19 Ekim 2026 Pazartesi

Dört Hintli bir camiye girdiler....

Kendi arkadaşıyla bir iş üzerinde kavga eden, ama kendisinin de bu işe müptela olduğundan haberi bulunmayan Hintlinin hikâyesi

Dört Hintli bir camiye girdiler; namaz için rükû ve secde ettiler.
Her biri bir niyetle tekbir alarak acizlik ve dert hâliyle namaza başladı.
Müezzin geldi. Birinin ağzından, "Ey müezzin! Ezan okudun mu? Vakit var mı?" diye bir söz çıktı.
Diğer bir Hintli niyazla, "Hey! Konuştun ve namazın bozuldu" dedi.

Üçüncüsü ikinciye, "Ey amca! Onu niçin kınıyorsun? Kendine söyle" dedi.
Dördüncüsü, "Elhamdülillah, ben o üçü gibi kuyuya düşmedim" dedi.
Neticede her dördünün namazı yok oldu; ayıp söyleyenler yollarını daha çok kaybetti.
Kendi ayıbını gören cana ne mutlu! Ayıp söyleyen, ayıbı kendine satın alır.
Çünkü onun yarısı ayıp ülkesindendir ve diğer yarısı da gayp ülkesindendir.
Senin başında on yara varsa, merhemini kendine kullanman gerekir.
Onun ilacı kendini ayıplamaktır; düşkün olursa, "Acıyın" sözünün yeridir.
Aynı ayıp sende yoksa emin olma; o ayıp senden de açığa çıkabilir.
Allah'tan "Korkmayın" * âyetini duymadın mı? O zaman niçin kendini emin ve hoş gördün?
İblis yıllarca iyi adlı yaşadı, rüsva oldu. Bak, adı nedir?
Onun yüksek mekânı dünyada biliniyordu; bilinmesi tersine oldu, vây ona. 
Emin olmadıkça, bilinmeyi isteme sen. Korkudan yüzünü yıka, sonra yüzünü göster.
Ey benim güzelim! Sakalın yeşermedikçe çenesi sakalsız başkasını yerme.
İblis'in canının belaya yakalandığına bak; bir kuyuya düştü de sana ibret oldu. 
Sen düşmedin ki ona ibret olasın; o, zehir içti, sen şekerini ye.

 * Mesnevî; 2. Cild, 259-260.Sh., 3013-3031. Beyitler

* Kur'ân-ı Kerim, Fussilet Sûresi, 30. Ayet:
Şüphesiz 'Rabbimiz Allah’tır' deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler iner. 
Onlara: 'Korkmayın, üzülmeyin, size vadolunan cennetle sevinin!' derler."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder