17 Nisan 2023 Pazartesi

Ha diri diri ateşe atılan İbrahim, ha diri diri gömülen İbrahim!

Aziz Mahmut Hüdâyî Hazretleri Sultan Ahmet Han'ın sarayında padişahı beklerken Harem Ağaları huzuruna girerek beyaz kundağa sarılı bir bebeği kucağına verip ezanını okumasını istediler. 
Bu bebek Sultan Ahmet Han'ın Mahpeyker Kösem Sultan'dan doğan bir erkek evladıydı. 

Minik bebeği kucağına alan Aziz Mahmut Hüdâyî Hazretleri daha önce de Sultan Ahmet Han'ın II.Osman, IV.Murat adlı şehzadelerinin de kulağına ezan okumuş, isimlerini vermişti.
Mübârek zât, yeni doğan bebeğin kulağına Dâvûdî sesiyle öyle bir ezan okudu ki adeta üç kıta bu ezanı dinledi. 

Aziz Mahmut Hüdâyi Hazretleri minik bebeği uzun bir süre süzdü. 
Adeta onun hayat sürecini okuyor, bu esnada kâh tebessüm ediyor, kâh ağlayıp gözyaşı döküyordu.
Dudaklarından şu sözlerin döküldüğü duyuldu: 
-İbrahim... 
Ha diri diri ateşe atılan İbrahim, ha diri diri gömülen İbrahim!

Gerçekten de Sultan İbrahim, adeta diri gömülmüştü.

Şöyle ki:
Darbeci zorbalar 6 Ağustos 1648 Çarşamba günü ihtilâl yapmaya başladılar ve 8 Ağustos 1648 Cu­ma günü nihayetlendi.
Osmanlı tahtında 39 sene hü­küm sürecek, IV.Mehmed unvanlı Sultan İbrahim'in oğlu vardı.
Sultan İbrahim'i pencereleri dahi olmayan karanlık bir odaya kapattılar.
Orada adeta diri diri gömülmüştü.

10 gün sonra Sultan İbrahim'i boğdurmak için Cellatbaşı Kara Ali görevlendirildi.
Cellatbaşı Kara Ali, her ne kadar öldürmek istemese de Sadrazam Sofu Mehmed Paşa ve diğer vezirler zorla idam ettirdiler.
Böylece 18 Ağustos'da Sultan İbrahim şehadet şerbetini içmiş oldu.
Sultan İbrahim'in şehadeti halk tarafından üzüntüyle karşılandı.

  • Sultan İbrahim Han, Kemal Arkun; s.14, 15, 16.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder