19 Ocak 2023 Perşembe

Dünyanın ıvır zıvırı bitmez; sen onları dert etme.

Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısî Hazretleri'nin Vaazlarının Derlendiği Kitap
Dünyanın ıvır zıvırı bitmez.
Bu dünyanın o tatsız tutsuz işleri olur ya, onları sen kendine hüzün sebebi yapma. 
Allah sevmiyor onu.

-Neden sevmiyor?

"Ben bu kuluma minel-ezeli ile'l ebed bu kadar şerefât giydireyim de, benim verdiğim hesaba gelmez bu şerefi hatırına getirmesin, dünya için mahzun olsun, o kuldan razı değilim" der.


Ortalık böyledir, ortalık şöyledir... 
Sen Allah'a bak, sen Allah'ın sana verdiğine bak, "Elhamdülillah" de. 
Minel ezeli ile'l ebed, Elhamdulillah. 
Kula başka söz söylemeye mahaliyet yok. 
Lîsanını yalnız Elhamdülillah ile meşgul et, başka söz konuşma sen. 
Söyle, dâima Elhamdülillah, daima Elhamdülillah, Elhamdülillah. 
Gönlün açılsın, hayatın tatlılaşsın. 
Elhamdülillah dedikten sonra tat bulursun. 
Elhamdulillah dedikten sonra hüzün keder gider, bast hâli gelir, sıkıntılar alınır. 
Onun için mahşer günü olduğunda, ilk çağrılacak olan "Hammadûn"dur deniyor. 
Onlar her hallerinde hamd eder, Elhamdülillah, der. 
Allah, Celle ve Âlâ seni Âdem evladından yaratmış. 
İstidâ mı verdin; "hayvan yap, insan yap" diye? 
Yok. 
Allah'ın mâ hâze, Fazl-ı Keremi ile bize bahşettiği rütbe bu.

"تفكر ساعة خير من عبادة سبعين سنة"

"Tefekkürü sâatin, hayrun min ıbâdeti seb'îne sene"
[Hadis-i Şerif: el-Aclûni. Keşfü'l-Hafa. 278; Aliyyü'l-Kari, el Esraru'l-Merfua. 175. Gazâlî, Ihya-u Ulûmi'd-Din, 4: 409 (Kitabu't Tefekkür); el-Heysemi, Mecmeu'z-Zevaid. 1: 78.]

Peygamber Aleyhisselâtü vesselâm; "Bu gibi hikmet membâina dalıp düşünmesi, yetmiş sene nåfile ibadet etmekten Allah'a daha sevgili" diyor.

-Neden?

Çünkü bu gibi fikir kalbine Allah muhabbetini açar. 
Allah'ın muhabbeti açıldıktan sonra, yakınlığın artar.

-Allah'ın muhabbeti ne zaman artar?

Daima "Elhamdülillah" dediğin vakit artar. 
Sağa dönersin nimet, sola dönersin nîmet. 
Her taraftan Allah'ın nimeti üzerlerimize yağıyor. 
Elhamdülillahı içten söyle, ağzından değil, kalbinden söyle. 
Hadsiz ve hesapsız nimetinin ve lütfünün içerisindeyiz. 
Nereye baksak, nimetin içerisindeyiz. 
İşte insan onu bildiği vakit ferahlıyor. 
Neşeli insanı, ferahlı insanı Allah seviyor, ona bast hâli derler. 
Kabz hâli, bütün zulmetlerin membâıdır. 
Avam onun içinden çıkamaz, onda kurtuluş yok.

Onun için Mahşerde ilk olarak münadî nidâ eder; "Hammadûn gelsin" 
Hammadûn dediğimiz, hani böyle Allah'ın nimetine ferah edenlerdir. 
Biz ferah edersek, Allah'ın nimeti ile ferah edeceğiz.
"Nerde her zaman Benim nîmetimi unutmayan ve bana her hallerinde hamdeden kullar nerdedir?" diye çağrılır. 
Onlar kalkar, toplanır. 
Ne hesap var, ne kitap var, onlar hamd kapısından cennete girer. 
Mahşer halkı orada beklesin.

*Tasavvuf Sohbetleri, Şeyh Muhammed Nazım Kıbrısî, Sh. 187, 188, 189.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder