Şeyhzade lakabıyla tanınmış olmasına rağmen, kendisi Büyük Şeyh Hacı Ahmed Efendi’ nin torunu ve beşinci oğlu Abdullah Arif Efendi’ nin büyük oğludur.
Annesi müderris ve şeyh Mehmet Ali Efendi’nin kızı Hafize Hanım’dır.
İkinci derecenin üstünde denklemlerin çözümünü tam bir hassasiyetle gerçekleştiren Ebu Kâmil Şücâ.
Asıl ismi, Şüca bin Eslem bin Muhammed el-Hasib el-Mısri olup künyesi Ebu Kamil’dir.
Matematikçiler arasında İbni Eslem el-Hasib (hesap, matematik alimi) adıyla meşhur oldu.
Doğum ve vefat tarihleri net olarak bilinmemekle beraber, kaynaklarda H.236-339 / M.850-950 seneleri arasında yaşadığı ifade edilmektedir.
Aslen Mısırlı olmasından dolayı el-Mısri diye de anılmaktadır.
M.868-884 yıllarında Kahire'de yaşadığı ve gemi inşaat mühendisi veya yapımcısı olarak, bir kısmında ise bazı valilerin yanında muhasip olarak çalıştığı söylenmektedir.
Ahmet Mekkî Efendi, çok cömert idi.
Gece-gündüz kapısı sevenlerine, gelenlerine açıktı.
Misafirlerine karşı her zaman ikram edilecek bir şeyler de bulurdu.
Kendisi de çağırılan, davet edilen yere gider ve gittiği yerlerde büyüklerin hallerinden, yaşayışlarından bahsederdi.
Müftülük yaptığı zamanlarda din görevlilerine daima şefkatli davranır, hal ve hatırlarını sorup gönüllerini alırdı.
Maddi durumu iyi olmayanlara elinden geldiği kadar yardımcı olurdu.
Bu sebeple emrinde çalışanlar onu bir müftü olarak değil, şefkatli bir baba gibi görürlerdi.
Konya İmam Hatib Okulu'nun açıldığı yıllarda Öğretmen bulmakta güçlük çekiliyordu.
Sadece Konya'da değil her tarafta öğretmen açığı vardı.
Konya'nın ve Konya İmam Hatib Okulu'nun her şeyi olan Hacı Veyiszâde, bu açığı kapatmak için, nerde bir ehil adam görse, onu göreve çağırıyordu.
İşte o günlerde, bir öğle vakti, Hoca, faytonla, İmam Hatib Okulu'ndan Aziziye Câmiine geliyordu.
Yaz sonlarıydı, hava güzeldi, faytonun gölgeliği arkaya atılmıştı.
Hacı Veyiszâde, her zaman olduğu gibi, faytonun üstünde de, sağına soluna, etraftaki herkese selâm veriyordu.
Etraftaki insanlar da Hoca'nın selâmını almak için can atıyorlardı, eğer bir yerlerde oturuyorlarsa ayağa fırlıyorlar ve saygı duruşuna geçiyorlardı.
Adalet de ÖMER'den, sıdk da EBUBEKİR'den
Örnek alan Gönüller, gafil olmaz zikir'den...
ALİ ilmin kapısı, OSMAN hayâ timsâli,
NUR DEVRİ'nin bir daha gelmez eşi, emsâli.
*Gönül Söyler Dil Susar, Abdullah GÜLCEMAL, 1986, s.119.
Nergisler tomurcuk laleler açar
Müşâhede ettim ol bizden kaçar
Melekler ol yolda reyhanlar saçar
Dağların mecnunu oldu bu Ahmet
Yaşar Gökçek Hoca'ya:
İstanbul, Küçükyalı'daki evinde, Seyyid Hüsâmeddin Aydın'la beraber:
-Hocam, Hacı Veyiszâde merhumu ilk defa nerede, nasıl tanıdınız?
Sizin bu konuda çok ilginç hatıralarınız vardır.
Anlatır mısınız, lütfen? diye sordum.
Babalarınızı terk etmeyin.
Kim babasını terk ederse; o kâfirdir.
Hadis-i Şerif
Sahîh-i Buhârî, Hadis No: 6768
Müttefegun Aleyh