 Pazartesi
1 Mart 2026 Pazar
Allah'ın Veli Kullarına Dil Uzatmanın Tehlikesi
Zamanında bulunan haddini bilmez bir kimse, İbrahim Efendi (Mevlânâ Seyyid İbrahim) Hazretleri'ne dil uzatıp gıybetini yapar, hakkında uygun olmayan şeyler söylerdi.
Bu kimsenin yaptıkları, söyledikleri, defalarca Seyyid İbrahim'e haber verildiği halde, o bir cevap vermeyip hep sükut eder ve sabrederdi.
