Öyle ise, şu kısa, fâni ömrünü fâni şeylere sarfetme ki, fâni olmasın.
Bâki şeylere sarfet ki, bâki kalsın.
Risale-i Nur - Mesnevi-i Nuriye / s.176
Risale-i Nur - Mesnevi-i Nuriye / s.176
İlkokulu bitirip kursa gelmişti.
Ailesi kendi isteğiyle geldiğini söylemişti.
Kayıt için adını sorduğumda: "Fatma", dedi.
Hiç de çekinmeyen bir tavırla...
Hacı Veyiszâde Mustafa Kurucu Efendi, bir gün pazardan patlıcan getirir eve.
Hanımı itiraz eder; "patlıcana ihtiyaç yoktu, niçin aldın" der.
Emîr Sultan Hazretleri Bursa'ya gelirken, Karaman diyârına uğradı.
Fakîh Abdullah Efendi isminde âlim bir zâtın evinde misâfir oldu.
Fakîh Abdullah Efendi, büyük velî Emir Sultan hazretlerine pek çok ikrâmlarda bulundu.
İkrâmlardan sonra sohbete geçildi.
1 - Hacı Veyiszâde Hoca'nın vefat ettiği yıllarda, Mehmet Ali Beştav bir kitapçık kaleme almış,
2 - Sonra, Mustafa M. Tığlıoğlu, Konya İlahiyat da okurken bir mezuniyet tezi hazırlamış.
Beştav'ın kitapçığından epey geniş bir çalışma bu.
Bu tez, Konya İlahiyat Fakültesi Kütübhanesinde, Tezler bölümünde 441 numarada kayıtlı.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkez Konya Şubesi Müdürü Dr.Ahmet Baltacı Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:
İlkokul ve Kur'an Kursuna gittiğim yıllarda komşularımızdan merhum Kazım Akyollu bisikletle Hoca Efendinin camiine teravih kılmaya giderdi.
Hoca Efendi O zaman Piri Mehmet Paşa Camii'nde görevli idi ve teravihleri hatimle kıldırıyordu.
Hoca efendinin iyi bir hafız olduğunu o zaman öğrendim.
Yanıldığını ve arkadan fethedildiğini hatırlamıyorum.
Her ifade bizzat bir halin işaretidir. Hâl, el gibidir ve ifadeyse bir alet.
Kuyumcunun aleti ayakkabıcının elinde, kuma ekilmiş tohum gibidir.
Ayakkabıcının aleti çiftçinin köpeğinin önündeki saman, eşeğin önündeki kemiktir.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Eski Üyesi ve Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Merkez Konya Şubesi Müdürü Dr.Ahmet Baltacı Hacı Veyiszâde Hoca'yı anlatıyor:
Hoca Efendinin pek güzel latifeleri de vardı.
Bir gün yazısını beğenmediği bir arkadaşa;
"Senin yazın da benimkine benzermiş." dedi ve şu şiiri yazdırdı:
Hoca Efendi'nin muhterem pederleri Hacı Veyis Efendi çok dik bir insanmış.
Esneklik tarafi pek yokmuş yani...
Yalanın dolanın caiz hale geldiği çok zor anlarda bile, açık, net ve dosdoğru olmaktan katiyyen ayrılmazmış.
Her şey bir bilgisayar hatasıyla başladı!
Koyu baptist ve kuvvetli bir feministtim üniversiteye başladığım yıllarda.
1975 yılında bir gün okuldan alacağım yeni derslerin kaydını yapıyordum internet üzerinden.
Sonra bir iş çıktı, Oklahoma’ya gittim.
Orada işler uzadı.
Ziraattan emekli Nuri Eser anlatıyor:
Vefatından bir hafta filân önceydi.
Namazı kıldık, kapıdan çıkarken:
-Biz âhiret trenine bindik gidiyoruz! dedi.