Taşköprü İlçesi merkezinde bulunan antik kent M.Ö. 64 yılında Romalılar tarafından Paphlagonia (Paflagonya ) Eyalet Merkezi olarak kurulmuştur.
Kapalı höyük durundaki antik yerleşimden çıkan mimari parçaların bir bölümü Taşköprü İlçesinde, arkeolojik kazılarda çıkan eserler ve mozaikler Kastamonu Arkeoloji Müzesinde görülebilmektedir.
Kastamonu İl sınırları içinde birçok arkeolojik ve doğal sit alanları bulunmaktadır.
KASTAMONU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KASTAMONU etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Mayıs 2022 Çarşamba
Zımbıllı Tepesi Höyüğü (Pompeiopolis), Taşköprü, Kastamonu
25 Temmuz 2011 Pazartesi
KASTAMONU
- Karanlık Evliya
- Benli Sultan Külliyesi
- Mehmet Feyzi Pamukçu
- Muhammet İhsan Oğuz (1887-1991)
- İbn-i Neccar Türbesi
- Cemaleddin Efendi ve Kargaş Sultan Türbesi
- ABDURRAHMÂN EFENDİ (Zileli)
- Hatun Sultan ve Türbesi
- Abdülfettah-ı Veli ve Türbesi
- Ömer Fuâdî
- Şeyh Mustafa (Resülzade)
- Müfessir Alaeddin Hazretleri
- SÜKUTİ SULTAN
- Maden Dede
- Kirişçi Hoca Mehmet Efendi
- Ahmed Hicabi
- Halife Sultan Türbesi
- İsa Dede Türbesi
- Şeyh Ahmed Siyahi
- Deveci Sultan ve türbesi
- Çevkanî Efendi Türbesi
- BAYRAKLI SULTAN
23 Şubat 2011 Çarşamba
Kastamonu Kronolojisi
1262 Frenkşah Hamamının inşaı
1272 Yılanlı Darüşşifa’sının inşaı
1273 Atabey Camii’nin inşaı
Abdülfettah-ı Veli'nin vefatı
1289 Müfessir Alaeddin Türbesi’nin inşaı
1353 İbn Neccar Camii’nin inşaı
1361 Adil Bey Türbesi’nin inşaı
1366 Mahmut Bey Camii'nin inşaı
1417 Honsalar Camii’nin İnşaı
1436 Hatun Sultan Türbesi’nin inşaı
1443 İbrahim Bey Camii’nin inşaı
1446 Hamza Ağa Camii’nin inşaı
1447 Cemaleddin Efendi'nin vefatı
1451 Kargaş Sultan'ın vefatı
1454 İsmail Bey Camii’nin inşaı
1460 İsmail Bey Türbesinin inşaı
Kale (Saray) Hamamı inşaı
Deve Hanı ve Kervansaray’ın inşaı
1471 Cem Sultan Hanı inşaı
1475 Bedestenin inşaı
İsmail Bey Medresesinin inşaı
1499 Şeyh Şaban ı Veli’nin doğum tarihi
1506 Nasrullah Kadı Camii’nin inşaı ve Kambur Köprü
Arabapazarı Hamamı (erkekler bl.) inşaı
1514 Çifte Hamam ve Dede Hamamları’nın inşaı
1518 Şeyh Şaban ı Veli’nin Hayreddin Tokadi’ye intisabı
1520 Benli Sultan Camii’nin inşaı
1530 Şeyh Şaban ı Veli’nin Kastamonu’ya dönüşü
1533 Ali Asgar Efendi'nin vefatı
1547 Yakup Ağa Külliyesinin inşaı
1559 Ferhat Paşa Camii’nin inşaı
1569 Şeyh Şaban ı Veli’nin vefatı
1571 Acem Hanının inşaı
1588 Karanlık Camii’nin inşaı
1591 Hacı Dede Camii’nin inşaı
1603 Celali Yularkastı Kastamonu’yu ateşe verir
1606 Hasan Efendi’nin vefatı (Sacayaklı Sultan)
1611 Seyyid Sünneti Efendi’nin türbesi inşaı
Şaban ı Veli Kütüphanesi inşaı
1641 Hasan Çelebi Camii’nin inşaı
1662 Şeyh Mehmet Efendi Türbesi inşaı
1730 Yanık Hanın inşaı
1746 Münire Medresesinin ve kütüphanesinin inşaı
1747 Reisü’l Küttab Hanının inşaı
1748 Aşir Efendi Hanı inşaı
1783 Hacı Ali Efendi'nin vefatı
1801 Numaniye Kütüphanesi inşaı
1842 Ainsworth şehri ziyaret eder
1843 Mehmed Hulusi Efendi’nin vefatı (Nakşi şeyhi)
1846 Kastamonu vilayet merkezi olur
1862 Texier şehri ziyaret eder
1869 Nevruz Sultan Türbesinin inşaı
1874 Şeyh Ahmed Siyahi Efendi’nin vefatı
1881 Etnografya Müzesi bina inşaı
1884 Reclus şehri ziyaret eder
1885 Baha Efendi Camii’nin inşaı
Saat Kulesi inşaı
1888 Şeyh Ahmed Hicabi Efendi’nin vefatı
1917 Arkeoloji Müzesi bina inşaı
1982 Atatürk Anıtı inşaı
1983 Şehitler Anıtı inşaı
1990 Atatürk ve Şerife Bacı Anıtı inşaı
Mehmet Akif Ersoy'un Nasrullah Camii Vaazı
Ey müslümanlar, sizin için bu âyet-i celîleye ittibadan başka selamet yolu yoktur. Takib edilecek hattı hareket, düstûru siyaset tamamıyla bu âyet-i celîlede mündemicdir.
Mustafa Kemal'in Kastamonu Nutku
(30 Ağustos 1925)
Efendiler!
Meşhudatımın en kıymetli kısmı bu güzel mıntıkanın samimi halkının çok münevver ve çok geniş ve yüksek bir zihniyet sahibi olmalarıdır.İtiraf etmeliyim ki bu seyahatimden evvelki malümatım , meşhudatımın hasıl ettiği kanaatlerden çok başka idi.Muhterem mebuslarınız Ali Rıza Bey , Mehmet Fuat Bey gibi zevat bulunmasaydılar , sizi mümkün olduğu kadar olduğunuzun aksine tanımak için çalışanlar ezhanı teşvişte kim bilir ne kadar ileri gitmeğe muvaffak olacaklardı.Asarı fi’liyesini memnuniyetle görmekte olduğum ali telakkiyatınız bittabi bir anda , bir günde tekevvün edemezdi.Böyle bir iddia serdetmek aynı cehalet olur.Şüphe yok , bu havalinin muhterem halkı esasen medeni tekamülün silsilei tabiyesi üzerinde ilerlemekte idi.Ve ilerlemektedir.Bu gün ben o tekamülün tabii tecelliyatının mesud bir şahidi bulunuyorum.Bu hakikatın aksini ifade ve izah ederek teceddüt hatvelerimizi felce uğratmaya yeltenen sebükmağza , hükümlerini verirken kendi yarım yamalak ilimlerine , çürük mantıklarına , nakafi akıllarına istinat etmiş olduklarına sanip oluyorum.Bu zavallı hodbinler böyle yapacaklarına halkın hissi selimine müracaat etselerdi , ondan feyiz ilham alsalardı , kendilerine bu gün şayanı hande hacil bir vaziyette bırakan bu kadar müstekreh hatalara düşmezlerdi.Fakat hissi selimin ; akıl , mantık ve marifetin fevkinden haizi ehemmiyet olduğunu takdir etmek yalancı alimlerin işine gelmez.
Arkadaşlar ,
22 Şubat 2011 Salı
Rıfat Ilgaz
Rıfat llgaz, 1940'ların toplumcu-gerçekçi şairleri arasında başta gelenlerindendir. 1911 yılında Cide'de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27.07.1927'de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz (Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü nedeniyle ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi'nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu. Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938'de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939'da İstanbul Karagümrük Ortaokulunda Türkçe Öğretmenliğine başlayan llgaz'ın, yazı ve şiirleri büyük dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940'da Gığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. Haşan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel'le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942'de Yürüyüş dergisini çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A. Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943'de ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944'de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. Pertev Naili Boratav "Sınıf" için:"Yeni Türk şiirine inanmayanlara, Rıfat llgaz'ın kitabını oku-yup anlamlarını dilemekten başka yapılacak birşey yoktur" diye yazdı.1945'de Gün dergisi çıktı. llgaz bu dergide sekreterdi. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin'in Cumartesi dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946'da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın dergisini Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar.Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat'a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanaturyumunda yattı. Şubat 1947'de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz'un çıkardığı Markopaşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Markopaşa gibi dergilerin de sık sık adı değişiyordu.1950'li yıllarda llgaz gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan, gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler. 1952-1960'daTan gazetesinde dizgici-düzeltmen ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan Selçuk ve İlhan Selçuk'un çıkardığı Dolmuş dergisinde "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalılar (Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul'da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı'nı da, isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953'de Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı.
Sebahattin Engin
1920 Kastamonu doğumlu olan Sebahattin Engin, 1953 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Felsefe Bölümü'nden mezun olmuş, çeşitli memuriyetlerde bulunmuştu. Engin'in bugüne kadar İstanbul Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları ve özel tiyatrolarda sahnelenen oyunları arasında Malazgirt, Yunus Emre, Karacaoğlan, Köroğlu, Hacı Bektaş-ı Veli, Malazgirt, Suçlu, İpsizler, Bunalım ve Tedirginler en çok bilinenleri.23'ü basılı 38 tiyatro eseri bulunan 87 yaşındaki yazar Sebahattin Engin, Temmuz 2007’de vefat etti.
Mehmet Emin Değer
(1927- )
Yazar, hukukçu. Ortaöğrenimini Kastamonu Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesi’nde tamamladı. Milli savunma Bakanlığı bursuyla öğrenim gördü, orduya katıldı. Askeri yargıç olarak Konya, Erzurum ve Ankara’da bulundu. 1971’den sonra görevinden ayrılarak avukatlık yaptı. Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla tanındı. CIA, Kontrgerilla ve Türkiye (1977), Bir Bilim Adamının savunması (1978) adlı yapıtları yanında Başak adlı bir de şiir kitabı yayımlandı (1945).
Yazar, hukukçu. Ortaöğrenimini Kastamonu Lisesi’nde, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesi’nde tamamladı. Milli savunma Bakanlığı bursuyla öğrenim gördü, orduya katıldı. Askeri yargıç olarak Konya, Erzurum ve Ankara’da bulundu. 1971’den sonra görevinden ayrılarak avukatlık yaptı. Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla tanındı. CIA, Kontrgerilla ve Türkiye (1977), Bir Bilim Adamının savunması (1978) adlı yapıtları yanında Başak adlı bir de şiir kitabı yayımlandı (1945).
Kemal Biselman
(1931-1999)
Gazeteci, yazar. Taşköprü’de doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Erkek Lisesi’nde tamamladı (1951). Ankara Hukuk fakültesi’nde bir süre okuduktan sonra Son Telgraf, Gece Postası’nda muhabir olarak çalıştı. Hürriyet, Milliyet, Son Havadis, Tanin, Şehir gazetelerinde yazı işleri müdürlüğü, sekreterlik, muhabirlik yaptı. Yeni gazete (1965-1968) ve Milliyet gazetelerinde yazdığı fıkralarla tanındı. Daha sonra yayımlamaya başladığı Ortam (1971), Yeni Ortam (1972-1974) dergi ve gazetelerinde yazılarını sürdürdü.
Hadi Çaman
D. 1943, Kastamonu, Sinema ve tiyatro sanatçısı, yönetmen.İlk ve orta öğrenimini Abdurrahman Paşa Lisesi'nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde eğitim aldı. Amatörce ilgilendiği tiyatro sanatında 1962 yılında Dormen Tiyatrosu ve ardından Kent Oyuncuları'nın açtığı bir sınavı kazanarak Altın Yumruk adlı oyunda profesyonelliğe adım attı. Daha sonra Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu, Nisa Serezli - Tolga Aşkıner Tiyatrosu, Miyatro (Müjdat Gezen), Şan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda da onlarca oyunda oynadı. 1982 yılında Yeditepe Oyuncuları'nı kurdu. O zamandan beri aralıksız olarak Nişantaşı'ndaki kendi tiyatrosunda sanat yaşamını sürdürmektedir. Tiyatro dışında da çeşitli çalışmaları vardır: Çeviriler, uyarlamalar yaptı, oyunlar yazdı, yönetti. Döneminin tiyatro yaşamını konu alan bir kitap yazdı (Can Yayınları). Birçok dalda ödüller aldı. Evli ve bir çocuk sahibidir. 15 Aralık 2007 günü, ALS hastalığı saptamasıyla yoğun bakıma alınmıştır.
Oğuz Atay
12 Ekim 1934 - 13 Aralık 1977. İnebolu'da doğdu. 5 yaşındayken ailesinin Ankara'ya yerleşmesiyle ilköğrenimine orada başladı. Ortaöğrenimini Maarif Kolejinde tamamladı. 1957 yılında İTÜ İnşaat Fakültesini bitirdi.Daha sonra İDMMA'da (İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi) öğretim üyeliği yaptı. Bu dönemde topografya ve yol inşaatı dersleri verdi. 1975'te doçent oldu. Aynı dönemde mesleğine ilişkin »Topografya« adlı bir kitap yayımladı.
Üniversite yıllarında edebiyat alanında yazmaya başlayan Atay'ın çeşitli gazete ve dergilerde söyleşi ve makaleleri yayımlandı. 1970 yılında TRT'nin açtığı bir yarışmada başarı ödülü alan Atay'ın, »Tutunamayanlar« adlı romanı 2 cilt olarak yayımlandı. Sonraki yıllarda ise bu romanın devamı niteliğindeki »Tehlikeli Oyunlar« adlı romanı yayımlandı. Bu iki romanın Türkçe edebiyatın önemli eserlerine dönüşmesini ise Oğuz Atay göremedi.
Beyninde çıkan bir ur nedeniyle öldü.
»Tutunamayanlar« (1971), »Tehlikeli Oyunlar« (1973), »Bir Bilim Adamının Romanı« (1975), »Eylembilim« (1998) adlı romanları, öykülerini topladığı »Korkuyu Beklerken« (1975), »Oyunlarla Yaşayanlar« (1979) adlı oyun kitabı ile anıları ve bazı düşüncelerinin yeraldığı »Günlük« (1988) adlı kitapları yayımlandı.
Halil Erdoğan Cengiz
1934'te Araç/Kastamonu'da doğdu. İlkokulu Tosya'da, ortaokul ve liseyi Kastamonu'da bitirdi. 1952'de Ankara'da memuriyete başladı, bu arada Dil ve Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdi. Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü ile Devlet Konservatuarı Müzikoloji Bölümü'nde Eski Türk Edebiyatı, Osmanlıca, Osmanlı Paleografyası ve Türk Edebiyatı dersleri verdi. Eserleri: Açıklamalı Notlu divan şiiri antolojisi (1982), Divan Şiiri Antolojisi (1983), Ermeni Komitelerinin A'mal ve Hareket-ı İhtilaliyesi (1983). Halen Ruhi Tarihi üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir
Hakkı Kamil Beşe
1899 Yılında Araç'ta doğdu. İstanbul'da Mülkiye Mektebi'ni bitirdi. Maliye, Ticaret Bakanlıkları ve Başbakanlıkta görev aldı. Müfettişlik, Teftiş Kurulu Başkanlığı, Başbakanlık Müsteşar Yardımcılığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği, Yüksek Soruşturma 1 nolu Kurul Başkanlığı görevlerinde bulundu. Kurucu Mecliste Milli Birlik Komitesi Temsilcisi olarak 06 Ocak - 25 Ekim 1961 tarihleri arasında görev yaptı.
Evli ve iki çocuk babasıdır. Fransızca bilmekteydi. 17 Ocak 1982 tarihinde vefat etti. Güçlü bir öykü ve oyun yazarıdır. Hikaye roman ve oyun kitapları şunlardır.
* Tek Çarık Yüzbaşı (Ankara 1946)
* Kırıkkanat (İstanbul 1976)
* Fırıldak (İstanbul 1969)
Evli ve iki çocuk babasıdır. Fransızca bilmekteydi. 17 Ocak 1982 tarihinde vefat etti. Güçlü bir öykü ve oyun yazarıdır. Hikaye roman ve oyun kitapları şunlardır.
* Tek Çarık Yüzbaşı (Ankara 1946)
* Kırıkkanat (İstanbul 1976)
* Fırıldak (İstanbul 1969)
21 Şubat 2011 Pazartesi
Fuadi
1560 yılında Kastamonu’da doğmuştur. Asıl adı Ömer olduğu için Ömer Fuâdî olarak da bilinmektedir. Şiirlerinde Fuâdî mahlasını kullanmıştır. Şeyh Şa’bân-ı Veli’nin müntesiplerinden Himmet Dede’nin oğludur. Çocukluk yıllarını Şa’bân-ı Velî’nin sohbetlerine katılarakgeçirmiştir. İlk tahsilini Kur’an mektebinde yaptıktan sonra medreseye devam etmiş, Arapça ve Farsça’yı bu dillerde ilmî, edebî ve tasavvufî eserler verecek düzeyde öğrenmiştir.
Önceleri müfti müsevvitliği yaptıktan sonra Abdülbâki Efendi’ye intisap etmiş, onun vefatıyla da seyr u sülûkunu Muhiddin Efendi’den tamamlamıştır. On yedi yıllık müridlik hayatının sonunda Şa’baniyye tekkesine şeyh olmuştur. Bu süreçte pek çok hizmetlerde bulunan şair 1636 yılında vefat etmiştir.
Sanatında öğretici unsurları ön planda tutan Fuâdî, nazım ve nesir otuza yakın esere imza atmıştır. Şa’bâniliğin tanınmasında çok önemli bir yeri olan sanatçı, âşıkâne söylediği şiirleriyle de devrinde ses getirmiştir. Eserlerinde daha çok mutasavvıf kimliğini ön plana çıkaran sanatçı, Kasîde-i Pendiyye gibi şiirlerinde, devrin aksaklıklarını, bozulan ve yozlaşan yönleri, sebep-sonuç ilişkisi içinde sorgulamakta herhangi bir sakınca görmemiştir.
Halvetîlik içinde yetişip yoğrulan Fuâdî’nin şiirlerindeki en önemli yapı tasavvufi söyleme dayanmaktadır. O, hayal unsurlarından çok reel dünyadan aldığı kesitlerle meramını anlatma yoluna gitmiş, bunda başarılı da olmuştur. Şiirlerindeki akıcı söyleyiş bizlere, asırların gerisindeki Yunus’u çağrıştıracak derecededir. Bu türden beğendiği şiirleri, eserlerinin çoğunda yer almaktadır.
Matlâ: Gitti cismim geldi bir can yerine
Gitti cânım geldi cânân yerine
Diğer: Mûra basma seni mârân ısırır
Körpe incitme ki arslan ısırır
Kıblenin ehlini tekfîr etme
Kâ’be hakkı seni kaplan ısırır
Gülü bülbülden ayırma zinhar
Elini hâr-ı gülistân ısırır
Önceleri müfti müsevvitliği yaptıktan sonra Abdülbâki Efendi’ye intisap etmiş, onun vefatıyla da seyr u sülûkunu Muhiddin Efendi’den tamamlamıştır. On yedi yıllık müridlik hayatının sonunda Şa’baniyye tekkesine şeyh olmuştur. Bu süreçte pek çok hizmetlerde bulunan şair 1636 yılında vefat etmiştir.
Sanatında öğretici unsurları ön planda tutan Fuâdî, nazım ve nesir otuza yakın esere imza atmıştır. Şa’bâniliğin tanınmasında çok önemli bir yeri olan sanatçı, âşıkâne söylediği şiirleriyle de devrinde ses getirmiştir. Eserlerinde daha çok mutasavvıf kimliğini ön plana çıkaran sanatçı, Kasîde-i Pendiyye gibi şiirlerinde, devrin aksaklıklarını, bozulan ve yozlaşan yönleri, sebep-sonuç ilişkisi içinde sorgulamakta herhangi bir sakınca görmemiştir.
Halvetîlik içinde yetişip yoğrulan Fuâdî’nin şiirlerindeki en önemli yapı tasavvufi söyleme dayanmaktadır. O, hayal unsurlarından çok reel dünyadan aldığı kesitlerle meramını anlatma yoluna gitmiş, bunda başarılı da olmuştur. Şiirlerindeki akıcı söyleyiş bizlere, asırların gerisindeki Yunus’u çağrıştıracak derecededir. Bu türden beğendiği şiirleri, eserlerinin çoğunda yer almaktadır.
Matlâ: Gitti cismim geldi bir can yerine
Gitti cânım geldi cânân yerine
Diğer: Mûra basma seni mârân ısırır
Körpe incitme ki arslan ısırır
Kıblenin ehlini tekfîr etme
Kâ’be hakkı seni kaplan ısırır
Gülü bülbülden ayırma zinhar
Elini hâr-ı gülistân ısırır
FERİDE HANIM
1837'de Kastamonu'da doğdu. Kasmatonu ulemasından Bahar Zade Hammami Mehmet Reşit Efendi'nin kızı. İlk eğitimini medresi öğretmeni olan babasından aldı. Arapça ve Farsça öğrendi. Güzel yazı'ya yani "hat"a merak saldı. Bolulu İzzet Paşa'nın divan katipliğini yapan Ali Raif Efendi ile evlendi. İstanbul'a taşındılar. Feride Hanım 25 yaşında iken eşini kaybetti. İstanbul'dan Kastamonu'ya giderek yaşamını burada tamamladı. 1903'te öldü. Şiirleri arasında epey yer tutan Muhammediye'leri ile tanınır.
Hariri
Kastamonu’da doğdu. Dönemin önde gelenlerinden ve söz sultanlarının da en önemlilerindendir. İyi bir inşâ ustası, tarih düşürücü ve sanatın her alanında mükemmel ve iyi yetişmiş biridir. Zor muammâların çözülmesinde, Arapça ve Farsça karmaşık, anlaşılması güç muhayyel beyitlerin anlaşılmasında büyük maharet sahibidir. Kanuni’nin fetihlerini de yazan Harîrî’nin gazel söylemede pek o kadar mahareti ve yeteneği yoktu.
-İlyas Yazar'dan-
-İlyas Yazar'dan-
Halimi
Kastamonu’da doğup yetişen şairlerdendir. Öğrenimini bitirdikten ya da yarıda bıraktıktan sonra İran’a gider. Dönüşünde Trabzon valisi olan Yavuz Sultan Selim’in musahibi ve hocası olur. Padişahla birlikte Mısır seferine katılır. Şam’da ölen şairin cenazesinde Yavuz Sultan Selim bizzat hazır bulunur. Hoş sohbet, Arap ve Fars edebiyatlarını iyi bilen Halîmî, muammâ çözmede ustaydı. Nazik gazelleri ve güzel şiirleri bulunan şair, şiirlerini kimseye göstermeyip sakladığından dolayı şair olarak devrinde pek tanınmamıştır.
Matlâ: Ol mihr-i ruh ki halkı yakan hüsnü tâbdır
Germ olmasın mı yer yüzünün âfitâbıdır
Matlâ: Ol mihr-i ruh ki halkı yakan hüsnü tâbdır
Germ olmasın mı yer yüzünün âfitâbıdır
Hamdi
Kastamonu’da doğan şair, fakih, bilge ve dindar kişiler zümresindendir. Latifî’nin dedisidir. Fatih dönemi şairlerindendir. Zamanında çok tanınıp okunmuş ama sonradan unutulmuştur. Şiirleriyle tanına ilk Hamdî budur. Çok sayıda kaside ve gazeli ile mürettep divanı vardır.
Matlâ: Pertevinden yüzüne kimse nigâh eyleyemez
Nazara ol eseri mihr ile mâh eyleyemez
Matlâ: Pertevinden yüzüne kimse nigâh eyleyemez
Nazara ol eseri mihr ile mâh eyleyemez
Sadi Çelebi
(?- 1539)
Din adamı, şair. Daday İlçesi’nde doğdu.Çocuk yaşta İstanbul’a gitti. Babası bir din adamıydı, oğlunu da yetiştirdi. Sonraları samsunî Mehmed Efendi’den ders alarak müderris oldu. İstanbul’da Başçı İbrahim, Edirne’de Taşlık, İstanbul’da Mahmud paşa ve Sahn-ı Seman medreselerinde öğretmenlik yaptı. Kemal Paşazade’nin ölümü üzerine 1534’te şeyhülislamlığa getirildi. Tarih alanında da çalışmalar yapan, şiirler de yazan Sadi çelebi’nin en önemli yapıtı Kadı Beyzavi tefsirine yazdığı hâşiye’dir. Ayrıca Şehrü Mutasarri’l Hidâye ve Hâşiye ale’n-Nikâye adlı iki yapıtı bulunmaktadır.
Din adamı, şair. Daday İlçesi’nde doğdu.Çocuk yaşta İstanbul’a gitti. Babası bir din adamıydı, oğlunu da yetiştirdi. Sonraları samsunî Mehmed Efendi’den ders alarak müderris oldu. İstanbul’da Başçı İbrahim, Edirne’de Taşlık, İstanbul’da Mahmud paşa ve Sahn-ı Seman medreselerinde öğretmenlik yaptı. Kemal Paşazade’nin ölümü üzerine 1534’te şeyhülislamlığa getirildi. Tarih alanında da çalışmalar yapan, şiirler de yazan Sadi çelebi’nin en önemli yapıtı Kadı Beyzavi tefsirine yazdığı hâşiye’dir. Ayrıca Şehrü Mutasarri’l Hidâye ve Hâşiye ale’n-Nikâye adlı iki yapıtı bulunmaktadır.
İhsan Ozanoğlu
İhsan Ozanoğlu 15 Nisan 1907'de Kastamonu'da doğdu. Babası dönemin ünlü mevlithanı ve tasavvuf müziği temsilcisi olan Aşıkoğlu Ahmet,annesi devrin bilgin kadınlarından biri olarak tanınan Hafize Emine Hanımdır. Ataları aslen Türkistan'ın Buhara kentinden olup, Moğol istilası sırasında önce Erzincan'ın Kemah ilçesine oradan da Kastamonu'nun Duruçay köyüne yerleşmişlerdir. Ataları çoğunlukla askeri erkandan ve bilgin kişilerden olmakla birlikte, aralarında Aşık Ali, Aşık Mehmet ve Aşık Bayraktar gibi saz şairleri de bulunmaktadır.
Ozanoğlu ilk edebi ve musiki eğitimini ailesinden, özellikle de annesi Hafize Emine Hanımdan almıştır. O yıllarda Kuran-ı Kerimi ezberlemiş, ilahilerle birlikte yüzlerce türkü ve aşık ezgisini de belleğine nakşetmiştir. İlköğrenimini Nasrullah Mektebi'nde, lise düzeyindeki eğitimini Darü'l Hilafe Medresesi'nde tamamlamıştır. Arap harflerinin kaldırılması ve Latin harflerinin kabulü sırasında İstanbul Öğretmen Okulu'ndan diploma almıştır. 26 Eylül 1928'de tedvin ve kanun ile yeni yazı öğretimi yetkisini de alarak Kastamonu'ya dönmüştür. Kastamonu'da hem öğretmenlere hem de memurlara Türkçe öğreten Ozanoğlu ikibinden fazla okur yazar kazandırmıştır.
Ozanoğlu ilk edebi ve musiki eğitimini ailesinden, özellikle de annesi Hafize Emine Hanımdan almıştır. O yıllarda Kuran-ı Kerimi ezberlemiş, ilahilerle birlikte yüzlerce türkü ve aşık ezgisini de belleğine nakşetmiştir. İlköğrenimini Nasrullah Mektebi'nde, lise düzeyindeki eğitimini Darü'l Hilafe Medresesi'nde tamamlamıştır. Arap harflerinin kaldırılması ve Latin harflerinin kabulü sırasında İstanbul Öğretmen Okulu'ndan diploma almıştır. 26 Eylül 1928'de tedvin ve kanun ile yeni yazı öğretimi yetkisini de alarak Kastamonu'ya dönmüştür. Kastamonu'da hem öğretmenlere hem de memurlara Türkçe öğreten Ozanoğlu ikibinden fazla okur yazar kazandırmıştır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



