RİZE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
RİZE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Temmuz 2012 Pazartesi
10 Ağustos 2010 Salı
RİZE (tarihçe)
Anadolu’nun kuzeydoğusunda Kaçkar Dağları ile Karadeniz arasında oldukça sarp bir arazide kurulan Rize’nin tarihi hakkında yeterli bilgilere sahip değiliz. Rize yöresinde yaşayan ilk kavim bitişken dilli, Asyanik kavimleridir. Bölgenin adının ilk defa yazılı bir kaynakta geçmesi M.Ö. 8 yüzyılda olmuştur. Bir bölgede Tarih Çağı’nın başlaması, ilk defa o bölgenin bir yazılı kaynakta anılması ile olur. Bu yüzden, Çoruh boyları ve Rize bölgesi tarihte ilk olarak, Urartulu II.Sardur’un, M.Ö.765 yılında Kars’ın kuzeyindeki, Çıldır Gölü’nün güneyinde yer alan Taşköprü Köyü üstündeki kayalıkta kazdırdığı çivi yazılı kitabede, ‘Kulki/Kulkha’ olarak geçmiş, sonraki Yunan kaynaklarında da ‘Kolk-Koldit’lerden bahsedilmiştir. Bu çivi yazılı kitabe, bölge adının yazılı olarak ilk defa bir yerde geçtiği kaynaktır.
Büyük İskender’in, Pers kralı III. Darius’u yenilgiye uğratması ile elde ettiği Anadolu hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. İskender’in ölümünden sonra komutanları ile satraplar arasındaki çıkar ve egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes, Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos Krallığı’nı kurdu. Pontos Kralı Farnakes M.Ö. 180′de Rize’yi işgal ederek krallığın topraklarına kattı. Rize yöresi daha sonra M.S. 10 yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarının içerisinde kalmıştır.
Büyük İskender’in, Pers kralı III. Darius’u yenilgiye uğratması ile elde ettiği Anadolu hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. İskender’in ölümünden sonra komutanları ile satraplar arasındaki çıkar ve egemenlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes, Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos Krallığı’nı kurdu. Pontos Kralı Farnakes M.Ö. 180′de Rize’yi işgal ederek krallığın topraklarına kattı. Rize yöresi daha sonra M.S. 10 yılında Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir. Roma’nın ikiye ayrılmasından sonra Rize ve çevresi Bizans topraklarının içerisinde kalmıştır.
Rize İle İlgili Genel Bilgiler
Yüzölçümü: 3.920 km²
Nüfus: 365.938 (2000)
İl Trafik No: 53
Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize, bölgenin en karakteristik özelliklerini gösterir. Anadolu’nun diğer bölgelerinden coğrafi yapısıyla olduğu gibi kültürel yapısı ile de ayrılır. Dik yamaçlı vadileri, doruklara ulaşılabilir dağları, buzul gölleri, zümrüt yeşili yaylaları, tarihi kemer köprüleri ve kaleleri, coşkun akan dereleri ile çok özel bir turizm beldesidir.
Rize'nin Coğrafi Konumu
Rize ili batıda Trabzon, güneyde Erzurum ve Bayburt, doğuda Artvin illeri ile kuzeyde Karadeniz’le çevrilidir. Rize İlinin yüzölçümü 3920 km² ’dir. Çok engebeli ve dağlık bir arazi yapısına sahip olan Rize’nin kıyı şeridinin uzunluğu 80 km, genişliği ise 20-150 m arasında değişmektedir. Kıyı şeridinde akarsuların taşıdığı alüvyonlarla oluşan düzlükler yer almaktadır.
Rize Kalesi
Kale şehir merkezinin güney batısında yer alır. İç kale ve aşağı kalelerden meydana gelmektedir. Yoğun yerleşme sebebiyle aşağı kale tamamen yok olmuş batı tarafında ki bazı sur parçaları günümüze kadar gelebilmiştir.
Ağaran Şelalesi, Rize
Siz Rize’yi bilirmisiniz?
Hani…. Yeşilin maviye mavinin yeşile hasret olmadığı Rize’yi…
Hani var ya …. Bulutların ülkesi Kaçkarların eteklerindeki Rize’yi…
Evet…. Evet…
Çay diyarı Rize’yi…
Bilmezmisiniz? Tabi ki bilirsiniz.
Karadenizin dalgalarıyla, kimi zaman hırçın kıyılarını dövdüğü, kimi zamanda sevdiği, okşadığı Yeşil Şirin Rize’yi…
Hani…. Yeşilin maviye mavinin yeşile hasret olmadığı Rize’yi…
Hani var ya …. Bulutların ülkesi Kaçkarların eteklerindeki Rize’yi…
Evet…. Evet…
Çay diyarı Rize’yi…
Bilmezmisiniz? Tabi ki bilirsiniz.
Karadenizin dalgalarıyla, kimi zaman hırçın kıyılarını dövdüğü, kimi zamanda sevdiği, okşadığı Yeşil Şirin Rize’yi…
Doğal İlaç = Anzer Balı
Dünyada eşi emsali bulunmayan kır çiçek flora örtüsüne sahip Doğu Karadeniz’de üretilen Anzer balı doğal şifa kaynağı. Yapılan araştırmalarda Anzer’de 400-500 çeşit çiçek bulunmakta ve bunların içinde 80-90 tane endemik çiçek sadece Anzer’de yetişmekte. Anzer’de, bu çiçeklerden arıların topladığı bal dertlere deva, hastalıklara şifa olmakta.
Anzer’de ağaç yetişmemektedir. Bu nedenle Anzer balında sadece endemik çiçeklerin polenleri bulunmaktadır. Haziran ayının son haftasında gözlerini çiçeklere açan arılar Ağustos ayının ortasına kadar ballarını tamamlarlar. Hava şartlarının etkisine, çayırların biçilme zamanına bağlı olarak bal üretim miktarı yıllara göre değişmektedir. Anzer balına dışarıdan şeker veya başka bir katkı maddesi verilmemektedir. Anzer balı birçok hastalığın şifa kaynağıdır. Zengin vitamin içeren Anzer balının yüzde 25′i proteinden oluşuyor. Bir çay kaşığı baldan alınan B5 vitamini, 75 buğday ekmeği, 6 kilo portakal, 12 kilo domates, 16 kilo elmadan alınabiliyor.
Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır bir gıda olması nedeniyle, yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol, futbol, halter, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan sporculara güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için de kullanılabilir. Üretilen Anzer balı Ankara-Hacettepe Üniversitesinde polen tahliline tabi tutuluyor. Üretilen balın % 70 i Almanya, İngiltere, Amerika, Fransa, İsviçre, Kuveyt, Suudi Arabistan, İran, Japonya gibi ülkelere ihraç ediliyor.
Yapılan klinik araştırmalarda tespit edilen faydaları şunlar:
. Erken teşhiste kanser hastalıklarında tedavi edicidir.
. Kalp ve damar hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıklarında tedavi edicidir.
. Akciğer ve beyin hastalıklarını iyileştirir, felç ve sinir hastalıklarını giderir.
. Ağrı ve sancıları giderir, ağız yaralarını iyileştirir.
. Ameliyat yaralarını erken kapatır, bağışıklık sistemini düzenler.
. Bademcik iltihabını yok eder, bağırsak iltihabını giderir.
. Büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler, cinsel gücü arttırır.
. Damar sertliğini, tıkanıklığını yok eder, kanı temizler.
. Hafızayı güçlendirir, hazmı kolaylaştırır, halsizliği giderir.
. Gözleri güçlendirir, kemikleri kuvvetlendirir, kasları geliştirir.
. İştah açar, ishali keser, kabızlığı giderir, kilo yapmaz.
. Kısırlığı giderir, prostatı önler, sarılık, hepatit B ve C de tedavi edicidir.
. Saç dökülmesini önler, öksürüğü ve astım hastalığını tedavi eder.
Anzer’de ağaç yetişmemektedir. Bu nedenle Anzer balında sadece endemik çiçeklerin polenleri bulunmaktadır. Haziran ayının son haftasında gözlerini çiçeklere açan arılar Ağustos ayının ortasına kadar ballarını tamamlarlar. Hava şartlarının etkisine, çayırların biçilme zamanına bağlı olarak bal üretim miktarı yıllara göre değişmektedir. Anzer balına dışarıdan şeker veya başka bir katkı maddesi verilmemektedir. Anzer balı birçok hastalığın şifa kaynağıdır. Zengin vitamin içeren Anzer balının yüzde 25′i proteinden oluşuyor. Bir çay kaşığı baldan alınan B5 vitamini, 75 buğday ekmeği, 6 kilo portakal, 12 kilo domates, 16 kilo elmadan alınabiliyor.
Özellikle çabuk enerjiye dönüşen hazır bir gıda olması nedeniyle, yüzme, dağcılık, atletizm, basketbol, futbol, halter, bisiklet yarışı gibi sporlarla meşgul olan sporculara güç vermek ve yorgunluklarını hafifletmek için de kullanılabilir. Üretilen Anzer balı Ankara-Hacettepe Üniversitesinde polen tahliline tabi tutuluyor. Üretilen balın % 70 i Almanya, İngiltere, Amerika, Fransa, İsviçre, Kuveyt, Suudi Arabistan, İran, Japonya gibi ülkelere ihraç ediliyor.
Yapılan klinik araştırmalarda tespit edilen faydaları şunlar:
. Erken teşhiste kanser hastalıklarında tedavi edicidir.
. Kalp ve damar hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıklarında tedavi edicidir.
. Akciğer ve beyin hastalıklarını iyileştirir, felç ve sinir hastalıklarını giderir.
. Ağrı ve sancıları giderir, ağız yaralarını iyileştirir.
. Ameliyat yaralarını erken kapatır, bağışıklık sistemini düzenler.
. Bademcik iltihabını yok eder, bağırsak iltihabını giderir.
. Büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler, cinsel gücü arttırır.
. Damar sertliğini, tıkanıklığını yok eder, kanı temizler.
. Hafızayı güçlendirir, hazmı kolaylaştırır, halsizliği giderir.
. Gözleri güçlendirir, kemikleri kuvvetlendirir, kasları geliştirir.
. İştah açar, ishali keser, kabızlığı giderir, kilo yapmaz.
. Kısırlığı giderir, prostatı önler, sarılık, hepatit B ve C de tedavi edicidir.
. Saç dökülmesini önler, öksürüğü ve astım hastalığını tedavi eder.
Rize'nin Yöresel Yemekleri
MISIR EKMEĞİ
Yöresel yiyeceklerin temelinde genellikle mısır ve mısır unu bulunmaktadır. Bunun böyle olması da tabiidir. Eskiden anbarda mısır oldu mu korkacak bir şey yoktu. Evde her zaman ekmek varsa yiyecek de var demekti.
Mısır ekmeği pişirmenin iki safhası bulunmaktadır. Bir; ekmeğin piş irileceği plekiyi bu işe hazırlamak, ikincisi de ekmek hamurunu yoğurmak.
Ayder Yaylası, Rize
Ayder, Çamlıhemşin ilçesinin 19 km. güneydoğusunda 1350 m. yükseklikte çam ormanları ile kaplı daha ziyade yayla niteliğinde bir yerdir. Fırtına deresi boyunca eşsiz doğa güzelliklerini izleyerek varacağınız Çamlıhemşin ilçesi hudutları dahilinde yer alan Ayder gürgen dibiyle Aşağı ve Yukarı Ambarlık(Gelin Tülü) şelalesi, yayla evleri, çiçekli düzleri, türlü çiçeklerdin elde edilen balı ve şifalı kaplıcasıyla sırtını Kaçkarlar’a dayamış, çam örtülü yamaçlarla kaplı cennet görünümündedir. Bakanlar Kurulu Kararı ile 1987 yılında “Turizm Merkezi” ilan edilen Ayder’de İl Özel İdaresi ve özel kuruluşlar tarafından otel, kaplıca tesisleri yapılmaktadır. Yaz aylarında yerli ve yabancı turistler 55 derece sıcaklıktaki yeraltından gelen, şifalı kaplıca suyundan yararlanmaktadır. Kaplıca romatizmal hastalıklar, iç hastalıkları, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.
Andon Ilıcası (Küçükçayır) İçmeleri, Rize
Andon; yeni adıyla Küçükçayır Rize Merkeze 25 Km uzaklıkta bulunmaktadır. Yol stabilize kaplama olup, heyelan nedeniyle bazı kesimlerinde yolda bozukluklar bulunmaktadır. Buranın en önemli özelliği içmeler mahallesinde bulunan ılıcalardır.
Dağmaran, Rize
Doğa, insan ve yöresel damak zevkinin buluştuğu mucize mekan…
Rize’ye Gidince DAĞMARAN’a uğramadan dönmeyin! Karadeniz bölgesinin en güzel illerinden biri olan Rize’ye son zamanlarda yolunuz düştü mü? Eğer düşer ise o güzellikleri yaşamadan Dağmaran’da muhlama yemeden sakın geri dönmeyin.
Rize’ye Gidince DAĞMARAN’a uğramadan dönmeyin! Karadeniz bölgesinin en güzel illerinden biri olan Rize’ye son zamanlarda yolunuz düştü mü? Eğer düşer ise o güzellikleri yaşamadan Dağmaran’da muhlama yemeden sakın geri dönmeyin.
Kale-i Bala (Çamlıhemşin), Rize
Çamlıhemşin ilçesine 40 km. uzaklıkta Hisarcık Köyü sınırları içerisinde Fırtına Deresi’nin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Kaynaklarda geçen bir diğer adı ise Varoş Kale’dir. Kale Kaçkarlar’ın iç kısmına geçit veren Başhemşin ve Tatos Geçidi’ne yakındır. Kalenin surları oldukça harap olmuştur.Duvar işçiliği bakımından Zilkale ile benzerlikler görülür. Kale-i Bala’nın da 14., 15. yy’larda yapıldığı sanılmaktadır.
Rize’ye Nasıl Gidilir?
Karayolu: Doğu Karadeniz şeridi üzerinde yer alan Rize; Trabzon-Samsun ile batıya, Sarp Sınır Kapısı ile B.D.T. ülkelerine yine Hopa-Artvin ile güney doğuya ve İran’a bağlanır.
Otogar Tel : (+90-464) 223 38 51
Denizyolu: Yaz mevsiminde İstanbul’dan yapılan feribot seferleri Rize’ye kadar uzanmaktadır.
Liman Tel : (+90-464) 612 10 71
Rize’nin Tarihçesi
Rize adının, M.Ö. 7. yüzyılda başlayan kolonizasyon döneminde, yörede bol pirinç yetiştirilmesinden ötürü kent yakınlarından geçen çaya verilen “Rhizios” veya sonraki dönemlerde verilen “Rhizaion” dan geldiği söylenmektedir.
2 Haziran 2010 Çarşamba
İslam Paşa Camii, Rize
İslam Paşa Camii (Kurşunlu Cami): Rize kent merkezinde çarşı içindeki cami 16. yüzyıl yapısıdır. Kesme taştan dikdörtgen planlı olup, 24 pencereli bir kubbeye sahiptir.
Gülbahar Camii, Rize
Gülbahar Camii: Rize kent merkezinde bulunan cami 16. yüzyılda Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun tarafından yaptırılmıştır. 1952 yılında bir onarım geçiren cami kare planlı olup, bir kubbeye ve tek şerefeli bir minareye sahiptir.
Atatürk Evi Müzesi, Rize
Atatürk Evi Müzesi (Mehmet Mataracı Konağı): Atatürk’e ait bazı eşyalar yanında, bölgeden çıkarılan etnografik eserlerin de sergilendiği Mehmet Mataracı Konağı’nın (Atatürk Evi Müzesi) kuzeyinde geniş bir bahçesi vardır. 19. yüzyıl sonları sivil mimarisi özelliklerini taşıyan yapı, iç sofalı planlı üç katlı bir evdir. İkinci katta, kuzeydoğudaki oda, Atatürk’ün kaldığı odadır. Ulu Önder Atatürk 17 Eylül 1924 yılında Rize’yi ziyaret ettiği sırada Mataracı Mehmet Efendi’nin evinde misafir edilmiş ve bu odada kalmıştır.
Müzesi Sarı Ev, Rize
Rize Müzesi (Sarı Ev): Sarı Ev olarak bilinen ve 19. yüzyıl sivil mimari örneği olan yapı, 1998 yılında müze olarak açılmıştır. Müzede etnografik eserler sergilenmektedir.
Etnografya Müzesi
Adres: Müftü Mah. Kirazlık Sok. No:2 – Rize
Tel: (464) 213 04 29
Zil Kalesi, Rize
Zil Kalesi: Ortaçağın sonlarında yapıldığı tahmin edilen kale Çamlıhemşin ilçesindedir. Çam ormanları ile kaplı bir vadiye hâkim bir noktada bir kaya kütlesinin üstüne moloz taşlardan inşa edilmiştir. Duvarları 1,5-2 m. kalınlıktadır. Kalenin doğusu, güneyi ve kuzeyi doğal uçurum olup, yalnızca batı ve kısmen kuzeyde yüksek surlar bulunmaktadır.
Kız Kalesi, Rize
Kız Kalesi Pazar ilçesinin batı girişinde denizin içerisine bir kaya üzerine inşa edilmiş olup, Bizans döneminden (M.S. 8. yüzyıl) kalmadır. Bu yapı, günümüzde tek bir gözetleme kulesiyle ayakta durmaktadır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)